|
Pazar sabahı. Küçük oğlumuz erkenden uyanmış. Ortalıkta kendi başına geziniyor. Ne de olsa büyüdü. Eskiden olsa gözlerini açar açmaz basardı feryadı. Şimdi oyuncak arabası ile oynuyor.
“Ne kadar uyusak sonu uyanmak.” deyip kalkıyorum. Bizimki acıktım demeye başladı bile. Akşamdan biliyorum, evde ekmek yok. Ev halkını uyandırmadan çıkıyoruz dışarı. Bodrumdan bisikleti çıkarırken çikolata pazarlığı başlıyor.
“Çikolata da alalım baba?”
“Alalım; ama kahvaltıdan sonra yiyeceksin.”
Bir iki mırın kırından sonra imzalıyoruz antlaşmayı.
“Ağabeyime?”
“Ona da alırız.”
Dışarı çıkıyoruz. Çocuğumu bisikletin önündeki koltuğa oturtuyorum. Evimizin önü cadde. Önemli bir cadde. Ama daha kimse bilmiyor. Yollar çamur. Akşamdan yağmur yağmış. Bakkala gitmek için rampaya sardırıyorum. Tekerlekler çamur topluyor. En genişinden araba lastiği...
Oğlum:
“Baba! Tekerleklere bak, yarış arabası gibi.”
Bende yanıt yok. Ayaklarım kesiliyor. Oğluma “Babam yokuşu çıkamadı.” dedirmek olmaz. “Ha gayret!” diye diye ilerliyorum. Çıkıyoruz düze. Dar bir sokağa dönüyoruz. Bakmayın sokak dediğime, burası asfalt. Hızlandıkça havai fişek gibi çamur atıyoruz. Seviniyor oğlum.
“Baba çamurlara bak nasıl uçuyor!”
“Gördüm oğlum. Hızlanalım da üzerimize gelmesin!”
Bakkala uğrayıp dönüyoruz. Giriyoruz apartmana. Çocuğum o ara soruyor:
“Ha gayret ne demek baba?”
“Nereden çıktı şimdi bu?”
“Sen bakkala giderken dedin ya.”
“Nerede?
“Yokuşta.”
“Ha gayret, insanın kendisini ya da başkasını güçlendirmek için söylenir.”
“Anladım.”
Giriyoruz içeri. Ailecek hazırlıyoruz kahvaltıyı. Sonrası pazar keyfi.
Ben gazete karıştırırken oğlum taş devri, arabası ile bodoslama giriyor salona. Başımı kaldırıyorum. Bir şey oldu diye ödüm kopuyor. O gayet sakin. Bana bakıp:
“Ha gayret böyle mi oluyor?”
“Gülüyorum.”
“Biraz sonra mutfağa giriyorum. Oğlum camdan bakıyor. Onun baktığı yere bakıyorum. Bir araba cadde üzerinde çamura saplanmış. Çıkamıyor. Oğlum: “Ha gayret, ha gayret!” diyor kendi kendine. Araba düze çıkıyor, oğlum “Hey be!” diyor sevinçle. Araba cadde boyunca kaybolup gidiyor. Ben de camın önüne geliyorum.
Bir araba daha geliyor öteden. Şimdi çamura saplanacak. Gittikçe yavaşlıyor. Nihayet çamur. Ben de çocuklaşıyorum. Maçtaymışız gibi bağırıyoruz: “Ha gayret, ha gayret!” Söylediklerimiz işe yaramıyor. Tekerler boşa dönüyor. Araba çıkamıyor.
Oğlum bitiriyor yazıyı: “Baba vuvuzela çalsak ya!”
Bu yazı 364 kere okundu.
|