|
Sonunda beklenen oldu.
Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi.
Dağ fare doğurmadı, bekleniyordu.
Türkçe olmayan tabelalar şirketler derken Türkçeye sahip çıkamayışımızın arkadan destekli suikasti gerçekleşti.
Tek dil-çift dil derken, işi gücü tahrik olan ajanlar sonunda kimselerin aklına gelmeyen tartışma konusunu kurguladılar. Benim gibi sıradan bir yurttaşın bunun ardından neyin geleceğini tahmin etmesi güç değil artık.
Yani biz türkçemize sahip çıkamazken bunun yanına halk arasında kullanılan lisanı tahrik ve isyan gibi dayatma sürpriz olmadı.
Armalarla bayrağı karıştıranlar tek bayrağımız var demedikçe, millet olmakla ırkı ayırt etmedikçe ve resmi dille yöresel lisanı birbirine karıştırdıkça bu emperyalist oyun sürüp gidecek.
Çünkü emir verildi.
Kıyaslamak gibi olmasın ama, bir zamanlar adadan idama gönderdiğimiz insanların vicdani rahatsızlığını bir daha yaşamamak istercesine;yeni idamı icra edemeyecek olmanın uluslararası vaatleri hatırlara geldikçe tavizler ardı ardına ayağına kadar gidiyor.
Yattığı yerde semirdikçe semiren hangi vicdanı acıtacak diye bakmadan ahkâmını kesiyor. Ülkenin en iyi doktorları baktıkça canına can geldi. İster doktor baksın ister veteriner baksın, kim bakarsa baksın gizli kapaklı görüşmelerle levhalara atamalara varana kadar müdahale edebiliyor. Kin ve ihanet çetelerini yönetmeye devam ediyor.
O na bu fırsatı tanıyanlar utansın.
İsmet Paşa nın dediği “Namuslular da en az namussuzlar kadar cesur olmalıdır” vecizesi son günlerde hatırlanmaz oldu. Nitekim bu namussuz cesaret sürdükçe ve sürmesine de izin verildikçe daha yeni tezgâhlar piyasaya sürülecektir.
Ele geçtiği gün ıslak kedi gibi alık alık sağına soluna bakınan, devletine hizmete hazır olduğunu söyleyen zihniyete karşı Türkçemizin savunulmak zorunda kalınması çok acı verici.
O gün kendisine “on sene sonra senin iki dudağının arasından çıkacak lafa bakacaklar ” denildiği zaman dalga geçildiğini zannedecek şahsiyet bugün devleti askeri olarak değil ama, siyaseten teslim almış durumda.
Dünyanın en keyifli dillerinden biri olan Türkçemizi savunacak gücümüz bile yok.
Tek dil falan kalmadı ülkede. Şu sokağa bakınca kendi ellerimizle astığımız yabancı tabelalar tükçemizi çoktan turqche yaptı gitti bile.
Yunus un, Karacaoğlan ın şiirlerini okuduğumuzda anlarken; Nedim in, Namık Kemal in, Tevfik Fikret in şiirlerine boş boş bakmamız bizim garip bir tecellimiz zaten!...
Bu yazı 596 kere okundu.
|