|
Babalık mutluluğun resmidir. Tarihi insanlık tarihi ile başlamış, ulaşılması en kolay, sürdürülmesi çok zor ama en zevkli ve en kutsal bir kurumdur.
Babalık uyurken onun yüzünü seyretmektir. Uyandığında da sana peltek peltek bir şeyler anlatmaya çalışmasıdır. Sizi gördüğü zaman yüzünde gülücüklerin yayılmasıdır. Ateşlendiğinde cayır cayır yanmanızdır.
Koskoca çarşı ortasında elinde bazen tahta kılıç, bazen oyuncak araba, bazen plastik bebekle kocaman adamın çocuk gibi çocuğun ardında koşuşturmasıdır. Babalık çocuğun her penaltısının golle sonuçlanmasıdır.
Her güreşte soluk soluğa kalınmasına aldırış etmeden çocuğun bir daha… bir daha… bir daha… bir daha babasıyla güreşmek isteğidir. Her güreşte çocuğun tuş etmesidir.
Yani böyle bir şeydir işte!...
Bütün bunlar olurken, o’nun babası yanında olduğu için doya doya koşup sevinçle oynamasıdır. Öyle oynar ki, Senin bile dünyayla alâkan kesilir.
Baba olmak, hiçbir şeyin farkında olmayan bir yaratığın ayaklarının dibinde dolaşması, mutlu olmasıdır.
Yada bir düşünün isterseniz. Acaba o mu mutludur yoksa yanı başımızda diye o’na sevdalı yüreklerimiz mi mutludur?
Yani babalık öyle bir şeydir ki; O denli sağlam ve güçlüyken bir tebessümle anında yerle bir olan bir makamdır.
Babalık bir mutlu gülücüğün insanın yüreğini halka halka göklere uçurmasıdır.
Bir gün apansız ve ondan önce bırakıp gitme dileğidir. Evlat acısını yaşamaktan çıldırasıya korkmaktır. Yaşayanları da teselli edememektir.
Babalık, çocuk 5 yaşındayken “Babam her şeyi biliyor” mantığıdır. 15 yaşında “Babam her şeyime karışıyor” dürtüsüdür. 25 yaşında “Ben daha iyi bilirim, babam pek bilmez” bilgiçliğidir. 35 ‘inde “Bir de babama danışayım hiç olmazsa tecrübesi var” fikrinin yaşaması, 45 ‘inde de “Ahh babam hayatta olsa da bir de ona danışabilseydim.” felsefesidir.
Babalık, her babanın çok iyi anladığı bu duyguları yarım yamalak anlatmaya çalışmaktır. Ya da anlatamamaktır, kelimelerin yetersizliğidir.
Yani böyle bir şeydir işte.
Bu nedenle ben de Haziran ayının üçüncü haftası gelirken;
Diliyorum kaybettiğimiz babalarımız da hep yaşasınlar.
Ve başta evlâdını yitirmiş babalarımızın…
Babasını kucaklayamayan babaların,
Onları dünyaya getiren annelerin,
Hem anne hem baba olan annelerin ve babaların...
İnsan gibi insan tüm babaların, annelerin, oğulların, kızların, babasını özleyenlerin babalar gününü kutluyorum!...
Bu yazı 1131 kere okundu.
|