|
Eski cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel ile siyasi arenada kendine yer bulan ‘baba’ lâkabını ben ilk kez 15.Kasım 1983 Salı günü akşamı duymuştum.
O günlerde TRT ‘den başka radyo yayını yoktu. Sadece yurt dışından yayın yapan ve gizlice dinlenen yayınlar vardı. Öğrenci evimizde radyodaki görüşlere katılıp katılmama konusunda fikir ayrılıklarımız olsa da TRT ‘den başka seçeneğimiz yoktu.
15.Kasım 1983 Salı akşamı TRT haberlerinde şu manada bir haber geçti: “Kuzey Kıbrıs Federe Devleti Meclisi oy birliği ile aldığı kararla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tüm dünyaya ilân etti. “ dedi. Hemen ardından da ekledi: “Türkiye yeni cumhuriyeti tanıdı”
O an o öğrenci evimizde misafir olan sınıf arkadaşımız Kıbrıs Türkü Serdar kardeşimiz (Şu anda önemli bir otomotiv firmasında üst düzey yetkili) “ALLAH’A KURBAN OLAYIM TOROS BABAAA” diye öyle bir feryat figan kopardı ki ilk önce ne olduğumuzu anlayamadık. Az sonra kendini toparlayınca Serdar’ın hıçkırıklara dönen sevinç göz yaşlarının arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin kuruluşunu sarmaş dolaş kutladık. Serdar’ın gece boyunca heyecanla deli tepek sevinç gösterilerine ortak olduk. Nitekim ertesi gün sınavlara rağmen yurduna döndü Serdar…
“Toros”un, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı içindeki kod adı olduğunu o gün, 15 Kasım 1983 akşamı o heyecan içinde öğrendik. Bu kod adını o güne kadar çok az kimsenin bildiğini de o akşam öğrendik. Çünkü arkadaşımızın babasının da TMT saflarında dava ve silah arkadaşıydı Koca Toros…
Bir çınarı daha yitirdik.
Denktaş, sempati duyduğum sevdiğim saydığım bir kahramandı benim için. Sayın cumhurbaşkanını Soma’ya gelmezden yıllar önce bir akşam Ankara’nın Kızılay’ında tesadüfen gördüm. Sıradan bir vatandaş gibi dolaşırken benzettiğimi sandım. Yanındaki birkaç kişi ile olduğunu fark edince o olduğunu anladım. Ama her ne kadar gezinti modunda olsa da yanına sokulmak güvenlik açısından pek mümkün değildi. Buna rağmen merhabalaştığımı biliyorum.
Soma’ya geldiği zaman, E.L.İ. lokalinde oğlum elini öperken ben de çok çok kısacık hal hatır sorabilmiştim. Siyasetçiliğinin dışında elinde fotoğraf makinesiyle etrafındaki tüm insanlara sempatikliğini kendiliğinden kanıtladı. O’nun Soma’ya gelmesini temin edenlerin büyük bir hizmet yaptıklarına inanıyorum. Çünkü Soma o’nu seviyordu, o da Soma’yı sevdi. Soma’da sevgi seline maruz kaldı. Kıbrıs gazisi Soma’lı silah arkadaşlarıyla hasret giderirken duygusal anlar yaşadı.
Büyük ve dirayetli bir liderdi. Vatan sevgisini kişisel menfaatlerinin üstünde tutabilen asil biriydi. Ve halâ asildir. Avrupa Birliği yolunda engel olarak görülüp görevini bıraktığı zaman bile küsmeden davasının yolunda yürüdü. İnandığı ilkelere baş koydu. Rumlara haklarını önerecek kadar karşısındakinin hakkına saygılı, KIPIRIS türkünün yaşam haklarını savunacak kadar insanlık onuruna düşkündü.
Yaşamının çok çok uzun bir kısmını özgürlük ve eşit yaşam mücadelesi içinde geçirdi. Türkiye’ye güvendi ve hiç darılmadı. Büyük bir Atatürkçüydü yurtseverdi.
Saygıyla, rahmetle anmak istedim.
Allah, Cumhurbaşkanımızın gazilerden aldığı hayır dualarını yanına yoldaş eylesin, rahmetinden mahrum bırakmasın.
Bu yazı 504 kere okundu.
|