|
Yönetici Makamların mesai saatleri içinde çalışma lüksü yoktur. 24 saat görev başındadırlar. Soma’nın köklü ve kurumsallaşmış en eski sivil toplum örgütü olan Maden-İş de bunların en önemlilerinden biridir. Eskiden üyesi olduğum bu Sendika ağırlığını her ortamda hissettirir.
Bu köklü kurumun başındaki yönetimin rahatı olmaz. Üyesi olsun veya olmasın toplumun her kesimi sorunları burada oturanın kucağına iter. Çare bulsun diye gece gündüz başının etini yerler.
Sendikada bundan 10 yıl önce başlayan ve Soma’lıyım diyen herkesi heyecanlandıran bir değişim yaşandı. Hatta ilk başladığı anda bu sürecin ilk duygusal etkisiyle, ben bu hareketin Maden İş’in ve Türk-İş’in üst noktalarına gideceğini bile hayal etmiştim. Oysa geçtiğimiz 10 yıllık süreçte yaşananlar bu gidişatı tersine çevirdi.
Özellikle kamuda kimsenin kimseyi beğenmediği bu dönemde binlerce aileye etki eden bu sendikamız artık genel kurullardan asli görevini yapamaz hale gelmişti. Şimdi alınan radikal önlemlerle yatıştı gibi görünse de bazı fitilleri de ateşledi gibi görünüyor. Birinin ak dediğine diğeri kara dediği günler yaşandı. Sonuçta Sendikanın orta yerinde bir uçurum oluştu.
Bu onurlu göreve talip olanlar karşılıklı olarak Mahkemelerde haklı olduğunu kanıtlamaya çalıştılar. Hizmet etme gayretinde olan işçi temsilcileri birbirlerine değil hizmet bekleyene zarar verdiler.
Sevilen, tavsiye edilen ve çalışmasına güvenilen insanlar böyle Makamlara gelirler. Yeni gelen hizmetin tam ortasında iken kendini birdenbire Hakimin karşısında bulursa zor günler Sendikanın kapısından tekrar içeri girer. Çünkü gelinen noktada, yıllar önce bu hareketi adıyla özdeşleştirenler nerde hata yaptıklarını açık yüreklilikle anlatabiliyorlardı ve bugünleri görecek kadar zeki insanlardı.
Çalışma hayatlarını ve aile yaşantılarını yakından tanıdığım bu insanlar iyi niyetlerle geliyor. Birbirlerine bölük pörçük davranınca nice cevherlere yazık oluyor.
Sendikanın tüm yöneticileri hakkında kendimce fikrim olsa da zamanınızı almamak için hepsinden söz edemeyebilirim. Ama kim ne derse desin Vedat Ünal bu Makama tırnaklarıyla geldi. Temsilci, Baştemsilci Yönetici, Başkan ve nihayetinde Genel sekreter olan Vedat Ünal’ın örgütçü ve disiplinli sınıf mücadelesine inanan hırsı, ciddi bir hata yapmazsa o’nu daha ilerlere taşır.
Soma bugün 10 binden fazla maden işçisini bünyesinde barındırıyor. Maden-İş 7-8 bin yeraltı işçisini istihdam etme kapasitesine sahip Soma’da örgütlenmede son iki yıldır güçlü bir ivme yakalayan önemli adımlar attı.
İşte bunda mevcut başkanın etkisini önemsemek gerek. Örgüt gücüne inanan Tamer Küçükgencay eskiden beri kendini yetiştirmiş, işçi sınıfının sorunlarını yakalayarak bilgi dağarcığını geliştirmiş bir sendikacı. İşçiye hizmet etme konusunda mücadelesinde ısrar edince buraya gelişini emin adımlarla yıllara yaydı. Ekibi çalıştırma yöntemlerini iyi tahlil edebiliyor. Üye sayısını arttıran Başkan ve yönetim yeni dönemde kamudaki tedirginliği giderirse bunu artı hanesine yazar kanısındayım.
Sendikayı yazdım. Çünkü sendika bizim, hepimizin… Soma’ya hizmetin kapısı. Soma’ya ait her şey bizi de burada yaşayanları da yakından ilgilendirir.
Bu yazı 946 kere okundu.
|