Geçen hafta çevre kirliliğinin sadece çer çöpten oluşmadığından söz etmiştim. Bence çevreyi kirleten en önemli unsurlardan biri de gürültücülüğümüz. Bugünlerde en büyük gürültü de, Soma?da ve birçok yerde son 10-15 yılın ürünü olan ve cemiyetlerde adeta gelenek haline gelen şu konvoylar? Bu anlayışla karşılanabilecek bir etkinlik belki ama, yüksek sesli müziklerle ve klaksonlarla gezerken çevreyi rahatsız etmek kabul edilir şey değildir. Her cemiyet sahibi o an için kendini ve mürüvvetini gördüğü evlâdını, eşini, dostunu; yani sevdiğini tüm dünyanın merkezine koymakta haklıdır. Ancak ya etraftaki canlılar? Bebeği olanlar, Bebeği olacaklar, Hastanede yatıp yarın ne olacak kaygısını yaşayanlar, Yaşlılar, İşten çıkıp dinlenmek zorunda olanlar... Bunlar ne olacak ? Kendi cemiyetimde konvoy yapmadım mı? Evet yaptım; ama hiç olmazsa gürültü yaptırmadım. Ben bu âdetten vaz geçilsin ya da yasaklansın demiyorum. Yasaklamalarla çözüme kavuşturamayız zaten. Çünkü yasak şeyler her zaman insana cazip gelmiştir. ?Girmek yasaktır?, ?Çimlere basmayın? levhasının ardındaki o inanılmaz cazibe insanı inadına kendine çeker. Ayrıca hiçbir kamu görevlisi de vatandaşın ömr?ü hayatında en fazla bir veya iki kere yapabileceği bu şenliğe dur demek istemez. Bu olay bahar aylarında haftalardır sürüp gitmişken niye bu hafta aklıma geldi? Bu haftanın özelliği; hiçbir gencin sevmediği, ancak sistem gereği bir parçası olduğu sınavların bu hafta yapılacak olması. Söz konusu olan gürültülü konvoyların başlama saatinin sınavların en gergin zamanına denk gelmesi? Ülkemiz genelinde yüzbinlerce, Soma?da yüzlerce genç bu hafta sonu hayata ilk adımlarını atacaklar. Yaklaşık 3 saatlik sınavla önlerindeki yaşamı şekillendirecekler. Kimi yaşıtları hayat mücadelesine küçük yaşlarda başlamak zorunda kalmışken kendilerini okul sıralarına atan bu gençler kara kalemle dolduracakları boş kutucuklara gelecekteki yaşam öykülerini yazacaklar. Bu gençler de bizim geleceğimizse, onları ilgilendiren ve bizlerin uyması gereken en önemli husus, o anda sessiz kalabilmemizdir. Ses çıkaracağımız yerlerde ses çıkarmayışımız yada ses çıkarmamamız gereken yerlerde patırtı yapmamız apayrı bir çelişkimizdir zaten. Neyse!.. Kendini tam sınavına konsantre etmiş bir gencin o anda dışardan gelen gürültüye karşı düşebileceği durumu empati yoluyla kendimizin üzerinde sınayalım bakalım. Yani tam bir ? domates biber patlıcaaaan ? durumu? Gerçi bu konvoylar hiç olmazsa daha erken saatlerde başlamıyor. Kendimizi nispeten bu sessizliğe uydurmaya alıştırdık galiba. Ama bu birkaç saatlik sessizliğimiz arada sırada deliniyor. O kadar da olur demeyelim. Hadi gelin? Bu Cumartesi Pazar saat 13 ?e kadar sessiz durabilme yeteneğimizi bu gençler için kullanalım.
Bu yazı 1451 kere okundu.
|