|
Kişi onuru için yaşar ve onurunun bekçisidir.
İnsan temiz bir isim devraldıysa, bunu titizlikle koruyup devretmek üzereyse ve geleceğinin de bunu koruyup kollayacağına kendi kendine ikna ettiyse bu inanılmaz bir huzur ve mutluluk demektir.
Onurun ve gururun kaynağıdır.
İnsan onuru ve bunun gibi hasletler aslında gözle görülür nesnelerdir. Ahlâklı yaşam, iyilik, yardımseverlik, toplumda sevilme, hayvanseverlik, çevre dostluğu gibi unsurlar insanın omuzlarında taşıdığı apoletler gibidir.
Hele hizmet veren bir makamdaysa, onurunun başına diktiği kendi haysiyetiyle onurunu korur. Suya sabuna dokunmayan bir hayat yaşarsa o onur kendiliğinden korunur gider, kimselere el aman demeden gelir geçer. Kimisi bunu tercih eder.
Daha önceki yazılarımda temizlik ve dürüstlüğün bir erdem olmaması gerektiğini, bunların insanda doğal olması gerektiğinden bahsetmiştim. Beyan ettiğim bu fikrimin arkasında da dururum. Bunun aksini düşünenin de karşısında olurum. Tıpkı statlardaki tribünün bir kısmının Şeref tribünü olarak adlandırılmasına karşı olduğum gibi. Burası neden bu isimle anılır eskiden beri çözmüş değilim. Yani orada şerefliler oturur gibi bir mantık mıdır nedir?
Onur aslında gözle görülür bir varlığıdır insanın. Bu yüzden nerde olursa olsun insan onuru korunmalıdır.
Neye karşı kime karşı?
Onur fena muameleye karşı, işkenceye karşı, maddi kazanç elde etme eğilimine karşı kötülüklere ve kötü niyetlere karşı korunmalıdır. Sadece kendi onurunu değil her an her yerde bu tür muameleyle karşılaşabileceği düşüncesiyle her canlının hayvanların bile onurunun korunması gerekir.
Güzel bir niteliktir onur.
Kime ait olduğunu bilmediğim bir söz vardır. “Sen doğduğunda alem senin için güldü, öyle bir hayat yaşa ki öldüğünde alem sana ağlasın” diye. İşte yaşam boyu korunan onur bu deyişi gerçeğe dönüştürür.
Vasiyet gibi değil mi?
Öyle bir hayat yaşa ki oğlum doğduğun zaman ben güldüm, öldüğün zaman dünya ağlasın. Allah böylelerine hayırlı onurlu uzun ömürler versin.
Bu yazı 1191 kere okundu.
|