|
Geçtiğimiz aylardaki yazılarımdan birinde çevre kirliliğinin sadece çer çöpten oluşmadığından söz etmiştim. Kapalı yerlerde sigara içme yasağının cadde ve sokakları doğal kül tablası haline getirmesinden ya da yurt çapında bunun önüne geçilememesinden söz etmiyorum bile. Bence çevreyi kirleten en önemli unsurlardan biri de gürültücülüğümüz.
O kadar çok örnek var ki;
En büyük gürültü de yerli yersiz çalan kornalar.
Trafik ışıklarında daha sarı yanar yanmaz gereksiz yere çalan klaksonlar.
Soma’da ve birçok yerde son 20 yılın ürünü olan ve cemiyetlerde adeta gelenek haline gelen şu konvoylar.
Bunlara bir de polis, ambulans, itfaiye gibi mecburi sirenler eklenince siz şenliği seyredin.
Her cemiyet sahibi o an için kendini ve mürüvvetini gördüğü evlâdını, eşini, dostunu; yani sevdiğini tüm dünyanın merkezine koymakta haklıdır. Ama bu tür gürültülü etkinliklerine sadece cemiyet sahibi ve yakınları hoşgörü ile yaklaşıyor. Geri kalanın tamamı mevcuttan rahatsız. Kimse yanındaki ile ne konuştuğunu anlamıyor. Bunu kimse dillendirmeyince de herkes memnunmuş gibi bir hava çıkıyor ortaya.
Bu iş yasaklama ile çözülürse yasağı delmek insana daha cazip gelir. Ayrıca hiçbir kamu görevlisi de vatandaşın ömr’ü hayatında en fazla bir veya iki kere yapabileceği bu şenliğe dur demek istemez. Oysa yüksek sesli müziklerle, anonslarla ve klaksonlarla gezerken çevreyi rahatsız etmek kabul edilir şey değildir.
Olur olmaz yerde korna çalan, eksozunu bağırttıran çevreyi değil kendi ailesini düşünmeli önce. Çünkü Soma emek yoğun ve vardiyalı çalışan bir kenttir. İşte bu kategoriye gürültüyü yapanın kendi ailesi de girer.
Vardiyadan çıkmış, bir sonraki vardiyaya gidebilmek için mutlaka dinlenmek zorunda olan işçiler, kamyon şoförleri…
Hasta, yaşlı olanlar, hamileler, bebeğini uyutanlar ya da uyutmaya çalışanlar…
Çocuklar…
Kulaklarından rahatsız olanlar…
Korkanlar panikleyenler…
Bütün bunlar hep bizleriz aslında…
Oysa polis, ambulans ve itfaiye gibi mecburi sirenlerin dışındakiler tamamıyla eğitimle ilgili hususlar. Hatta onlara yolları açmak da eğitimle ilgili. Bizim yaptığımızsa bir sonraki adımı düşünmeden yapılan “hemen”lik davranışlar.
Trafikte aracı park edip giderken “işimiz hemen iki dakikadır”. Bu “hemen iki dakikanın” içine “Ya yolcu hemen inecek binecek” diyerek indi-bindi yapan servis araçları da eklenince trafik için Soma’ya dünyanın kanununu yığsan fayda etmez.
Hangimiz bu zorunlu siren sahiplerinin zamanında yerine ulaşmasını istemez ki!
Bu kadarı her yerde oluyor dersek Soma’da kamu görevi yapmış bir arkadaşımızın “En yüksek vergiyi veren, paranın en çok döndüğü yerlerden biri Soma. Ama bu karmaşa sizi Manisa’nın ilçelerinin içinde sıralamada sonlara atıyor” gözlemi doğrulanmış oluyor.
Bu gürültümüzü kabul edersek her yağmurdan sonra elektriklerin kesilmesini kanıksamamız gibi bunu da kabullenmiş oluruz.
Bu yazı 619 kere okundu.
|