|
- Kızım, bıkmadın mı şu kitaplardan?
- Kitaptan bıkılır mı hiç!
- Ne bileyim. Ben şu elimdeki telefonu bir kütüphane kitaba değişmem.
- Kitaplarda akan hayattan haberin yok!
- Görüşmeyeli reklâmcı mı oldun sen! Telefonda akan hayatta ne demeli? Durmadan G’ler çıkıyor.
- İnsanların birbirine bakacak vakti yok. Millet komşusuna ‘Günaydın ‘ demekten aciz.üç G çıksa ne olur on G çıksa ne olur! Telefondan akan hayat benden uzak dursun.
- Ah güzelim! Sen iyice abayı yakmışsın bu kitaplara.
- Ne yapalım senin gibi abayı yakacak insanlar denk gelmiyor bana.
- Aman boş ver, abayı yakıyorum da ne oluyor?
- Neden?
- Ne bileyim. İlle bi sorun çıkıyor işte.
- Nasıl yani?
- Ya futbol giriyor araya ya da başka arkadaşlar. Bıktım bu mıymıntı erkeklerden.
- Her hafta bir sevgili değiştirirsen bıkarsın tabi…
- Görüyor musun Romki? Dedi psikoloji kitabı.
- Görmem mi Piski, inan benim sayfalarımda bile böyle aşklar yok.
- Demek ki yazarının sana bir kardeş almasının zamanı gelmiş.
- Çok isterim ama bu mümkün değil.
- Neden? Yazmayı mı bıraktı?
- Öldü.
- Üzüldüm.
- Bende çok üzülmüştüm; ama zamanla alıştım yokluğuna. . . Demek ki bu kızların anlattığı sadece lafta kalacak.
- Yok, yok... Onları da anlatacak biri çıkar elbet.
- Ben sahafta rastlamadım da...
- Sahafa düşmemiştir daha. Hani sen demiştin ya kibirli çok satanlar diye. İşte o kitaplardandır belki de.
- Baksana! Herkes ya bıdı bıdı telefonla konuşuyor ya da mesaj çekiyor.
- Evet, hiçbir masada kitap yok.
- Oyuncakları ellerinde, arkadaşları karşılarında.
- Desene hayatın kendisi roman olmuş.
- Aynen öyle Romki. Ancak şunu hâlâ anlamıyorum. Hadi sen romansın okunmuyorsun, Ben nasıl sahafa düştüm. Baksana insanlar sıkıntılı, gergin. Ama kimse gelip de beni almıyor.
- Kitabım, sen psikoloji kitabı olabilirsin; ancak onlara senin yazarın lazım. Mutlaka yazarının kapısında kuyruk vardır.
Bu sırada kitaplar yeniden kızların sohbetine odaklandı:
- Bir şeyler yazıyor musun? Dedi liseli kız.
- Ellerime baksana, mesaj yamaktan nasır tuttu.
- Onu kast etmedim, günlük falan.
- Şekerim bazen günde iki bin mesaj yazıyorum. Daha ne yazayım?
Romki kıza dikkatle baktı:
- İki bin mesaj kaç sözcük eder, dedi Piksi’ye.
- Bilmem, dedi Piski.
Romki:
- Desene yakında mesajki diye kitaplar rafları dolduracak.
Bu sırada mesaj yazan kız, arkadaşına mesajlarını gösterdi:
- (Söyle.) (Ya) (Kim)( Eee)( Ne zaman) ( Aaaa) ( ;))))) (;((((), (Deme), (Tüh) (Evt)(Hyr)
Liseli kız hızlandırdı mesaja bakmayı. Gerçekten de mesaj sayısı dediği kadar vardı. Ancak ortada doğru düzgün bir sözcük yoktu. Arkadaşına döndü:
- Kızım bu ne böyle “evt,hyr,vh,th...”
- Ne yapayım, karşımdakini dinlediğim nasıl belli olacak?
- Ne bileyim ben.
- Senin dünyan farklı kızım Daha cep telefonun bile yok. Sen bir de gelen mesajlara bak.
- (Nbr), (Bsey dcem), (Biz ayrldk), (Beni artk aramyo :’(, (Dn ), (Çk ktym ), (Ne ) (ypcmm), (:’(((((((((
Liseli kız bu işaretleri görünce şaşırdı.
- Bunlar ne böyle ardı ardına parantez?
- Ağlama işareti.
Piski ve Romki sıkılmışlardı. Piski arkadaşına döndü:
- Ne derin sohbet!
- Sorma, çok derin. Sanırım içinden çıkamayacaklar.
On Dördüncü Bölümün Sonu
Bu yazı 289 kere okundu.
|