|
Güneş formunu koruyor, kırlangıçlarsa göç yolunda.
Okulun ilk günü, geniş bir okul bahçesi... Üçüncü teneffüs zili çalmış. Birinci sınıf çocukları, teneffüsün ne olduğunu anlayıp sınıf kapısına yığılmaya başlamışlar bile. Kapağı açılan bir baraj gibi çıkıyorlar sınıftan. Bir çocuk, bahçe ortasında yapayalnız, arkadaşları kim bilir hangi köşede! Başka sınıflardan birkaç çocuk, küçük bir topun peşinde dönüp duruyor.
Bahçe ortasındaki çocuğun içinden bir yalnızlık geçince elini ağzına götürüp hayallerini top oynayan çocukların peşine takıyor. Onlar topa vurdukça kendisi vurmuş gibi geriyor ayaklarını. İçi gidiyor oynayamadığı için. O sıra bir arkadaşı geliyor yanına.
Tutuyor onu, havalara kaldırıyor. Onunsa eli hâlâ ağzında... Düşünüyor:
"Ne diye bu teneffüs babam gelmedi ki? Şimdi burada olsaydı da soğuk bir gazoz ya da bisküvi arası lokum, daha olmadı plastik bir top... Nasıl etmeli de top oynayan çocuklara karşımalı."
Fır, dedi geçti yanından top oynayan çocuklar.
Bir kenardan da çocuğunun peşinden koşan bir anne geçti. Tam da bahçe köşesinde azandı kovalamacayı. Bir havlu saldı oğlunun sırtına. Oğlu oralı değil, yerleri kazıyor kaçmak için.
Bahçe ortasındaki çocuk, bahçe kapısına doğru baktı bir kez daha, olur ya babası...
Gelen giden yok, bahçe çok geniş, o küçük...
"Çaresiz öbür teneffüsü bekleyeceğim." dediği sıra, "Gol" diye bağırıyor öteki çocuklar. O da gol atmış gibi gülümsüyor, birbirlerine sarılanlara bakıyor. Yalnızlıktan gözleri dolduğu anda zil çalıyor. Bahçe ortasındaki çocuk, kafesi açılmış bir kuş gibi koşuyor sınıfına. İçerisi dışarıdan daha özgür geliyor ona. Şimdilik...
Bu yazı 193 kere okundu.
|