|
Bu zamana kadar bizlere inanmayanlar artık kulübemizin yanlarına gelmeye başlamışlardı. Çarşıda gezerken bizlere selam verenlerin sayısı iyice artmıştı. Futbolcularımın uykuları geceleri sık sık kaçmaya başladı ve görüşmelerimiz daha da sıklaştı. Çünkü bir futbolcumun dışında diğer oyuncularım ilk kez bir final maçına çıkıyordu. Futbolcularımı finale motive etmek için kısa sohbetler yapıyordum, kendilerine başımdan geçen ve yaşadığım şampiyonluk hikâyelerinden bahsediyordum. Başkanımız bu başarıyı kutlamak ve final öncesi moral olması açısından takıma yemek verdi. Ne olduysa bu yemekte oldu ve takım kopması imkânsız bir zincir ile birbirine sıkı sıkı sarılarak takım olmanın zirvesine ulaştı. Hayalleri olanlar asla uyumazlarmış ya, o gece takımım uyumakta çok zorlandı, neden mi? Çünkü hayatımızda bir şeyin eksik olduğunun farkına vardık, o eksikliğin şampiyonluk olduğunu fark ettik. Turnuva başlangıcında kimsenin favori göstermediği bir takımdık. Şimdi ise finaldeydik ve artık bu da bize yetmiyordu.
Maç başladı rakip takımın nasıl oynayacağını çok iyi etüt etmiştik. Maçın 5. dakikasından itibaren bütün kontrol bizim elimize geçti ve oynadığımız harika futbol ile maçı 2–0 yaptık. Devre oldu kulübede olağan üstü bir kalabalık. Takımım ile konuştum dedim ki artık çok yakınız, buradan geri dönüş yok. Bir yarı sonra tarihi bir zafer kazanacaktık. Bütün futbolcularımın yüzü gülüyor ve gözleri parlıyordu. Hepimiz istiyorduk. Şampiyon olmalıydık, çünkü hak etmiştik. Kaybetmeyi aklımızın ucuna bile getirmedik. İnandık. Zafere şartlandık. İkinci yarı başladı ve skor birden 4–1 oldu çok iyi oynuyorduk ama inanılmaz derecede kötü iki gol yedik ve maç 4–3 oldu. Son 10 dakika geçmek bilmedi rakip atak yapıyor biz ise Çanakkale geçilmez diyor ve tarih yazıyorduk. Kaleye ördüğümüz etten duvar ile gol yememeyi başardık ve bitiş düdüğü çaldı.
İşte gözyaşlarının, sevincin, mutluluğun, kalp atışlarının, sıkı sıkı sarılan kolların, kucaklamaların, anlatılması güç anların yaşanmaya başladığı zaman gelmişti. Omuzlara alınan Başkanımız Ali Ayan ise gerçekten görülmeye değerdi. O ihtişamlı kupa artık biz inananların elindeydi. Herkes bizi alkışlıyordu, hiç kimse haksız yere demiyordu, içten sözler dudaklardan dökülüyordu ve hak ettiler diyordu herkes.
Bu hikâye tarihi değiştirenlerin, umutsuzluğa kapılmayanların, inananların, dostluğun, zaferi isteyenlerin, kazananların hikâyesi. Bu hikâye son şampiyon Esnaf sporun hikâyesi.
Bu tarihi değiştiren insanlar ile mutlaka bir yerlerde karşılaşacaksınız; belki evinizde su tesisatı arızalanacak o kişi gelecek, ya da pazarda meyve alırken göreceksiniz. Ya kahvede size çay ikram edecek ya da sanayide oto camı taktırırken rast geleceksiniz. Ya kafe de otururken, ya da kömür almaya gittiğinizde yüz yüze geleceksiniz. Ya arabanızı boyatmaya gittiğinizde ya da mantı yemeye gittiğinizde karşılaşacaksınız. Ya pastanede tatlı yerken ya da spor salonuna gittiğinizde göreceksiniz. Ya çocuğunuza çeyiz eşyası almaya gittiğinizde, ya da dar kalede dinlenmeye gittiğinizde, ya da arabanıza rot ayarı yaptırırken göreceksiniz onları.
Tarihe altın harflerle isimlerini yazdıranlar artık aramızda olacak. Kimimiz tanıyacak kimimiz hiç bilmeden yüzlerine bakıp geçecek. Kimimiz gördüğünde heyecanlanacak, kimimizde görmemezlikten gelecek. Kimimiz selam verecek, kimimiz fark etmeyecek. Ne olursa olsun sakın unutmayın ki onlar şampiyon oldular, onlar tarihi değiştirdiler, onlar zirveye çıktılar, onlar inanılmayanı başardılar, onlar peri masalını gerçekleştirdiler. Bana göre onlar adam gibi adamlar. Allah yolunuzu açık etsin
Bu yazı 1214 kere okundu.
|