|
HAFTANIN SÖZÜ: Artık Bir Karar Vermelisin! Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil! (Mümin Sekman ın ilk kitabının adı)
Tüm dünya ülkelerinde milyonlarca insanı peşinden sürükleyen futbolun en önemli yapı taşı alt yapıdır. Alt yapıya önem veren ülkeler ve kulüpler dünya futbolunda her zaman önemli yerlerde unutulmayan tarihi başarılar elde etmektedirler. Son yıllarda futbolla ilgili haberlere biraz göz gezdirdiğimizde 2008–2010 yılları arasında tüm dünya ülkelerinin konuştuğu bir futbol kulübü var. Bu futbol kulübü bir sezonda 6 büyük kupa kazanmış ve futbol tarihine isimlerini altın harflerle kazımışlardır. Bahsettiğim futbol kulübünü hepinizin tahmin ettiğini düşünüyorum, İspanyanın Barcelona kulübü.
Barcelona kulübünün A takım kadrosuna baktığımda alt yapıdan yetiştirdiği 7–8 futbolcuyu ilk 11 de sahada görebiliyoruz. Bu futbolcularında yetişmiş olduğu kulübün formasına olan aşkıyla çıktığı maçlarda başarılı olmaması gibi bir ihtimal düşünülemez. Barcelona kulübünün alt yapıdan yetiştirip oynattığı oyuncular İspanya milli takımının da iskeletini oluşturmaktadır. 2008 Avrupa futbol şampiyonasını, final karşılaşmasında Almanya yı 1–0 mağlup eden İspanya şampiyon olarak bitirmiştir. İspanya, bu başarısı ile ilk kez 1964 te kazanmış olduğu Avrupa Futbol Şampiyonası nı 44 yıl aradan sonra yeniden kazanmıştır.
Hem milli takımlarda hem de kulüp takımı olan Barcelona nın son yıllarda kazanmış olduğu bu başarının altında alt yapının ne kadar çok önemli bir gerçek olduğu karşımıza çıkmaktadır.
Bu iki örneği çoğaltmak mümkün ama biz asıl konumuz olan Türkiye de alt yapının ne hallerde olduğudur. Öncelikle süper ligde 4 büyük kulüp olarak lanse edilen kulüplerin alt yapılarını incelediğimizde alt yapılarından yetiştirdikleri oyunculara ya yeterince şans vermiyorlar, ya da diğer Anadolu takımlarından alacakları oyuncu karşılığında zorla takas da kullanarak gönderiliyorlar. Yıllarca vermiş oldukları emeklerini bir kalemde harcama cesaretini gösterebiliyorlar. Bu oyuncularda gittikleri Anadolu kulüplerinde başarılı performans gösterdikleri takdirde 3–5 katı fiyatlarla geri almaya çalışmaları ise gerçekten acı bir son olarak karşımıza çıkıyor. Tabi bu işin diğer bir tarafını da söylemeden geçemeyeceğim. Kendi fikri alınmadan Anadolu takımlarına gönderilen oyuncular yetiştiği ve yıllarca formasını giydiği eski takımına karşı çıktığı maçlara ayrı bir motivasyon ile hazırlanmaktadırlar. Sanki onlara siz beni zorla gönderdiniz ama ben nasıl bir futbolcuyum görün mesajını vermek için son güçlerine kadar mücadele etmeye çalışırlar. Birkaç hafta önce izlediğimiz İstanbul B.B.sporun Fenerbahçe karşısında almış olduğu galibiyetin mimarı, attığı iki gol ile İskender Alın dır. Bu oyuncu 2003 senesinde Fenerbahçe nin alt yapısında futbol oynamış, paf takımın önemli oyuncularından biridir, ama kendisine verilmeyen şans ve gönderiliş tarzı ile Fenerbahçe maçına ayrı bir şekilde hazırlandığını görebiliyorum.
Son 5 yılda süper lig takımlarından bazılarının alt yapıdan çıkardıkları oyuncu sayıları şu şekildedir. Galatasaray 6, Fenerbahçe 2, Trabzonspor 4, Beşiktaş 2 bu rakamlar ne yazık ki tatmin edicilikten çok ama çok uzakta. Bu sayı aynı zamanda bize Türkiye deki futbol kulüplerinin bu konuda ne kadar yetersiz kaldıklarını da gösteriyor. 90 lı yıllarda altyapıdan yetiştirdiği futbolcularla Türk futboluna damga vuran Beşiktaş ın bugünkü kadrosunda alt yapısından yetişen sadece 2 oyuncunun yer alması ise dikkat çekiyor. 2000 yılında Galatasaray UEFA Kupası na uzanırken takımın omurgası kimlerden oluşuyordu bir düşünelim.
Türk futbolunun geleceği kendi alt yapısıdır, alt yapımızı gerçek bir fidanlığa dönüştürmemiz gerekiyor. Yabancı futbolcu çöplüğüne dönüştürdüğümüz futbolumuzu temizleyebilmemiz için alt yapı alt yapı alt yapı diyorum. Milli takımımızın başarısız olmasının da ana sebebi budur.
Bu konuda söylenecek ve yazacak o kadar çok şey var ama şimdilik bu kadar yeterli diye düşünüyorum. Bende hassas olduğum bu konuda önceliğimi alt yapıya veriyorum ve Fatih spor kış futbol okulunu açmış olmamın sebebi de budur. Ben küçük bir fidanlık ile başladım ama bunun ilerleyen günlerde çok daha büyük bir fidanlık olacağına eminim.
Sevgili spor dostları, haftaya pazartesi yine görüşmek ümidiyle sevgiyle kalın…
Bu yazı 1565 kere okundu.
|