|
Küçük yaşta anasını kaybedenler,
Yaşayamadan çocukluğunu
Babasını toprağa yatıranlar;
Çok severken anasını ya da babasını
Buhar gibi yitiriverenler,
Bu tarafa ayrılsınlar…
Bulun onlara
Dünyanın gelmiş geçmiş en komik filmini,
Ve seyrettirin o anasız babasız kalmışlara;
Seyrederken gülmekten yerlere yatsınlar ama
Karınları kasılsın gülmekten…
Yalnız içinde şöyle bir sahne olsun
Canıyla anasına sarılsın esas oğlan,
Ya da babasını kucaklasın o’nun güzel kızı
Mutluluk gözyaşlarıyla birbirini kucaklasınlar!...
İşte!
O zaman seyredin siz bu tarafa ayrılanları,
Görürsünüz hepsinin gözünde iki damla yaşı,
Bilirler ömürlerince böyle bir anı
Hiç yaşayamayacaklar artık,
Sanki yüreklerine yerleşir bir kaldırım taşı,
Boğazında kusturacak gibi bir hıçkırık;
Sonsuza dek hiç geçmeyecek özleyiş
Arada görsem de biraz konuşabilsem diye,
Asırlarca dinmeyecek bir bekleyiş;
Yada ne zaman, nerde, nasıl olacağı belli olmayan
Apansız bir kavuşmayı isteyiş !…
* * * * * * *
- O’na çok iyi öğreten biri ve bir bildiği olmasa, O aziz peygamber hiç “Cennet anaların ayağı altındadır” der miydi? Belki de bu yüzden Anaların bedduası tutmuyor.
- Bir ananın sevgisi er meydanında şehit düşen askerin şahadeti gibi kutsaldır.
- Bir anne hem çocuğunun hem de hayatın oyuncağıdır.
- İnsan en çok sevgilisini, en iyi arkadaşını, en güzel ailesini, en uzun babasını ve en çok, en iyi, en güzel, en uzun annesini sever.
ANNELER!...
BİR GÜN DEĞİL HER GÜN SİZE GÜZELLİKLER GETİRSİN…
Bu yazı 1004 kere okundu.
|