|
Siyaset kurumu dönem dönem bazı insanları ön plana çıkarır. Bu insanlar kendi gayretleri çerçevesinde çalışıp çabalarlar, bir dönem hüküm sürerler.
Bundan 20-25 yıl önce Soma siyaset perdesinde yer alanlar bugün ya kendi köşelerine çekildiler ya da aramızdan ayrıldılar. Ama iyisiyle kötüsüyle bir döneme damgalarını vurdular.
Bunlardan bir kısmı hiçbir iz bırakmadan görevini devrederken ardından hayırla andıklarımız da az değildir. Partiler özellikle yerel anlamda yıpranmamış yeni oyuncularını sahneye sürerlerken siyasetin temiz yüzünü hayal ederler.
Partisinin düşüncelerini sunan siyasetçi seçimi kazanırsa her yerde el üstünde tutulur. Bütün protokollerde en önce davet edilir. Ama sonuçta birinciden daha az oy aldığı ya da sonraki dönemde devre dışı kaldığı zaman siyasetçi için büyük boşluk başlar. İşte o zaman bazısı durduğu yerde durur, kaderine razı olur; Kimisi de aydım-caydım diyerek yeni oluşumlarda kendine yer arar.
Her dönem siyasi etkiler farklı farklı olur. Bu yüzden siyaset kavramı ilginçliklerle doludur.
Siyasette herhangi bir işçi, köylü, esnaf, işadamı, özel sektör çalışanı siyasi fikrini özgürce ifade edebilirken memur statüsüne mahkûm olmuş öğretmen, hekim, kamu yöneticisi, subay, mühendis bu hakkı bir türlü yakalayamaz. Bu yüzden memur siyasi fikrini açık açık beyan edemez. Ve siyasiler Demokeles’in kılıcı gibi memurun başında dururlar ya da durduklarını sanırlar.
Koskoca Müesseseleri idare edenlere, devasa kurumları yönetenlere, dünya çapındaki üniversitelerde ders verenlere sırf kamu personeli diye siyasetten anlamaz muamelesi yapılır. Görevinden istifa etmeyen memurun siyasete karışmasına izin verilmez bu demokraside. Örneğin Belediye idare edeceksen işini bırak gel denir. Ama yukarda saydığım aynı halk katmanlarına bu şart koşulmaz. Peki bu Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı değil mi?
Zaten ülkemizdeki denklem çok doğrudur: Seçmen sayısı eşittir Belediye başkanı ya da Seyirci sayısı eşittir Teknik Direktör sayısı…
Maç sonucuna göre davranış biçimleri bile değişken. Hakemin bir kararını tekrar tekrar oynatarak karar veremeyenler olduğu müddetçe anında doğru kararı vermek zorunda olan yöneticinin sıkıntısını kimse kavrayamaz. Hal böyleyken anında adil karar vermek zorunda kalan yönetici siyasetten uzak tutuluyor.
Siyaseti kimseye zorla yaptıramazsın. Siyasete girdikten sonra iş çokluğundan herkesin derdine derman aramaktan bıkıp usanırsanız, o zaman orada işiniz yoktur. Bundan yakınmak yerine bu göreve talip olanlara yol açın ki; canla başla yeni hizmetleri hayata geçirsinler. Yeter ki yapılan hizmetler kafaya kakılmadan yapılması gereken yapılsın.
Kendi doğruları yönünde siyaset yapan insanlar bir müddet sonra anılarda kalacaklar. Belli bir dönem görev yaptıktan sonra dönüp baktığınızda; bu kubbede bâki kalan bir hoş sadâ ise, Gittiğiniz her yerde sizi muhabbetle kucaklıyorlarsa o zaman en güzel yatırım budur.
İnsanları sevmek için illa birilerine yakın olmak gerekmez. Siyaseti insan için yapmak en güzelidir.
Bu yazı 308 kere okundu.
|