|
Sevgili oğlum,
Bu Pazar babalar günü.
Adına ne dersen de; İster yılda bir kez mi hatırlanacak de, İster kapitalizmin bir süreci de; Ne dersen de. Ama sonuçta bu pazar babalar günü…
Baba olmanın tadını sen henüz bilemezsin.
Baba olmak, bambaşka ve anlatılamaz bir duygudur.
Baba olmak demek;
Sen ateşlendiğinde benim cayır cayır yanmam, yanıp kavrulmam demektir. Tırnağımdan yüreğime ateşinin değmediği zerremin kalmaması, senin ateşini onulmaz bir yara sanmak demektir. Durmadan yanmak; Bazen yanıp bazen donmak demektir.
Hani insan hastalanınca kemiklerine varana kadar her tarafı sızlar ya!... İşte baba olmak demek, sen hasta olduğunda benim kemiklerimin lime lime olması demektir. Acıyla yanaklarından süzülen her damla gözyaşında boğulmak, her sızını ciğerde hissetmek demektir.
Gözbebeğinin içi güldüğü zaman, dünyayı bana bağışlamışlar gibi senden önce kahkahalarla benim gülmem demektir.
Baba olmak demek…
Allah’ım bu nasıl anlatılmaz bir duygu diye, sen uyurken yüzünü seyretmek demektir. Yüzünü seyrederken geçen vaktin dünyanın hoşça geçirilen en güzel vakti olduğunu bilmen demektir. Beni gördüğün zaman gülümsemenin yüzüne yayılması demektir.
Daha hiç bir şey konuşamazken peltek peltek bir şeyler anlatmaya çalışmandır. Evin ortasında ayaklar altında bıcır bıcır dolaşmandır baba olmak…
Dev gibi bir babayı her güreşte yenmek, soluk soluğa kalışıma aldırmadan tuş etmen demektir.
Öcülerden korkmayışındır.
İğnecilerden korkmayışındır.
Haysiyetli ve onurlu yaşamandır.
Dik durmandır. Haysiyeti,, onuru, dik durmayı öğretmektir.
Baba olmayı nasıl anlatayım sana. Bambaşka ve anlatılamaz bir duygudur baba olmak.
Bunun tadını baba olunca anlarsın.
Sen de baba ol da gör; benim gibi!...
Bu yazı 1081 kere okundu.
|