|
2015 yılı önemli bir yıl.
Bizim için Çanakkale Destanımızın, Ermeniler için iddia ettikleri olayların yüzüncü yıl dönümü.
Bu iki farklı yüzüncü yıl içinde acaba hangimiz değerlerine daha çok sahip çıkacak bakalım.
Biz işi gücü bıraktık; ABD Başkanının “soykırım” deyip demeyeceğine bakmaya başladık.. “Ne diyecek acaba” diye…
Ardından onların istediğini demedi diye yüzde yüz golü kurtarmışız gibi derin bir ohh çektik. Yani medet umduğumuz şahsın sicili çok temizmiş gibi iki dudaklarının arasından çıkacak sözcüklere takıldık.
Halbuki Kızılderili katliamı bunlarda, Vietnam’da Guantamala’da vahşetleri ortada. El altından destekledikleri cuntalar meydanda. Kan dökmekte mahir olan CIA’ları halâ ortalıkta…
Bugün hepimiz 11 Eylül 2001 ‘de İkiz kulelerde kaç kişinin öldüğünü nerdeyse nüfus kayıtlarına varana kadar biliyoruz. Bu yıl da onuncu yıl dönümünün duygusal sömürü hazırlıklarına şimdiden başladılar bile.
Oysa on yıl içinde demokrasi getirmeye gittikleri Afganistan’da Irak’ta kaç kişiyi katlettiklerinin tam sayısını kim biliyor? Hangi devlet, hangi hükümet, hangi haber alma örgütü biliyor acaba?
Hatta engin bir kültüre sahip Arap dünyasının Libya’sında Mısır’ında Suriye’sinde tezgâhladıkları oyunlarda daha kaç kişinin öleceğini henüz bilemezken!...
Gerçi bu Arap dünyası da bu engin kültürüne sahip çıkmak yerine bunların oyuncağı olma konusunda boğazlarına kadar batmış durumdalar. Osmanlı’yı arkadan vururken Lawrens’ten aldıkları çil çil altınlarını sayıyorlardı. 40 ‘lı yıllarda Filistin’de Yahudilere toprak satarken bugünlerde yaşayacağımız ortak acıları hiç hesap etmiyorlardı.
Biz de beşeriz şaşarız hesabı her 23 Nisan’da 19 Mayıs’da bu pis emperyalist oyunu günübirlik fark ediyoruz.
Yazın bir kenara…
2015 yılı yaklaşırken Çanakkale yi mi konuşuyor olacağız yoksa Ermeni safsatalarını mı?
2015 yılının Amerikan sinemasının Oscarlarını kazanacak film şimdiden belli.
Biz bakınırken şu yıllarda Hollywood’a çevirtecekleri Ermeni hikayesini anlatan duygusal veya aksiyon dolu bir filmle oscarları paylaştıracaklar.
Biz ise Çanakkale’de bakımsızlıktan su basan 57. Alayımızın siperlerini içler acısı halini ah-vah ile karşılayacağız.
Bu emperyalist oyunlara uyanmamız lâzım diyeceğim ama temizlik evimizin önünden başlar misali biz uyanışımız kendi yöremizden başlatamıyoruz bile.
Çanakkale’ye varana kadar iki elimizle bir Cinge Cephemizin siperlerine hatıralarına sahip çıkamamışız. Cinge cephesine inanmıyorlar mıdır nedir hiç umuruna alan bile yok Biz mi yanlış biliyoruz ve yalan söylüyoruz acaba?...
Biz mi bunların sinema oscarlarına yada propagandalarına engel olacağız? Ya da bunların yüz yıl önce yaşanan olaylarını mı anlatacağız?
* * *
Ben çılgın proje denilen kanal projesinin benzerinden daha önce bahsedince arkadaşlarım bana gülmüştü. Allahtan sayın Başbakan dile getirdi. Örneğin İzmit körfezine, Çanakkale boğazına köprü, Manisa-İzmir arasını yerin altından bağlayan tünel; Saroz Körfeziyle Marmara denizini bağlayan kanal, Ege Bölgesinin belirlenecek bir yerine devasa yapay bir liman…
Ya da daha yerelde Beşyolda araç trafiğini rahatlatacak battı-çıktı yol, İstasyon arka mahalleye üst geçit yol, İnönü mahallesinin arkasına yeni bir şehir yapılanması…
Büyük projeler uçuk fikirlerle başlar zaten…
Bu yazı 883 kere okundu.
|