Geçen hafta gazetemizin yazarlarından söz etmiş ve iğneyi gazetemizin sahibine batırmıştık. Bu arada, ben de hayatı ertelememek gerektiğini bir kez daha öğrendim. Yolda karşılaştığım öğretmen bir hanımefendiden duyduğum kadarıyla ?ki o da emin olamadı- Aşk ve Tül Perdeler yazımda sözünü ettiğim 1930?50?li yılların Soma?sını kitaplaştıran hanımefendinin vefat ettiğini öğrendim. Yani yazımda kendilerine seslendiğim yetkililerimiz hayatı ertelediği için gereken adımı atamadığından bir tarihsel değeri daha yitirmiş olduk. Ben nasıl Soma?nın tarihsel geçmişini hatırlatan bir şeyler karalıyorsam, arkadaşımız ŞEREF ÖKSÜM ?de Soma?da günlük hayatın aksayan yönlerini ayrıntılarıyla yazabiliyor. Etkili olduğunu da hissediyorum ama kimse umursamaz gibi davranıyor. Örneğin, herhalde Ege Bölgesinde kapalı pazar yerinde büyük manav şemsiyesi sadece Soma?da kullanılıyordur. Pazar yerinin adı Kapalı Pazar yeri. Sergici esnaf, her tarafından delik deşik olmuş sundurmaların akmasından kopmasından kendini ve müşterisini korumak zorunda olduğundan pazar yerinde şemsiyesini açıyor. Yada Nazım Yavuz caddesinde, İstasyon Arka Mahallede veya Bağlar caddesinde manevra yapan 40 tonluk kamyonların emekçileri gece 3 ?de yorgun argın evlerine gelmek zorundalarsa, bu insanlara ?kamyonunu garajda bırak? demek için o kamyonun şoförüne araç servisi sunmak zorundasın. Ee bu hizmeti Şeref Öksüm sunmayacağına göre Şeref de yazmaya devam edecektir. Buna alınmak yerine çözümü ilgilisi bulacaktır. MEHMET ALİ GÖKDENİZ ?de ısrarla Soma?da sporun üstünde duruyor. Kendisinin de kabul etmek zorunda kaldığı ama hiçbir sporseverin kabul etmek istemediği, futbolun Soma?da bittiği gerçeğini yazmaya eli varmıyor. Düne kadar bizimle mücadele eden komşu ilçeler 2. 3. liglerde mücadele ederken biz kedinin ciğere baktığı gibi onlara bakıyoruz. Eski Somasporlular da hayatın gailesinde çoluk çocuğa toruna karışıp anılarda yaşatılıyorlar. Büyüklerimizin çok iyi bildiği; kafayla penaltı kurtaran Çıta Orhan?lar, inanılmaz sert şutlar atabilen Dega Orhan?lar, Defansın adam geçer top geçmez şiarını yaşatan Muti Hüseyin?ler, Taktak Yılmaz?lar, Refik?ler, Çılgın İlhan?lar, her frikikte sol ayağıyla kesin gol heyecanını yaşatan Sarı Cengiz?ler, Yurtbekler kardeşler ve yeteneği ile günümüzün teknik direktörlerinin eline su dökemediği Ali Rıza Hocalar, Sotes uğruna 9 numaralı formasını tabutuna bayrak yapıp Soma?yı acılara boğan İlhan Eryiğit? Daha adını sayamadığım bütün bu insanların suçu kendilerine sahip çıkılmayan Soma?da efsaneleşmiş olmaları mı acaba EYÜP GÜLMEZ ?de ise tam bir diplomasi trafiği yaşıyor. Sosyal yapısının etkisiyle en üretken ama en çok eleştirilen insanlardan biri olan Eyüp, hitabet yeteneğine ve sevilmesine rağmen ?nefret edilmekten zevk duyulan adam? konumunda. Sendikasına yoğun muhalefet edebilen Eyüp kendisine görev verilince bana neci davranmıyor. Festival etkinliklerinde sendikasının çıkardığı dergiye verdiği destek çalışmalarıyla görev adamı olduğunu kanıtladı? Neyse, fıkra mı anı mı bilmiyorum ama; Bizim bir yetkilimiz Çin?e gitmiş. Nüfusunu sormuş. Çin?li 1,5 milyar deyip bizim nüfusumuzu sormuş. Yetkilimiz 70 milyon deyince Çin?li yönetici ?Ne güzel, Sizin orada herkes birbirini tanıyordur? demiş!... Yani, aslında hepimiz bu küçük dünyamızda birbirimizi tanıyoruz.
Bu yazı 1888 kere okundu.
|