|
Fikrimi açıkça beyan edebildiğim için Anayasa oylaması ile ilgili bazı hususları aracısız olarak bizzat sayın Manisa Milletvekillerime sormak istedim.
Sayın Manisa Milletvekillerim,
Size oy veren milletin bireyi olarak ben asilim siz vekilsiniz. İsim isim yazmama gerek yok. Nasıl olsa herkes nere milletvekili olduğunu biliyor. Benim sorularıma değer verip, biriniz bizlere izah ederse burada zevkle yayımlarım. Ama “Kimdir bu, tiz huzuruma getirile” denirse veya “Huzuruma getirmeden huzursuz edile” denirse buna da cevabım olur.
Sayın Vekillerim, saygı duyduğum seçilmiş büyüklerim… Bu bir destek yazısı veya karşı çıkma yazısı değildir. Başka yönlere çekilmesini istemem. Olsa olsa milletin bir ferdinin serbest düşüncesidir diye düşünmenizi dilerim.
Ben herhangi bir cemiyette veya toplantıda etki altında kalmamak adına kendi fikrimi önceden açıklarım. Sonra fikirlerin içinden aklıma yatan makulu kabul ederim. Şimdi de öyle olacak gibi.
Evvelki hafta 12 Eylül travmasından söz etmiştim. Orada da kendi fikrimi önceden belirtmek bakımından öz düşüncelerimi yazmıştım. Bu yazıma, -her ne kadar gazeteme gelmese de- yolda belde bana gelen eleştirilerde “12 Eylül diyorsun. İyi ama… “ diye başlayan söylemlerle başka insanların da kafasının hala karışık olduğunu fark edebiliyorum.
12 Eylülde anayasa ile ilgili bir halk oylaması var ve kafaların karıştığı yer burası.
Benim gibi sıradan insanlar hatta partililer bile oylamada evet mi hayır mı oyu vereceklerini kestiremiyorlar.
Şimdi sorular:
Oylamada “EVET” dersem; 30 yıl öncesinin görev adı altında diğer insanlara eziyet eden bazı insanlardan veya liderinden gerçekten hesap sorulacak mı? (Geç.md.15) Ya da yetkililer halk nasıl olsa onayladı, bırakalım hesap öbür dünyada sorulsun, Allahından bulsun deyip Türk toplumunun vicdanında ertelenecek mi?
Oylamada “HAYIR” dersem; Anayasa değişikliği diye sunulan ama sadece birkaç maddeden ibaret olup, değişikliklerde ince nüansları araya sıkıştırılan, örneğin Yargıyı dışlayan (md.69), Kamu denetçiliği Kurumunu kuran (md.74) maddeler yüzünden veya partilerinin kapatılmasından rant elde edenler yüzünden önümüzdeki onyıllar boyu anayasa değişikliği gündeme gelmeyecek mi? Yoksa 12 Eylül vicdanlarda aklanmadan, hala derine inme ihtiyacı duymadan günlük yaşayan halkımıza bir tuzak mı bu? Denildiği gibi adalet siyasallaşıyor mu? (md.144,146,147,159, Geç.md.20) Yoksa halk hesabı öbür dünyaya bırakma eğilimi ile bütün yaptıklarının hesaplarını versinler tarzı yargılama arasında mı bırakılıyor?
Sayın Vekillerim,
İnanın yerel siyasilerimiz konuya vakıf olsalar bile açıklık getiremiyorlar. Çünkü onlar da gerçek fikirlerinden ziyade Genel başkanlarının ne derse doğrudur mantığından hareket ettikleri için konu hakkında fikirlerini açıklamak yerine, konuya “yani, şimdi, aslında” gibi geniş cümlelerle başlıyorlar.
EVET diyenler neden evet dediklerini, HAYIR diyenler neden hayır dediklerini Türk milletinin çok sevdiği duygusallıklarla izah etmeye çalışıyorlar. Peki sen o kadar çok biliyorsan Anayasa değişiklik paketini karşılaştırmalı inceledin mi derseniz…
Evet inceledim, okudum, kendime göre yorumladım. Ama bir de sayın vekillerimin asilleri ikna etmesini isterim. Ama biz nasıl olsa oralara propaganda çalışmaları esnasında geleceğiz, orda dinlersin deyip sorularım küçümsenebilir de!...
Sonuçta 12 Eylül günü sandık başına gideceğiz ve hür irademizle oyumuzu vereceğiz...
Bu yazı 904 kere okundu.
|