|
Sizden gelenler nispeten ilgi gördüğü için arayan veya mail atan birkaç arkadaşımızın paylaşımlarını aktarmak istiyorum. Önce Somasporun adı çok duyulacak genç başkanı Gökhan Gür; Desteğime teşekkür ederken, hazır olduğum ve dilediğim bir zamanda beni tesisleri bizzat gezdirebileceğini söyledi.
Çok sevindim. Bayramdan sonra inşallah…
Geçen hafta bana gelen maillerden biri yerelin özeline değiniyordu.
“Tarih yazıyorsunuz ama bence eksik araştırdığınız bir şey var. Soma’da Namazgâh mahallesinin adı mutlaka bu mahalledeki bir namazgâhtan geliyordur. bu nerdedir, günümüzde korunmuş mudur? bunu yetkililere sorup araştırmanızı isterim.” mesajına bizzat ilgilisinden cevap geldi.
Mezunu olduğum 13 Eylül İlkokulunun emekli müdürü, şimdinin Namazgâh mahallesinin seçilmiş ve duyarlı muhtarı olan sayın Necdet Akbulut beni bizzat aradı. Eskiden tanıdığım ve çalışkanlığını bildiğim sayın hocam mahallesinin adını çok araştırdığını belirtti. Sayın Akbulut, Namazgâh mahallesinin adının gerçekten burada kurulu olan bir namazgâhtan aldığını, bunun yerini bulmak için mahallesinin en yaşlılarıyla birlikte seferber olduğunu, bilim insanlarının eserlerini kitaplarını incelediğini ve titizlikle araştırdığını belirtti. Ancak sayın Akbulut yaptığı araştırmalarda bu namazgâhın yerini tahminden öteye tespit edemediklerini ama araştırmaya devam edeceğini de ifade etti.
Bu teşekküre lâyık hassas bir davranıştır. Ben de işte bunun için tarihe vurgu yapıyorum. Hocamla mutabaka vardığımız gibi geçtiğimiz yüzyılda bu namazgâh belirlenseydi bugün güzel bir tarihi abidemiz olurdu.
Göç yolları üzerinde veya sıcak günlerde açık alanlarda temiz havada namaz kılınması için yerden çok az yüksekte yapılan, kıble yönünde mihrap yerine büyükçe bir taş bulunan hatta birkaç basamaklık minberi bulunan taşlarla işaretlenmiş namazgâhlar bizim tarihimizin önemli ayrıntılarından biridir.
Günümüzde de yaşatılan bir gelenek.
Bunun yanı sıra başka bir araştırmacı büyüğümden bilmediğim şeyleri de öğrendim. Örneğin Hamidiye mahallesinin adının Sultan Abdülhamit’ten geldiğini; daha eski olan Karamanlı mahallesinin adının Soma’ya göç eden Karaman Bey’den geldiğini öğrendim.
Sultan Abdülhamit, 19. yüzyılda Balkanlardaki mezalimden kaçıp ülkemize göç eden Türk ailelerden küçük bir kısmını Soma’nın bugünkü Hamidiye mahallesinin bulunduğu arazilerde iskân ediyor. Hatta ardından buraya Ulupınar Camiini inşa ettiriyor. (Nitekim ülkemizdeki bazı yörelerde Hamidiye adlı semtlerin köylerin bulunması bu yüzden)
Karamanlı mahallesinin adının Soma’ya göç eden bir beyin burayı iskân tutmasını istediği üç oğlundan biri olan Karaman Bey’den geldiğini öğrendim. Diğer oğlu Musa Koca’da bugünkü Musahoca köyünü mesken edinirken diğer oğlu İsa Bey’de bir başka yöreyi mesken tutuyor.
Geçtiğimiz yüzyıllarda yerel tarihe yeterince sahip çıkamayışımız yüzünden bunların nesilden nesile aktarılan birer söylentiden öteye gidemediğini fark ettim. Araştırınca insan bir şeyler ulaşıyor ama yazılı kısımlarını bulamayınca böyle aktarımlarla yetiniyoruz.
Bu yazı 875 kere okundu.
|