|
Geçen hafta; Soma’nın önümüzdeki birkaç yıl içinde kömür işletmeciliğinde 100. yılını kutlayacağını belirterek bu konuda Mersin Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi Tarih bölüm öğretim görevlilerinden Sayın Prof.Dr. Şerife Yorulmaz’ın araştırmalarına değinmiştik.
Sayın Yorulmaz, “O günleri yaşayanların anılarından kömürün Karderesi mevkiinde bulunduğu belirtilmektedir” Diyor.
Şimdi de 100 yıllık kömür tarihinde, o günleri yaşayanların anılarından kömürün hikâyesi var bu hafta:
Soma ‘da linyit kömürünü ilk bulan kişi olarak ünlenen Emin oğlu Osman Ağa 1876-78 yıllarında (Rumi 1294) bir gayri-menkul zengini olarak Darkale Köyünde doğdu. Tam anlamıyla bir kömür sevdalısı olan Osman Ağa, parasının önemli bir bölümünü bu sevda uğruna da harcamıştır.
Yıllarca Darkale’nin dağlarında kömür arayan Osman Ağa, yorgun argın geldiği bir çalışma akşamında Kırkoluk’taki köy kahvesinde arkadaşlarının ince alaylarına muhatap bile oluyor. Arkadaşları, önüne bir taş parçası atarak “Ağa! Bak bakalım, senin aradığı kömür bu mu ?” diyerek dalga geçiyorlar.
Sonunda köyün Karderesi mevkiinde kömürü buluyor ve kuyu şeklinde ilk ocağını kuruyor. Kömürü, savaşlar nedeniyle erkek nüfus kıtlığında, kadınların büyük çoğunluğunu oluşturduğu 20-25 kadar işçisiyle birlikte, zaman zaman kendisi de ocağa inerek çıkarıyor. İşçilerin başında da Berber Ana (1860’lar-1930’lar) var. Göllü Abla, Keskinlerin Fatma Abla, Akile Abla da Berber Ananın yanında. Hattâ ilk gaz ölçümlerini serçe, bülbül gibi küçük kafes kuşlarını kullanarak yapıyorlar.
Zaman 1. Dünya savaşının hemen başları ...
Osman Ağa çok güç ve ilkel koşullarda çıkardığı kömürün önemli ve büyük bir bölümünü ordunun gereksinimi için develerle ve katırlarla İstasyona taşıtıyor ve trenlerle çeşitli yerlere naklediyor. Soma ‘ da kömürü bulunca ününü ve servetini daha da çoğaltan Osman Ağa bu yıllarda kravat takıyor, yeleğiyle tamamladığı ütülü takım elbisesini ve boyalı ayakkabılarını giyiyor ve İzmir’in en ünlü fotoğrafçısı Hamza Rüstem Bey’e gidip 1914 yılında fotoğraf bile çektiriyor.
Bu arada Yunus Nadi’ye Merkez Mumya Dağı civarını göstererek “Bence burada çok kömür var, benim gücüm yok istersen sen ara “ diyor. Ayrıca Akhisarlı Ragıp ve Çimeris Bey’leri Merkez Mumya denilen mevkide linyit kömür yatırımı konusunda ikna ediyor.
Kömürünün az bir kısmını da Kırkağaç’ta önemli bir yeri olan Karekin Efendi’nin fabrikasına satıyor. (Karekin Şahbazyan 1874-1954). Diğer bir deyimle ilk kömür müşterisi Karekin Efendidir.
Yurdumuzun düşman işgaline uğramasıyla Soma ’da da Balıkesir Redd-i İlhak Cemiyetiyle bağlantılı bir cemiyet kurulunca Osman Ağa bu cemiyete “SANDIK EMİNİ” olarak katılıyor. Çünkü o günün koşullarına göre tahsilli ve hesap biliyor. Ayrı bir konuda değinmek istediğim Kuvay’ı Milliye ise Soma’da Belediye Başkanı Osman Bey (1882-1945), Hacı Raşit Efendi (18..-1936) Bakırlı Hafız Hüseyin Efendi ‘den teşkil ederken Hatıbın Rıfat, Osman Ağa, Hocazade ve Topçuzade Efendiler de görev alıyorlar. (Prof. Dr. Şerafettin Yılmaz tez çalışması Sayfa : 45)
Çarşı Camii avlusunda ve Taş mahalle’de (Samsacı) kurulan mütevazı atölyede Birinci dünya savaşından ve Çanakkale’den kalan silahlar Kurmay Yüzbaşı Kemal Bey (Emekli Korgeneral Kemal BALIKESİR 1888-1989) denetiminde onarılarak yeni yeni oluşturulan CİNGE CEPHESİnin hizmetine sunuluyor.
Kurtuluş savaşımız esnasında nice nice isimsiz kahramanların yanı sıra hainlerde çıkmıştı. Nitekim Cephe Komutanı Kur. Yzb. Kemal Bey, hainlerin yardımıyla işgal kuvvetlerince esir edilince cephe tedirgin oluyor. Ayrıca Cinge Cephesinin çembere alınma riski nedeniyle Soma Cemiyeti derhal toplanarak Çarşı camii avlusundaki ve Taş mahalledeki atölyeyi dağıtıyor.
Soma Yunan işgaline uğramadan birkaç gün önce bu heyet, Osman Ağa’dan emanetindeki paraların derhal Batı Cephesi (İnönü) Karargâhına nakledilmesi için Balıkesir’e götürmesini istemiştir. Kargaşadan ve eşkıyaların saldırısından çekinen Osman Ağa, o anda paraları tek başına nakletmek istemez. Ancak daha sonra yanına 4. eşinden gelen ve Taygeldi olarak adlandırılan evlatlığını da alarak Balıkesir’e doğru yola çıkıyor. Henüz yetişme çağında olan oğlunu Taşköprü’den (bugünkü Kırkağaç Boğazı) geri gönderiyor. Kendisi de devam ediyor.
Osman Ağa’nın yanında bulunan ve çok büyük bir bölümü Redd-i İlhak Cemiyetine ait olan paraya göz koyan eşkıyalar paranın kaynağına ve harcanma amacına bakmaksızın parayı gasp ediyor ve Osman Ağa’nın hayatına son veriyor.
Bugün kabri hala bilinmemektedir.
O günleri yaşayanların anılarından derlenen anıların devamı gelecek hafta!...
Bu yazı 1419 kere okundu.
|