|
Bin yıldır kardeştik.
Kız alıp kız verdik, dünürler olduk.
Ondan sonra nerelerin ajanı veya işbirlikçisi olduğu belli olmayan birini devletin karşısına çıkardıklarını sanıp onu çaput gibi kullandılar. Hastalıklı icraatların sahibiyle kedinin fareyle oynadığı gibi oynadılar.
Kim yaptı bunu
ABD ve İsrail…
Yüz yıl öncesinin İngiltere-Fransa emperyalizminin yerini günümüzde siyonizm destekli ABD emperyalizmi aldı. Kendisi gibi düşünmeyenleri anında terörist ilân edip kana bulayan ABD ile İsrail ülkemiz üstünde yeni oyunlar kurmaya başladılar.
Zulmettikleri İslâm ülkeleri de, İslâmiyeti dünyaya acizlik ve sefalet gibi gösterdikleri için bunların ekmeğine yağ sürdüler. Bakın televizyonlara; hepsi (geleneksel giysileri hariç) giyiminden yaşam tarzlarına kadar dinimizi geri kalmışlığın simgesi gibi gösterme yarışındalar. Bundan doksan yıl önce müslüman bir halkı tam dünya üzerinden sileceklerdi ki; Hiç ummadıkları bir anda onlara “Şu talihsizliğimize bakın ki bu yüzyılın lideri Türklerden çıktı” dedirten biri çıkıp bir halkın yeniden doğuşunu kurguladı. İlk yıllarda devrimlerle şahlanıp açık alınla her savaştan çıkınca taktik değiştirdiler.
Bir ulusun hakkından topla tüfekle gelinemiyorsa en güzeli parçalanıp bölünmesidir.
Onun için önce sünni-alevi denediler. Oyun çabuk bozulunca bu defa sağ-sol diye bir iş icat ettiler. O kadar ileri gittiler ki asırlardır süregelen değerlerimizi karşılıklı paylaştırdılar. Kimi Şeyh Bedrettin Pir Sultan düşmanı oldu, kimi mehterin coşkusunu yaşayamadı. Mehmet Akif, Necip Fazıl, Nazım Hikmet, Attila İlhan gibi türkçe dâhileri aynı dünyaya lâyık görülmedi
Bundan sıkılınca lâik-dinsiz diye bir şey yumurtladılar. Sanki lâik dinsizmiş, dindar dinden başka bir şey bilmezmiş gibi. Ardından insaniyet yönle tayin edilirmiş gibi bir doğu-batı tezgâhı tutturdular
Ve biz bu oyunlara hep geldik. Aynı coğrafyanın insanları bi-şekilde karşı karşıya getirildik. Kovsan bu ülkeyi terk etmeyecek insanlarda tahammülsüzlük başladı. Bir arada sohbet ederken düşmanlığı aklının ucuna bile getirmeyenler birbirine kuşkuyla bakar oldu. Bunlar yetmezmiş gibi devletin malını yakma yıkma cüretini gösteren, kendisini tehdit olarak gören bedhahlar da provakatörlüklere soyundular.
Biz bu oyunlara geldikçe daha üzerimize gelecekler.
İşi gücü bıraktık, ABD’nin 24 Nisanda soykırım sözcüğünü kullanacak mı kullanmayacak mı diye siyasetimizi şekillendirme gayretine girdik. Tarihi kasten saptıranlar soykırım sözcüğünü kullansa ne olur kullanmasa ne olur Bunların istediği buysa ve biz de bu oyuna geliyorsak, donunu toplamaktan aciz Ermenistan gibi ülkeler kendini Türkiye ile muhatap tutabilme yarışına girerler.
Dünyaya açılmaya çalıştıkça hoş görünme çabasına giriyoruz. Buna dayanıp Akdamar’daki kilise yılda bir kere ayin için açılıp jest yapılacaksa, o zaman bana da Ramazanda ibadet amacıyla Ayasofya açılsın.
Bu olsa bile önce içimizden itirazlar başlar. Tıpkı özür dileme kampanyası gibi gereksiz ve halkın nabzını asla tutmayan imza kampanyaları başlatılır.
Biz bu oyunu elbirliğiyle bozsak bile bu sefer yeni yeni gündemler bulup üzerimize salacaklar. Biz bulacakları yeni meşgalelerle uğraşırken, dünya üzerindeki mazlum kitlelerin katline daha çok zaman ayırabilecekler. Yeter ki sen hesap sormak gibi meşguliyet ile uğraşma.
Gündemlerimiz zaten onar-onbeşer günlük. Dün anayasa ile meşguldük bugün yumrukla meşgulüz. Yenilerini de bulurlar.
Yeni gündemlerde buluşmak üzere!..
Bu yazı 1112 kere okundu.
|