|
“Geceden kar yağmıştı. Dünkü yolların hepsi kaybolmuştu. Rıza, kahvenin kapısını açınca içeriye kar doldu. Sobanın yanındaki küreği kapıp geldi. Hıh diye diye karları savurmaya başladı. Kısa sürede dar bir yol açtı. Az ötede bekleşen kalabalık, onun yanından geçip kahveye girdi. Sobanın başına kuruldu. Rıza, ağzından buhar çıkara çıkara karları savurmayı sürdürdü. İçerdekiler yeteri kadar ısınınca ‘Oğlum yetişir... Kamyon geçmeyecek oradan, gel de çayları doldur!’ diye gürlediler. Rıza, küreği karlara sapladı. Elleri, burnu, kulakları kıpkırmızıydı. Sobanın başına geçti. Ellerindeki üşüme, acıya dönüşmeye başlamıştı. Yaşlılardan biri ‘Oğlum sobaya tutma elini!’ diye bağırdı...”
Yukarıdaki paragraf, bir yolculuğun ilk adımları.
Bir kitabı bitirip de kapattığımızda uzun bir seyahatten dönmüş gibi oluruz. Yazarın açtığı bir yoldur geçtiğimiz. Bir yanı okyanuslara, ormanlara, şehirlere uzanırken diğer yanı içimizin dolambaçlarında kaybolur... Çoğu kitap, böyle bir yolculuğu vaat etmesine rağmen ıssızlaşmış. Nice yazarın açtığı yolları otlar kaplamış. Ara sıra bu sıkıntıyı aşmak için ortaya konan çabalar saman alevinden farksız. Bir Japon yılda 26 kitap okurken ülkemizde 6 kişiye bir kitap düşüyor. Belli ki Japonlar gezmeyi bizden çok seviyorlar. Hem kitaplarda hem gerçek hayatta...
Elbette okumak bizlere gerçek deneyimin öğrettiğini kazandıramaz. “Bal bal demekle ağız tatlanmaz.” atasözümüz de aklımda. Bunların yanında “Deneyim, aptalların öğretmenidir.” diye bir söz de duymuştum. Gerçekten deneyimle öğrenilenler çok kalıcıdır. Tek sorun deneyerek öğrendiğimizde ödemek zorunda kaldığımız bedeldir. Edebiyat bizi bu bedelden kurtarır. Üstelik o, bal demekle kalmaz. Bizleri, arılarla birlikte çiçek çiçek dolaştırır, karıncalarla birlikte buğday taşıtır, akreplerle dolu bir odada çıplak ayakla gezdirir, okyanusta dalgalarla boğuşturur, balıklarla ağlara düşürür, kelebeklerle bir günlük ömür yaşatır, kahveci çırağı ile kar kürütür, bir madenci ile birlikte kazma sallatır...
Belki de mevsim yaz. Ortalık kavruluyor. Ama bu, kar kürüyen birini hayal etmemize ya da Ernest Hemingway’in “İhtiyar Balıkçı” kitabı ile denize açılmamıza engel mi?
Bu yazı 203 kere okundu.
|