|
Geçtiğimiz hafta kömürün bulunuşu ve Kuva’yı Milliye sürecini ve Osman Ağa’nın yanında bulunan ve çok büyük bir bölümü Redd-i İlhak Cemiyetine ait olan paraya göz koyan eşkıyaların Osman Ağa’nın hayatına son verdiğini anlatmıştık.
Devamı ise bu hafta…
Babaları Osman Ağa öldüğünde 10-11 yaşında olan Emin Âli Bey ile 7 yaşında olan Cemalettin Bey ve 2 yaşında olan Rahmi Bey bu işin üzerine gidemezler. Ülkemizin sıkıntılı yıllarına ek olarak baba bir ana ayrı bu kardeşler için acı ve yoksulluk dolu yıllar başlar.
Babaları vefat ettiğinde henüz küçük çocuk olan Emin Âli Bey, Cemalettin Bey ve Rahmi Bey komşularının yardımıyla delikanlılık çağlarını atlattıktan sonra İkinci dünya savaşında bir ara ihtiyaten askere bile alınırlar. Savaştan sonra babaları bir anaları ayrı olan kardeşler Emin Âli Bey ve Rahmi Bey, diğer kardeşleri Cemalettin Bey ‘i de aralarına alıp, babalarının üstüne olan ve Sultan Reşat’tan kalma 99 yıllık ruhsatnameyi üzerlerine alarak madencilik işine girerler. Ancak ortanca kardeş Cemalettin Bey zaten yoksulluğun verdiği umutsuzlukla bu işten vazgeçer. Diğer ikisi devam eder ve “OSMAN AĞA LİNYİT İŞLETMESİ” ni kurarak faaliyete geçerler.
1950 ‘li yılların Türkiye’ye getirdiği hızlı değişim ve Demokrasi rüzgârlarının etkisiyle büyürler, gelişirler.
1961 yılında meydana gelen bir olaydan sonra çok güç durumda kalırlar. Devlete borçlu yaşamaktan ve mahcup olmaktansa bu iki kardeş, hisselerinin yaklaşık % 5 ‘i kendilerinde kalacak şekilde Fikret Demren ‘e devrederler. Demren ‘in yıllarca büyük bir özveriyle çalıştırdığı şirketin ruhsat sahasının 1979 Kasım’ında 2172 sayılı yasa ile devletleştirilmesi sonucu bu işyeri Darkale Ocağı adını alır ve zaman zaman şehitler de vererek bugünlere gelir.
Bunun yanı sıra, Soma’daki Mumya Dağı civarındaki kömür sahalarının işletilmeye başlaması 1914 yıllarına kadar Akhisar’lı Ragıp ve Çimeris Bey’lere dayanmaktadır. 1914-1918 yılları arasında yine ordunun ihtiyaçları karşılanmış, Mondros Mütarekesi’nden sonra Fransızlar tarafından işletilmiştir. Ocaklarımız 1922 yılından 1939 yılına kadar Faik Sabri Bey, Nuri Aziz Bey ve Yunus Nadi Bey öncülüğünde hizmet vermiştir.
1939 yılına kadar bu şekilde işletilen kömür ocakları Etibank’a devredilmiş ve 1957 yılında kanunla kurulan Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğüne aktarılmıştır. 1978 yılına kadar Garp Linyitleri İşletmesine bağlı Bölge olarak faaliyet gösteren kamu madenciliğimiz 1978 yılında Ege Linyitleri İşletmesi adını almıştır. 1995 yılında bir ara Bölge Müdürlüğü’ne dönüştürülen E.L.İ. 30.04.2002 tarihinde İşletme Müdürlüğüne, 01.04.2004 tarihinde tekrar Müessese Müdürlüğüne dönüştürülmüştür.
Türkiye ekonomisinde çok önemli bir yere sahip olan Ege Linyitleri İşletmesi Müessesemiz yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızı en verimli biçimde değerlendirerek çevre ve başarı sıralamalarında ülkemizin gururu olmaya devam etmektedir.
Bu arada Soma’nın muhtelif yerlerinde linyit kömür işletmeciliği özel sektör aracılığıyla devam etmiştir. Bunların en önemlilerinden Krolin Madencilik (Cemal Hünal) 10.04.1979‘da, Ege Madencilik (EMAŞ-Nadir Hakkı Önen-ki yeri doldurulamaz bir müteşebbisti-) 17.05.1979‘da, Çamlinyit Madencilik (İhsan Balioğlu) 01.07.1979‘da ve Soma Kömürleri (Darkale-Fikret Demren) 08.11.1979 ‘da 2172 sayılı yasaya dayanarak devletleştirilmiştir. Sonraki yıllarda işletmecilik tekrar özel sektöre bırakılmıştır. Şimdilerde ise özel sektörün emektar ve cefakâr çalışanları bu onurlu tarihi yazmaya devam ediyorlar.
İşte Soma ‘daki bu yeraltı ve yerüstü maden ocaklarımız günümüzde de canla başla ülkemiz için çalışmaya devam etmektedirler. Ama Soma ‘ya hizmeti geçmiş nice isimsiz ve mezarsız kahramanlara vefasızlığımız halen sürmekte ve ne yazık ki onların adları bugün Soma’da küçük bir sokağa isim olmaktan öteye gidememektedir.
Benim nacizane araştırdığım madencilik tarihimiz böyle. Bu tarihe kaynak olabilecek, benim bilmediğim ve unuttuğum gerçekler, anılar, enstantaneler varsa paylaşılırsa bilgi dağarcığımız daha da gelişir dilerim.
Bu yazı 1409 kere okundu.
|