|
Celal Bayar Üniversitesi Soma Meslek Yüksek Okulunun değerli öğretim görevlilerinden Sayın Fırat TEKİN ile Sayın Erkan HAFIZOGLU ‘nun yayımlanan bir makalesinde Türkiye’nin deprem aktivitesini belirleyen önemli unsurlar arasında Batı Anadolu ve Ege graben sisteminin bulunduğu belirtiliyor.
Sismolojik deyimle, Arap levhasının sıkıştırması sonucu batıya kayan Anadolu levhasının sınırlarında ve Afrika levhasının Avrasya levhasının altına dalması sonucu Akdeniz’de ve Ege Graben Sistemi içersinde depremler meydana geldiği ifade ediliyor.
Bu bilimsel verilere göre Batı Anadolu dünyanın en çok deprem olan yerlerinden biridir. Bölge sürekli depremlere maruz kalmış ve gelecekte de deprem oluşturma potansiyeli çok yüksek yerlerden biridir.
Yani…
Yanisi şu: Başta Ege olmak üzere ülkemizin büyük çoğunluğu deprem bölgesidir ve deprem kaçınılmazdır.
Bilim insanları depremi bir nevi testiye benzetirler. Dolar dolar bir yerden sonra taşar, patlar.
Söz konusu bu makalede bilimsel verilere dayanarak Batı Anadolu’da ve Ege Denizinde 1890-2000 yılları arasında hasar yapıcı ve yüzey kırığı meydana getirmiş olan 34 deprem meydana geldiğini belirtiliyor.
Hocaların dediğine lütfen dikkat edin: Tarihte Egede hasar yapıcı ve yüzey kırığı oluşturan 34 şiddetli deprem…
Nitekim, SOMA’da bundan yaklaşık yüz yıl önce 18 Kasım 1919 akşamı 6,9 şiddetinde can ve mal kaybına neden olan büyük ve hasarlı bir deprem meydana gelmiş. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi istatistik verilerinde yer alan bu tarihsel gerçek bize testinin dolmak üzere olduğunu hatırlatıyor.
SOMA DEPREMİ, Sayın Fırat TEKİN ve Sayın Erkan HAFIZOGLU ‘nun araştırmalarına göre Türkiye’nin deprem aktivitesini belirleyen bir depremdir. Depremin meydana geldiği bu fay zonu, Bergama kuzeyinden başlayarak Foça’ya kadar devam eden kuzey/kuzey doğu doğrultulu bir fay zonudur. Bakırçay grabeni bu fay zonunda bir süreksizlik meydana getirmektedir ve kuzeyde Balıkesir-Soma sistemi ile geniş bir zon oluşturmaktadır. İşte Kasım 1919 Soma depremi fay zonunun bu kesiminde meydana gelmiştir. Bu sistem özellikle Kütahya, Simav ve Gediz grabenlerinin batı uçlarını sınırlamaktadır. Güneybatıda fayın ucu İzmir körfezine kadar uzanmaktadır. Bu fay zonu Kuzey Egenin kuzey batı Anadolu’dan daha hızlı güney batıya hareket ettiğini göstermektedir.
Böylesi saygın bilim insanları deprem konusunda bir şeyler söylüyorlarsa bunu göz ardı etmemek gerekir. Bu bilimsel verilerin yanı sıra sayın hocalar araya şunu sıkıştırmadan edemiyorlar: Bizi deprem değil kendi yaptığımız binalar öldürüyor.
Soma depreminin üzerinden yaklaşık 100 yıl geçmiş.
Deprem ise ülkemizin önemli ve tarihsel bir gerçeği…
İnsan Allah’ın bir kuludur. Her neyle karşılaşırsa karşılaşsın, hangi ortamda olursa olsun bazı temel ihtiyaçlarından asla ve asla vaz geçemez. Dünya yerle bir olsa da, bir insan yeme içme uyuma tuvalet ihtiyacından vaz geçebilir mi? Bugün yemeyeyim içmeyeyim uyumayayım dışkı ihtiyacımı gidermeyeyim dese ne kadar dayanabilir? İşte bir felaket anında da bunlar hep geçerliliğini korur.
Deprem riskiyle daima karşı karşıya kalan ülkemizde yapılan çalışmalar, hocaların bu makaleleri bize aslında şunu soruyor: Acaba (Soma’da) Depreme hazır mıyız ?
* * * *
Bu arada deprem için ülkemize gelerek kalplerimizde ebedi yer eden Japon bilim insanı Dr. Atsushi Miyazaki’ye de minnetlerimizi ve şükranlarımızı sunarım.
Bu yazı 1022 kere okundu.
|