|
Bu hafta, yazdıklarımla ilgili yukarda da yer alan kayapalim@mynet.com adresime sizlerden gelen eleştiri ve serzenişleri aktarmak istiyorum.
Gelen övgü kısımları benim egomu tatmin ettiği ve sadece beni mutlu ettiği için oralara girmeyeceğim. Övünmek gibi olmasın ama oraları da kalabalık. Ben sadece ince dokundurmalara değineceğim.
Söz sizde ve işte birkaçı:
“Tarihte yaşananlar geçmişte kalıp yok olup gitmiş olmuyor. Bize oradan öğrenme, anlama, kısaca tarih bilinci kalıyor. Bu bilinci bizlere anımsatıyorsunuz. Ancak Soma tarihi sadece Darkale ve Cinge ile başlayıp bitmiyor. Daha da açmanız gerekir.”
“Soma’nın sorunlarını tam olması gereken yerden yakalıyorsun. Bunları yazarken yanlı davrandığını söyleyemem ama sanki sorunlar son birkaç yılın sorunuymuş gibi davranıyorsun. Nezaketini ve böyle düşünmediğini biliyorum ama sorunun evveliyatını da yazarsan daha iyi olur.”
“Yazınızı okurken “Hah tam bam teline vurmuş” diyorum. Sonra kelimelerle öyle bir oynuyorsunuz ki sorunu deşmek yerine teferruat anlatıyorsunuz. Belli ki eliniz kolunuz bağlı”
”Sizler gibi duyarlı olan Somalıların ve çevreye sahip çıkan çevre dostlarının bu yazıları Soma adına yaşanan çevre kirliliklerinin süpürülmesine çok katkılar koyacağını düşünüyorum. Hep birlikte çevremizi ve geleceğimizi koruma adına kenetlenerek daha güzel çevre konulu yazılarınızı okumak istiyorum.”
“Yalın bir söylemle çevresini ve çehresini gören gerçek Somalılara kavuşarak ümitsizliğimizi gidereceğimizi tahmin ediyorum ama olayları hep geri plandan anlatıyorsunuz.”
“Mustafa Bey, Yazılarınızı ve bilgi paylaşımlarınızı takip etmekteyim. Sizden dikkat edilmesi gereken bir konuyu gündeminize almanızı istiyorum. Cenkyeri kasabasından E.L.İ. Geçit denilen yere kadar olan ormanlık alanların ağaç kurdu denilen hastalık yüzünden hızla kuruduğunu gördüm. Yetkili kurumların bunu görmediklerini varsayarak uyarma ihtiyacı gördüm. Dikkate alınması ve gerekli müdahalelerin yapılması konusunda duyarlılığınızı bekliyorum.”
“Hastalardan para alınmasıyla ilk defa karşılaşıyormuş gibisin. Senden para istemişler. Benden de oğlumun sünneti için 100 Lira istediler. Bu ne peki?”
“Şu düğün derneklerdeki klakson korna seslerinin üstüne neden gidemiyorsunuz. Bu insanların cemiyetlerinde daat daat bağıra bağıra gezmesi neyin işaretidir? Bunları da işlesenize”
“Hani hep diyoruz ya bir yerden başlamak lazım, bir şeyleri düzeltmek lâzım diye. işte Mustafa bey buna cesaret etmiş bir insan. Bence çevremizde o kadar insan var ki çoğu neyin ne olduğunun farkında olmayan. Yani her şey onlara sıradan, her şey pürüzsüz belki. Aman sende deyip düşünen onca insan var.”
“Zaten insanı bu umursamazlık, bu rahatlık sinir ediyor. Biz her şeyin o kadar farkındayız ki; Hiçbir şekilde bunları düzeltemeyeceğimizi biliyoruz. Çaba bile göstermiyoruz. Sadece kendimizi görüyoruz. Ne çevrede olup bitenler, ne de insanların rahatsızlıkları bizi zerre kadar ilgilendirmiyor. Ta ki bizde herhangi bir probleme muhatap olana kadar. Ama sen veya senin gibiler her şeyin farkında olup çevrenize göz gezdirebiliyorsunuz. Tepkilerin haklı ama üstüne gidemiyorsun.”
“Sen bu kadar neden korkuyorsun arkadaşım. Lafı dolandırmadan lap diye söylesene”
“Kesinlikle katılmıyorum düşüncelerinize. Ne demek iyi maaş iyi hizmet? Sizi devlet okutsun kredi versin. Bir de iyi hizmet iyi para. Peki bu iyi paranın kaynağı kim? Zavallı vatandaşlar… Birileri iyi para alacak garibanlar eziyetini çekecek. Biz Türk milleti olarak doyumsuz davranırız. 5000 verseler 10000 isteriz. Bırakın bu işleri. Millet yiyecek ekmek bulamıyor.”
“Arkadaşım; Soma sadece Atatürk caddesinden ibaret değil. Darkale, Karacahisar varsa Karamanlı mahallesi de var Samsacı’da var. Samsacı’nın Taş mahalle olduğunu bilecek kadar Soma’lısın ama buranın sorunlarını yazmıyorsun”.
“Abi senin elini kolunu bağlayan ne? Niye top dolaştırıyorsun? Niye kaçak güreşiyorsun? Ben seni tanırım dom dom lafını konuşursun ama iş yazmaya gelince topu taca atıyorsun”
“Ben yazılarını okumuyordum. Sonra ara ara bakmaya başladım. Sorunları yazarken aferin dediğim yerlerin ardından hep eleştirme havası var yazılarında. Hiç mi güzel şey yok bu Soma’da?”
“Siz İstasyon arka mahalleye gittiniz mi hiç? Ya da sokak aralarında gelişigüzel park etmiş araçların arasından evinize girip çıktınız mı hiç? Sitelerin sorunlarını yazmadan önce buraların sorunlarını yazın beyefendi”
Dahası var…
Bu hafta bana kalan sadece size saygılarımı sunmak olsun.
Bu yazı 782 kere okundu.
|