|
Soma yazmak zordur.
Yazdıklarının her ucundan birileri tutar istediği yere çeker. Yazdıklarında birilerini mutlu etme ya da yerme hususu algılanırsa kimse hoşlanmaz. Översen yağ yerersen mikser olursun.
Soma Kurtuluşa yazmaya başladığımdan bu yana tam 1 yıl geçti. Geçen yıldan bu yana yazdığım 48 yazının -onikisi üst üste olmak üzere- 31 tanesinin Soma ile ilgili olduğunu gördüm. Bununla birlikte 32 ediyor. Bence hesap verme zamanı geldi.
Soma yazınca da bir şeyler oluyor veya birilerini harekete geçiriyoruz sanmayın. Genel editörümüz Hafit Uyar’ın belirttiği gibi, Soma bir Somalılar Cehennemi gibi. Kazanın başında zebani durmasına gerek görülmüyor.
Benim yazılarımda söz ettiklerimin ardından, aklınıza bekarın eşinden boşanmasının kolaylığıyla ilgili herkesin bildiği bir deyim gelebilir. Belki yöneticilerin yüreklerinde ne fırtınalar kopuyordurda haberimiz yoktur. Yetkililer yaşadıkları stresin yanında benim yazdıklarımı görünce lâ havle çekiyorlardır.
Geçen bir yıllık süreçte kaybolmaya yüz tutan tarihi değerlerimiz hakkında yazdım. Avrupa Birliğinden destekli arıtma tesisi yapılabiliyorsa Kültür Bakanlığı destekli Darkale, Apollania, Balıkhane, Cinge Cephesi, Damgacı, Karacahisar restarasyonları da yapılabilir. Tarihi dokuyu korumak bir sorumluluk olmasına rağmen geçen yıldan bu yana yapılan sadece Kırkoluk önünün banyo (!) fayanslarıyla kaplanması oldu.
Daha önce bunlardan bahsettiğim için kısa kısa geçiyorum. Örneğin Belediye Kanununda kendine yer bulan Belediye Meclisimizin ve Kent konseyimizin TBMM ‘den Cinge Cephesi için İstiklâl Madalyası talep etmesi veya Genel Kurmayımızdan yardım istemesi bir yana konuyu araştırdığını bile sanmıyorum.
Maden ve Enerji Müzesi hakkında bir araya gelinsin dedik. Madencilikte yüzüncü yılımız gelip geçmek üzereyken bu konuda bir çalışma olup olmadığını da bilmiyoruz. Kent konseyim nasıl bir çalışma içinde olduğunu açıklama ihtiyacı bile duymuyor.
Yazılarını dikkate alıyoruz diyenler dikkate alsaydı, Soma’nın 1930-1950 yıllarını anlatan hanımefendi vefat edene kadar beklemezlerdi. Somanın 30–50 arası ne işe yarar derseniz o zaman okuyoruz demenin manası da yok.
Soma’nın ülkemize sağladığı artı değer katkısında ilk 70-80 ‘e girdiğini gururla savunuyoruz. O halde bizde Soma’yı Akçaabat, Buca, Karşıyaka, Bozüyük, Akhisar, Turgutlu, Tavşanlı, Pursaklar gibi nice ilçelerle kıyaslayacağız ki bu ilçelerin neleri nasıl başarabildiğini görebilelim. Özel kaynakları teşvik ederek hedefi koymayıp hedefi dar tutarsan işi başlamadan bitirirsin.
İnsanlara insanca davranmak lüks veya lütuf değil haktır.
Memuriyet ve siyaset için hizmet sunmak seve seve yapılacak bir çalışmadır. İşlerin yoğunluğunu bahane eden hizmet etme işine hiç girmeyecek. Nitekim iş bulmanın yerel siyasetin üstünde olduğunu bilerek iş vaat edenler şimdi bunun sıkıntısını yaşıyorlar. Somalılara hizmet etmek için gelen, hizmetini yapamazsa sonuçlarına katlanmak zorunda kalır.
İyileri översen sorun yok ama yolunda gitmeyen işleri anlatırsan senden kötüsü olmaz. Yukarda Başkanımı yerdiğimi düşünenler, onun şık giyimini ve kibarlığını beğenişimi yağcılık olarak görebilirler. Tonlarca ağırlığında araçlar şehir içinde manevra yapınca, Başkanın gitti alt yapı diye içinin cız etmesi onun işinin zorluğunun göstergesidir. Ama itimat kontrole mani değildir. Sonuçta ben de bir seçmenim.
Son günlerde görüşlerine değer verdiğim bir büyüğüm “Açıldın Kayapalı, herhalde emekliliğini isteyeceksin” diye tatlı bir sitem etti. Bakıyorum da; Okunuyor diye düşünüp yazdıklarıma kısa kısa değindiğim bu yazım hesap vermekten çıktı gitti. En iyisi ilk kısmını burada keselim.
Bu yazı 1573 kere okundu.
|