|
Türkiye Cumhuriyeti ilkeleri olan bir ülkedir.
Kuruluşundan bu yana bu ilkelerine bağlı kalarak bugünlere geldi.
Bu ilkelerini de halkının üstün vasıflarıyla birleştirdi.
Asırlardan beri bu topraklarda Müslüman olmayan kitleler dini inançlarını ibadetlerini özgürce yaşadılar. Kimselerin baskısı olmadan dini vecibelerini ve bayramlarını dilediğince kutladılar.
Zaten Türk Milletinin klasik özelliğiydi bu.
Duygusal olan bu millet dini coşkusunu maneviyatının zirvesini duygu ve göz yaşı yoğunluğu içinde Ramazan ayında yaşar.
Nitekim hoşgörüde 88 yıl aradan sonra tam Ramazan ayında zirve yaptı.
Sümela’da ayinler yapıldı.
Bu ülke üzerine ettikleri dua hayır duaysa Allah kabul etsin.
Ayini yapanların başında uluslar arası alanda, Türkiye’de kullanamadığı ekümenik etiketiyle karşılanan ve ağırlanan Bartholomeos vardı. Koskoca Türkiye Cumhuriyetine, kanunlara rağmen Ekümenik sıfatını tanıtmaya çalışan Ortodoks patriği 88 yıl sonra ayinini yaptı, tarihine geçti. İbadetini yapmasın demiyorum ama müstemleke ülkesi gibiyiz. Yaşam tarzı ve giyim kuşamı baştan sona laikliğe aykırı yaşayan bir insanın ayrıcalığı olmamalı.
Mevlana Hazretlerinin torunları olduğumuz apaçık ortada. Maneviyatına ulaşamadığımız büyük insanı farkında olmadan zikrediyoruz. Bir yanağımıza tokat atılırsa öteki yanağımızı uzatıveriyoruz. Akpınar kilisesi niye açıldı derken Sümela’yı da bir defaya mahsus açtık.
Bir defa ayin yaptılar diye bir şey olmaz. Din de elden gitmez. Manastırlar Kiliselerde yerinden söküp götürülmez. Ama can-kan pahasına kurduğun Cumhuriyet ilkeleri bir defa zedelenirse arkası gelir.
“Aman hoşgörü; aman medeniyetler ittifakı”
Madem hoşgörü; Kendi yurdumuzda kendi egemenliğimizdeki Ayasofya Ramazan Ayının son Cumasını kılmak üzere ibadete açılsın; Bartholomeos Efendinin hoşgörü anlayışını yakından görelim.
Ya da Endülüs’teki Kurtuba camisi de bir defalık İslâm ibadetine yönlendirilsin. Medeniyetler ittifakı nasıl tepki gösterecek ona bakalım. Madem hoşgörü; İsviçre’deki minare yasağını veya 1915 olaylarını inkâr edenlerin hapisle cezalandırılması gibi anti-demokratik yasaları kaldırsınlar bakalım. Benim bildiğim kadarıyla Türk Tarih Kurumu Başkanı Sayın Prof. Yusuf Hacaloğlu İsviçre’ye girerse sırf bu yüzden tutuklanacak. Alakası yok gibi görünüyor ama durum böyle.
Bana hoşgörü o’na kendisini çarmıha gerilmiş gibi hissetme anlayışı…(Patriğin kendi ifadesidir)
Madem hoşgörü; Bir adımda Bartholomeos atsın bakalım. Patrikhanenin 200 yıldır kapalı tutulan Orta kapısını kin kapısı olarak görmüyoruz diyorsa bu kapıyı hoşgörü çerçevesinde açsın o halde.
Benim için Pontus ibaresi abartı olabilir belki ama; İster misiniz onlar bu hayalle yaşarken ve ayinini yaparken benim bu fikirlerim akıllara zarar sayılsın. Olacağına bak. Allah Hayırlara çıkarsın.
Ben Türk Milletinin hiçbir ferdinin Sümela’daki ibadetten rahatsız olduğunu sanmıyorum ama Ayasofya’da ibadet ateşinin de milletin yüreğinde için için yandığını hissediyorum.
Bu yazı 668 kere okundu.
|