|
HAFTANIN SÖZÜ
Dünya spor hayatı ve spor dünyası çok mühimdir. Bu kadar mühim olan spor hayatı, Bizim için daha mühimdir. Çünkü ırk meselesidir, ırkın ıslahı ve kişayişi meselesidir. Ve hatta biraz da medeniyet meselesidir. M. Kemal ATATÜRK’
Ülkemizde spor denildiği zaman onun yanına koymakta tereddüt ettiğimiz bir konu olan okul kelimesini ele alacağım. Çünkü okul çağında bir çocuğun spor yapmasının ona zarar mı yoksa yarar mı getireceği konusu veliler tarafından yeteri kadarıyla anlaşılmadığını düşünmekteyim.
Bir çocuğun okula başlama yaşı 7, spora başlama yaşı 5 olduğunu düşünürsek eğer sporun okuldan daha öncelikli olduğuna karar vermekteyim. Tabi bu düşünce bizim ülkemizde geçerli mi diye sorarsanız cevabım tabiî ki hayır olacaktır. Avrupa da birçok çocuk spora 4–5 yaşında başlamaktadır. Daha sonra okula devam eden öğrenci aynı zamanda devam ettiği spor branşı ile birlikte eğitimini ve öğretimini tamamlayabilmektedir. Avrupa da her öğrencinin bir spor ile uğraşması ve de bir sanat faaliyetine katılması mecburidir.
Bizim ülkemiz de ise sporun okul çağında ki çocukların hayatlarında ki yeri tamamen farklıdır. Bir çocuk okulların açık olduğu dönemde spor yapmaması için her türlü şart oluşturuluyor. Birde işin içine bilinçsiz veliler girince içinden çıkılması zor bir durum ile karşı karşıya kalıyor çocuklarımız. Öncelikle spor denilince anne babaların aklına ilk gelen şey derslerden geri kalır cümlesidir. 10 yıllık antrenörlük hayatımda sporcularımın aileleriyle yaptığım toplantılarda bana ilk olarak ‘Oktay hocam çocuğumuzu antrenmanlara gönderemeyiz çünkü derslerinden geri kalır’ demeleridir. Bu cümleyi yıllarca ölçtüm biçtim tarttım ve araştırmalarımın sonucunda bir cevaba bağladım. Spor kesinlikle bir çocuğu derslerinden geri kalmasını sağlamıyor bilakis çocuğun derslerinde daha zeki olmasını ve hayata karşı belli bir duruş sergiliye bilmesini sağlamaktadır. Bunların yanında çocuğa kattıkları ise ne okulun verebileceği bir şey nede velilerin çocuklarına öğretebileceği şeylerdir. Örneğin sağlık, sosyalleşme, arkadaşlık, kazanma-kaybetme güdüsü, saygı gibi daha sayabileceğim onlarca kelime var bunların içinde.
Gelelim ülkemizde ki okul çağında ki çocukların yaşadıkları sıkıntıya. Öncelikle okullardaki yetersiz spor tesisleri, mesela Somamızda neredeyse bütün okulların bahçeleri asfalt yapılıyor ve çocuklarımız burada spor yapmaya zorlanıyor. Kapalı spor salonu olanlar ise genellikle oraları düğün ve sünnet törenlerinde kullanmaktadırlar.
Tamam, bu çocuklar hafta içi okullarına gitsin hafta sonu spor yapsınlar istiyoruz. Bir bakıyorsun ki bu seferde karşımıza dershaneler çıkıyor ve çıkmaz sokaktasın. Geçtiğimiz hafta bir öğrenci velisi ile konuşuyorduk ve bana hocam hafta sonları antrenman saatlerini değiştire bilir miyiz diye soru sordu, bende kendisine nedenini sordum. Bana öyle bir cevap verdi ki şok oldum resmen. Cevabı şöyleydi, çocuğun okula gittiği okul hafta sonları da öğrencilere ders verecekmiş. Kim verecek kendi öğretmenleri, bu öğretmen hafta içi ders vermiyor mu veriyor. Hafta içi öğretemediği konuyu hafta sonu nasıl öğretecek onu da anlamış değilim. Bu çocuk haftanın 7 günü okula gidecek ve ne zaman kendine zaman ayıracak, Belirsiz. Bu sistem de bu çocuk kötü alışkanlıklara başlar mı evet, sağlıklı yetişir mi hayır, geleceğe sağlıklı bir şekilde baka bilir mi, mümkün değil.
Biz daha spor kelimesinin s harfindeyiz ve hiçbir zaman p harfinde olamayız.
Bu yazı 870 kere okundu.
|