|
Yazdıklarıma gelen eleştirilerinizi veya yazmam gerektiğini düşündüğünüz görüşlerinizi almak çok hoş bir duygu. Oysa ben Soma Kurtuluşta haftalık görüş paylaşıyorum diye gazeteci falan sayılmam.
Bu görüşleri paylaşırken birilerini övdüğünüz zaman milletimizin klasik özelliği kendini hemen gösteriyor. Düşünme hakkımız yokmuş gibi anında yandaşlık payesini üstümüze eklerken yerdiğimiz zaman da tepkinin başka çeşidini karşımıza çıkarıyor.
Kimseyi rahatsız etmeden yazı yazmak öğrenilecek bir şey değil.
Bu hususta en güzel tanımlamayı gazetemizin editörü HAFİT UYAR yapıyor. Asıl mesleği gazetecilik olan editörümüz gazeteciliğin bambaşka bir iş olduğunu vurguluyor. “Gazetecilik 13 Eylül bayramı gibi halkın her kesiminin katıldığı çok kalabalık bir etkinlikte iki ucu sivri değneği tören alanının bir ucundan öbür ucuna kimselere dokundurmadan götürme sanatıdır.” Diyor.
Peki, Bu mümkün mü?... Değil gibi.
Ben gazeteci değilim dedim ama editörümüz HAFİT UYAR çilekeş bir yerel gazeteci. Belki de o yüzden hem görsel hem de yazılı basın geçmişi bulunan Hafit Bey’in saptaması bu yönde. Böyle olunca, hukuk devletinin kuralları içinde icraatlarının hesabını verme tecrübesi o’nu böyle düşünmeye sevk ediyor olabilir. Çünkü dediği gibi, ne kadar dikkat edersen et iki ucu sivri değnek, o kalabalıkta kimseye dokunmadan karşıdan karşıya geçmez. Sen değdirmesen bile başka biri gelir zorla kendi sürtünür.
Yazdıklarımızın süzgeçten geçirilmesini istediği zaman bunu hukuka saygısı olarak algılarsak sorun olmaz. Nitekim daha önce başıma gelen bir olayda bununla karşılaştım. Hak arama yolunda yaşlı hastasına ahlâki davranmayan bir şahsı şikayet ettiğim zaman dilekçemin içinden kelimeleri cımbızla seçip beni susturmaya çalıştı. Ama adalet hassas tartısıyla herkese haddini bildirdi.
Bundan başka, on sene kadar önce de yazdığımız ard niyetsiz samimi bir yazı yüzünden neredeyse bir kitleyi karşıma alıyordum. Ama sağduyu galip çıkınca ya da niyetimizin kimseyi kırmak olmadığı anlaşılınca kazasız belasız atlattık.
Ben de yerimde durabilmeyi tecrübelerimle öğrendim artık. Belki de Hafit Bey’in söylemek istediği de buydu. Yani “Yazını yazarken karşındakine hukuki hak doğuracak ifadeler kullanırsan o değnek sana da batar” demek istemiş olabilir.
Allahtan çok fazla okuma zahmetine katlanmayan bir toplum olduğumuzdan bazı iğnelerimiz ve yazılarımız arada kaynayıp gidiyor.
Bu yazı 794 kere okundu.
|