|
Türk futbolu son günlerde kulüp başkanlarının ve yöneticilerinin yapmış oldukları sevimsiz açıklamalar ile çalkalanıyor. Her gün bir kulüp başkanı veya yöneticisi birkaç mikrofonu bir arada görünce başlıyor bir şeyler söylemeye. Tabi bu olaylar ligin sonu yaklaştıkça epeyce artıyor olması alışık olduğumuz bir durum haline geldi.
Avrupa nın dev kulüplerini çalıştıran teknik direktörleri veya onların yapmış oldukları transferleri hepimiz ezbere biliriz ama nedense Avrupa kulüplerinin başkanlarını pek bilmiyoruzdur ya da pek konuşulmuyordur. Dünyada Kulüp başkanlarının en çok tanındığı ülke bence Türkiye dir.
Türkiye de kulüpler neredeyse başkanlarıyla anılıyor. Başkanları bir kenara bırakın bazı alt kademedeki yöneticileri bile sık sık medyada görmek mümkün. Polemikler, şeref tribününde yumruk yumruğa kavgalar, ağır hakaretlere varan atışmalar yöneticilerin imajını sarsarken, ideal model arayışını da hızlandırıyor. Türkiye, hep kavgalarla, gürültülerle, sert tartışmalarla gündemi sürekli meşgul eden yönetici tiplerinden bıktı artık.
Topluma örnek olması gereken başkanlar, kameralar önünde kavga ediyor ve alenen küfürleşiyor. Kaygı verici bu tablonun aktörlerinin futbola yön veren insanlar olması işin vahametini iyice arttırıyor. Maalesef ülkemizde yönetici deyince akla hemen kavgacı, gürültücü tipler geliyor. Kamuoyu nezdinde kötü bir imaj edinen yöneticilerin yaptıkları açıkçası ne kendilerine yakışıyor ne de temsil ettikleri kulüplere bir yarar sağlıyor. Özellikle üç büyüklerin başkan ve yöneticilerini ele alırsak şöyle bir tablo ortaya çıkıyor. Zengin işadamları, medya mensupları ve eski siyasetçiler yönetimleri oluşturuyor. Ne ilginçtir ki bu insanların hemen hepsi de konuşmayı çok seviyor.
İyi bir kulüp başkanı nasıl olur sorusunun cevabını kitaplardan bulmak mümkün olmaz. Bunun tanımı; günü yakalayabilen, sezgileri güçlü, hareket kabiliyeti yüksek, zeki ve karizması olan insanlar olabilir. Ama bu çok sıradan bir liderlik tanımı olur. Unutulmaması gereken en önemli liderlik özelliğinin etik değerler olduğunu söylemek sanırım abartı olmaz. Kulüp renkleri uğruna milyonları ardından sürükleyen bir başkanın olmazsa olmazı etik değerler olmalıdır. Türkiye de futbolcu olmanın, teknik direktör olmanın bir kriteri var ama başkan veya yönetici olmanın bir kriteri olmaması bu konuda ki sıkıntının nedenli büyük olduğunu göstermektedir.
Bu yazı 926 kere okundu.
|