|
Burnuma deniz kokusu geliyor. Oysa deniz buraya çok uzak. Üstelik dört yanımız dağlarla çevrili. Demek ki denizden esen rüzgâr, dağları aşıp da geliyor.
Çıkıyorum dışarı. Bulutlar uç veriyor ufukta. Başlıyorum çalışmaya. İlk işim arabayla bir köye gitmek. Yüksekte bir köy. Oraya varınca bulutların kabardığı iyice görünüyor.
Köy kahvesinde bir çay içmezsem olmaz. Selam verip giriyorum içeri. Masalarda tek tük müşteriler.
Boş bir masaya oturuyorum.
Yan masadaki yaşlı adam oturuşunu düzeltip alıyor selamımı:
“Hoş geldiniz.”
“Hoş bulduk”
“Nereden böyle?”
“İlçeden, bir öğrenci işi vardı da...”
Çayım bir kuş gibi konuyor masama. Bir yudum çekiyorum. Oh! Sıcacık. Yaşlılardan biri sesleniyor:
“Aman hocam, fazla oyalanma! Hani misafirden yüksündüğümüzden değil; ancak bu havaya belli olmaz.”
“Ne varmış havada? Bak ne güzel lodos esiyor.”
“Haberler öyle demiyor ama...”
Bir yudum daha içip puslu camlardan dışarı bakıyorum. Herkes havadan sudan konuşuyor. Oysa gündemle ilgili en sıcak konuların kahvelerde konuşulduğunu ne çok duyardım.
Yan masadaki yaşlı adam kendi kendine “lodos...” deyip susuyor.
“Lodos ya!” diyorum. “Baksana, ılık ılık...”
“Güvenme ona! Sıcaktır, insanın içini ısıtır, bahar sarhoşu yapar adamı. Ancak bir dönüverirse neye uğradığını şaşırır insan.”
Böyle sürüyor konuşmalar. (Havadan sudan.) Çıkıyorum dönüş yoluna. Dar yollarda kendimi kaptırmış ilerlerken bir zerdali ağacı görüyorum. İçimi bir üşüme kaplıyor. Bunca ağaç temkinli, bırak çiçeği filiz bile vermemiş. Öylece pusmuş. Dalına ne zaman su yürüyeceği belli değil.
***
Şehirdeyim şimdi. Bulutlar tepemde. Yağmur başlıyor. Ama nasıl bir yağmur! Şehrin sokakları dere, caddeleri nehir, meydanları göl...
Neden sonra güneş açıyor. Lodos efil efil esiyor. Isınıveriyor içim. O zerdali ağacı gibi çiçek açasım geliyor. Yaşlı adam geliyor aklıma:
“Güvenme ona! Sıcaktır, insanın içini ısıtır, bahar sarhoşu yapar adamı. Ancak bir de dönüverirse neye uğradığını şaşırır insan.”
Masamdayım şimdi. Dışarıdan kuş sesleri geliyor. Serçeler olmalı. Yaygaracı serçeler.
Başımı kaldırıyorum. Dışarıda kar başlamış. “Haydaaa!” diyorum zeybeğe başlar gibi. Balkona çıkıyorum. Sokaklarda buz devri.
“Hayret,” diyorum. “Hayret, hava nasıl bu kadar çabuk dönebilir. Bunca soğuk nereden çıktı. Lodos nereye gitti?”
Bu yazı 241 kere okundu.
|