|
- Yok daha neler!
Virüs kitabı, tüm sayfalarını açıp Sağki’nin üzerine yürüdüğü sırada “çıkırt” sesi duyuldu. Görevli kadının gelişiyle her şey normale döndü. Yorgun kitaplar raflarda sessizliğe gömüldü.
Görevli, halsiz görünüyordu. Elleriyle başını ovuşturup duruyordu. Ara sıra gözlerini kısıyordu. Yüzü şekilden şekle giriyordu. Kalkıp rafların arasına daldı. Uzanıp Sağki’yi aldı. Sağki gururla “Oh olsun!” diye kitaplara söylendi. Kitaplar da “Oh be!” dediler. Ardından sessizlik çöktü.
Akşamüzeri rafların arasında birkaç çocuk gezindi. Bir tanesi Anki’den bir sayfa yırtıp çantasına attı. Anki ne zamandır koparılmamıştı. Sayfanın ‘cırt’ sesinin ardından “Ah! “ dedi. “Bu çocuklar beni bitirecek.”
Kütüphane memuru gün boyu sağlık kitabına daldı gitti. Mesainin bittiğini bile fark etmedi. Hava kararıp da yazılar görünmez olunca kendine geldi. Gitme vakti gelmiş de geçmişti bile. Hemen rafların arasına gitti:
- İyi akşamlar canlarım! deyip çıktı.
Progki, Anki, Romki, Dedki, Bilki ve Piski rafların arasında toplanıp bilgisayarın yanına gitti. Progki bilgisayarın başına geçti. Hemen bir şeyler yazmaya başladı. Onun bu halini gören Dedki:
- Yahu ne zormuş bu iş. Ben şimdiye on tane cinayet aydınlatmıştım.
- O da bir şey mi, dedi Romki. Ben sayfalarımda on kere âşık olmuştum.
Yazıdan başını kaldıran Progki tüm kitapları süzdü, yeniden çalışmaya koyuldu.
Kitaplar Progki’yi rahatsız ettiklerini düşünerek toplandılar.
- Rahatsız etmedik ya! dedi Dedki.
- Rahatsızlık ne demek, konuşmalarınız bana masal gibi geliyor. Sonuçta ben burada merkez bankasının kasasına girmiyorum. Aslında sıradan bir program yazsam işim bir günde biter. Size çok sağlam bir şey yapıyorum.
Ne zamandır konuşmayan Piski:
- Teşekkür ederim arkadaşlar. İnanın bana toparlandım. İçimde sevinç kıpırtıları oluştu.
- Daha dur, dedi Progki hele bir program yazılsın göreceksiniz, insanlar kitap diye tutuşacak. Yazarlar kitap yazmaya yetişemeyecekler.
Dedki araya girdi:
- Aç tavuk kendini buğday ambarında görürmüş, sözünü anımsadım. Çok ümit vermiyor musunuz?
- Bu proje sizin. Siz bu projenin insanları kitaplara yaklaştıracağına inanmıyor musunuz?
- İyi de biraz abartılı geldi.
- Bence de, dedi Piski. Eğer beklentimizi yüksek tutar da hedefe ulaşamazsak hayal kırıklığı yaşarız.
- Hayal kırıklığı her zaman vardır, dedi Progki. Benim kaç arkadaşım hekırlıktan içerde. Aslına bakarsanız şimdi bir baskın olsa bizi de içeri atarlar.
- Amanın! dedi Romki.
- Amanın ya! dedi Progki. Risk hep var. Aslına bakarsanız bu programın tasarısını sevdim. Gerçi Piksi’nin yanında konuşmuş olacağım ama çocukları iyi tanıyorum.
Piski :
-Ne demek, Anki buradayken!
Anki sözü aldı:
- Lütfen arkadaşlar, bende sadece maddeler var. Oysa siz belli bir alanda derinleşmişsiniz.
Dedki:
- Arkadaşlar nezaketten sayfalarınız yırtılacak. Tamam anladık. Hepinizin ayrı bir yeri var. Hepiniz önemlisiniz. Ancak bazı durumlarda kimi kitaplar öne çıkıyor. Örneğin Progki. Şu anda tüm kütüphanenin geleceği ona bağlı. Başka bir zamanda başka birimiz bu şekilde öne çıkabilir. Mesela Sağki... Bugün olanları gördünüz.
Tüm ekip bu son söze gülümsedi. Hemen ardından sessizliğe gömüldü kitaplar. Bir tek Progki’nin tuş sesleri duyuluyordu. Saatler geçiyor Progki yazdıkça yazıyordu. ‘Çıkırt’ sesini duyar duymaz bilgisayarı kapatmadan raflarına kaçtılar. Görevli kadın merdivenleri çıktı. Masasının önüne geldiğinde bilgisayarın açık olduğunu görünce “Hay Allah! Bilgisayarı açık unutmuşum. Bugünlerde iyice dalgınlaştım. Ama normal. Şu kitap tarama işiyle baş ağrısı üst üste geldi. İyi ki şu Sağlık kitabını eve götürmüşüm.” dedi.
Bu arada masanın üzerine bırakılan Sağki “Ah ah, demek bu akşam da çalıştılar. Şu bilgisayardan biraz anlasam da şu virüsü silsem ne güzel olurdu!”
Günler birbirini kovaladı. Program yazmada son aşamaya gelindi.
İşte bu akşam tüm kitaplar ayaktaydı. Deneme yayını yapılacaktı. Şehirdeki on beş bin bilgisayar, çocuklar uyuyunca açılacak belleklerindeki kitapları okumaya başlayacaktı. Progki yaptığı işten emindi. Anki, Romki, Dedki, Piski ve Bilki ona her konuda yardımcı olmuştu. Üstelik şimdiye kadar hiçbir kitap zarar görmemişti.
Her şey hazır olunca bir açılış töreni hazırlandı. Progki açılış konuşmasını yapmak için kitapların önüne çağrıldı. Alkışlar eşliğinde kürsüye çıktı. Öksürdü, konuşmaya başladı:
-Ben bu konuşma işlerinden anlamam. Anki konuşsa daha iyi olur.
Anki :
- Yaşlı halimle beni yormayın arkadaşlar, dese de kitapların ısrarına dayanamayıp raftan atladı.
Anki :
- Sevgili arkadaşlar. Çok şey gördüm. Kitapların yakılması, yasaklanması, kütüphanelerin yağmalanması, yazarların öldürülmesi... Okuma yazma bilmeyen insanların sayfalarımdaki resimlerle idare etmesi. Ancak öyle bir şey gördüm ki tüm eski gördüklerimi unuttum. Bunu siz de gördünüz, yaşadınız. Çok satan arkadaşlar üzerine alınmasın. Buradaki çoğu arkadaşım tattı bunu: “OKUNMAMAK”
Bu bir yıkımdı. Biz bunu gördük. Okunmadık arkadaşlar, unutulduk, yok sayıldık. Ben bile ödev zoruyla ayda yılda bir karıştırıldım. Yazarlarımız küstü arkadaşlar. Bakmayın raflara yeni kitaplar geldiğine. Onlar da buruk.
Okul çocukları sel gibi kütüphanenin önünden aktı da bir tanesi bile içeri uğramadı. Selde susuzluk çeken biri gibi sadece baktık yaşananlara. Sizler bana bakıp da ne çok şey yaşamışsın demeyin. Sizler bir kitabın yaşacağı en büyük acıyı yaşadınız, yaşıyorsunuz da. Bunun için yaşlı olmanıza gerek yok.
Yirmi Beşinci Bölümün Sonu
Bu yazı 183 kere okundu.
|