|
Yakın tarihimizde yaşanmış bir olaydır
Merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal ın Başbakanlığı esnasında eğitim konusunda bilgi alış verişi yapmak üzere ülkemize resmi bir Japon Eğitim heyeti davet edilir.
Eğitim alanında uzman Japon heyeti davet ile geldikleri ülkemizin eğitim sistemini inceleyerek raporlarını sunmak üzere Başbakanın huzuruna çıkarlar.
Heyet Sayın Özal ın bürokratlarının da hazır bulunduğu bir ortamda raporlarını sunduktan sonra sonuç olarak şunu söylerler: “Sizin eğitim sisteminizde milli ruh yok!” Ortamda buz gibi bir etki yapan bu söylem karşısında Turgut Özal ın “Nasıl ?” sorusu üzerine şunu anlatırlar: “Sayın Başbakan, Biz Japonya da okula başlayacak çocuklarımıza milli ruh şoklaması yaparız. Onları önce toplu halde hızlı trenlere bindirir, dev fabrikalarımızı, teknoloji merkezlerimizi gezdirir, ülkemizin gücünü gösteririz. Sonra da bu yavrularımızı bugün açık hava müzesi haline dönüştürüp hiç dokunmadığımız Hiroşima ve Nagazaki ye götürür, orada atom bombası atılan ve yıllardır ot dahi bitmeyen alanları gösterir deriz ki; Eğer siz çalışmaz, bilinçlenmez ve az önce gördüğünüz teknolojiye sahip olmak için çalışmazsanız sonunuz böyle olur.” Bunun üzerine yetkililerimizden biri: “Ama bizim Hiroşima mız yok ki!” deyince Japon uzmanın cevabı tokat gibi gelir: “SİZİN ÇANAKKALE NİZ ON HİROŞİMA EDER!...”
İşte bu kadar sade ve öz!...
Dünya tarihine kahramanlık destanı olarak sunduğumuz, eşi benzeri görülmemiş Çanakkale, uluslararası toplumda kıskanılarak ve imrenilerek bakılan mücevher bir tarih sayfasıdır.
Türk milletinin iki cihanda şeref madalyasıdır Çanakkale.
Halkımızın sempatiyle baktığı, bizden bilmem kaç bin kilometre uzakta yaşayan Japon ulusunun heyecanının titretecek kadar muazzam bir destandır Çanakkale.
Kaldı ki bu Japon ulusu 2. Dünya savaşında ABD nin insanlık dışı hışmına uğramasına rağmen milli benliklerini koruyarak bugün teknolojilerini en üst seviyeye yükseltmeyi başarmıştır.
Bir tarih bu kadar güzel yazılmışken, bunu tarih kitaplarında ders olarak okutan Avrupa bugün bunu görmezden geliyor. Hatta bilinçli olarak idrakinin dışında tutuyor. Öyle olmasa Avrupa Birliğine giriş kapısında “Okullarınızdaki resmi dairelerinizdeki bu adamın resmini ve heykellerini kaldırmanız gerek” dayatmasına cüret edemez.
Onlar cüret ediyor ama biz de bu lafa hergün kullandığımız “has” cevabımızla cevap verebiliyor muyuz acaba?
Bir yanda Çanakkale, Dumlupınar öte yanda “Bu adamın resimlerinin ve heykellerinin kaldırılması teklifi…” Ne kadar tutarsız bir dayatma.
Oysa gençliğe bu milli şuuru verebilmek için o kadar güzel anılarımız ve tarihimiz var ki; Bunu değerlendiremiyoruz.
Yani Çanakkale yarımadasını. Sakarya yı, Dumlupınar ı ve Kocatepe yi anlayarak gezmemiş bir Türk çocuğunun milli şuurunun gelişmesini bekleyemeyiz.
Bunu idrak edemeyene de diplomasını vermeyeceksin zaten…
Bu yazı 1712 kere okundu.
|