|
Bayram arifelerine gelirken bu ülkede bir türlü sıfırlayamadığımız trafik terörü de aklımıza geliyor. Bunu en azın en azına indiremeyişimizin en büyük ve en gerçekçi nedeni bence insandan kaynaklanan hatalardır.
Duyarlı bir birey olarak bu trafik sorununun farkına varan insanlardan biri olan hemşerimiz dostumuz kardeşimiz Sayın Nizam İpekçi kendi üzerine düşeni yapıyor ve bana ne demeden gereken uyarılarını sıralıyor. Hem de arabasının ağzından. Sayın İpekçi sohbet havasında gönderdiği mailinde bu sorunun altını çiziyor.
Hepsi de altına imza atacak kadar doğru şeyler olan ve arkadaşımızın kaleminden çıkan bir materyalin tavsiyeleri şöyle!... (Bu seslenişte Nizam Bey hitabının yerine kendi adınızı koyun. Bakın nasıl da tutarlı oluyor bu söylemler):
“ Sahibim ve efendim, Nizam Bey! Ben seni seviyorum, sen de beni seviyorsun. O halde benim seni çok sevdiklerine kazasız ve belasız götürmem için önerilerimi can kulağı ile dinle.
- Yolda yakıt göstergesinden çok; hararet, şarj, hız ve devir saatinin göstergelerine bakacaksın. Çünkü bir sıkıntım olursa seni bu ışıklarla ikaz edeceğim.
- Unutma ki; Yola çıkınca kendi aracının yanı sıra, önündeki ve arkandaki araç da dahil üç araç kullanacaksın. Önündeki ve arkandaki araçlar için % 20 ‘şer, kendi aracın içinde en az % 60 efor (güç) harcayacaksın.
- Sakın hız yapma. İnan bana hız yapsan bile erken varma süren dakikalarla sınırlıdır. Aldığın risklere değmez ve riske de hiç gerek yok zaten.
- Şoför koltuğunun yanına koyduğun ve sağlığına zarar veren; ancak haberleşmede de vazgeçilmez hale gelmiş olan cep telefonlarının çalması hallerinde hemen telefona sarılıp açmayacaksın. Önünü ve arkanı kolladıktan sonra, sağa yaklaşma sinyalini verip ve aracını en uygun yerde durdurduktan sonra telefonunu açacaksın. Aklından çıkarma ki; hiçbir şey senin ve sevdiklerinin hayatından daha değerli değildir.
- Ola ki; Telefonundan olumsuz bir haber almış ve moralin çok bozulmuş olabilir. Bu durumda aracını yerinden hareket ettirme. Gerektiğinde 112, 155 veya 156 telefonlarından yardım iste. Ama unutma ki bu kuruluşlar senin sohbet edeceğin ortamlar değildirler. Senin böyle yapmayacağını biliyorum ama gereksiz yere asla meşgul etme. Ancak gerektiği zaman aramaktan da korkma.
- Yolda giderken radyo, teyp ve etrafınla fazla ilgilenme ve uğraşma. Sen beni ne kadar iyi yönetirsen o kadar iyi sonuç alırsın. Seni varacağın yere sağ salim ulaştırırım.
- Yanında kolaylıkla alıp içebileceğin suyun olsun ve zaman zaman su iç ki kafan ve bedenin zinde olsun.
- Yolda karnın acıkınca rahat ve hafif yiyeceklerden ye. Sakın karnını tıka basa doldurma. Çok yemek uykunu getirir. Bana gelecek zararları düşünebildiğin gibi asıl sana ve sevdiklerine gelecek zararları düşün.
- Uykun geldiğinde; beni esenlik olan bir yere park et ve yat uyu. Ben seni yağmurdan, soğuktan olabildiğince korurum.
- Bir şey daha söyleyeyim. Kapılarımı kilitle ve anahtarı her an ulaşabileceğin kolay bir yere koy. Ne olur ne olmaz, el fenerini de yanı başına koy. Uykunu aldıktan sonra tekerlerimi, motor yağımı, radyatör suyumu ve etrafımı dolanaraktan genel gözlem yap ve öyle yola çık.
- Beni üç - dört saat sürünce; istirahat etmeyi ihmal etme ki, ALAH’IN izniyle seni sevdiklerine sağ salım kavuşturayım. Göreceksin bak; Sonunda asıl sen ve sevdiklerin mutlu olacak Nizam Bey!... “
Aslında insanın bu nasihatlere canı sıkılmıyor da değil. Doğru sözün üstüne söz konmuyor. Ancak bu aracın nasihatlerinin hiç biri yanlış veya eksik değil. Sonunda Nizam Bey’in arabasına teşekkür edeceksiniz!...
Bu yazı 906 kere okundu.
|