|
Yazıyla epeydir uğraşıyorum. Sayfaların üzerine sözcük yazmak, mermere bir damla su ile iz yapmaya çalışmak gibi. Bu yüzden kolay olmuyor ilerlemek.
Bu işin bir de keyif yönü var: Yani yazarlarla tanışmak. Kimiyle sayfalarda, kimiyle yüz yüze; kimiyle sadece selamlaşmak, kimiyle oturup sohbet etmek; kimi içten, kimi buz gibi.
Selçuk Altun, yazılarıyla tanıdıklarımdan. Cumhuriyet gazetesinin perşembe günleri verdiği kitap ekinde “Kitap İçin” adlı köşesi var. Burada özlü sözler, kıssalar, izlenimler, gezip gördüğü yerler hakkında aldığı notlarla oluşturduğu yirmi beş maddelik yazılar var. Önceleri haftalık olan bu köşe, şimdi her ayın ilk perşembesi okurları ile buluşuyor. “Kitap İçin” köşesi geride biner maddelik iki kitap da bıraktı. Şimdi üçüncü kitaba doğru yol alıyor.
Her ayın ilk perşembesi, kitap ekini elime alıp da “Kitap İçin” köşesine gelince bir aydır görmediğim bir dostu görmüş gibi oluyorum. O ayki yirmi beş madde içerisinde Selçuk Altun, bir edebiyat detektörü gibi ya altın gibi bir eserin üzerinde “ötmüştür” ya da tenekeyi andıran bir metalin üzerinde cızırdamıştır; ya sahaf safarisinde karşılaştığı değerli bir kitaptan söz ediyordur, ya da güncel bir romandan...
Bu köşede kullandığı dilden dolayı onu “ukala” bulanlar da var. Ancak o, “Çok da alçak gönüllü olma, öyle sanırlar.” Sözünü benimsemiş görünüyor. Herkesin, her konu hakkında, her şey bildiği bir ülkede gücünü birikiminden alan bir ukalalığa ne denebilir?
Bu ayki yirmi beş maddenin içinde özellikle 2309’un beni epey güldürdü. Yazımın bundan sonrası Selçuk Altun’dan (Ç)alıntıdır.
Madde2315- ...... Bir kitap yazabilmek için bin beş yüz kitap okunmalıdır, buyurmuş, Gustave Flaubert (1821-1880) (Ben bu tüyoyu okuduğumda beş romanım basılmıştı. İlk romanımı yazmadan önce dört bin kitap okumuştum.) (Selçuk Altun)......
Madde2309- “KİTAP İÇİN” e üstün yetenekli, ama tembel futbolcu Sergen Yalçın’dan alıntılar yapacağım aklıma gelmezdi:
Soru: “Sergen, koşmadığın için çok eleştiriliyorsun, ne dersin?”
Sergen: “Ya Vedat abi ben koşunca yoruluyorum, bunu kimseye anlatamıyorum bir türlü.”
Soru: “Hiçbir golü(nü) kız arkadaşına hediye ettiğin oldu mu?”
Sergen: “Aynı golü iki farklı kıza hediye ettiğim bile oldu.”
Soru: “Hasan Şaş için yıldız diyorlar Sergen, bu konuda ne diyeceksin?”
Sergen: “Hasan Şaş yıldızsa, ben kuyruklu yıldızım.
Soru. “Sergen, Pierre Van Hooijdonk senden daha iyi frikik atıyor diyorlar ne dersin?”
Sergen: “O çalışmış yapmış, bizimki Allah vergisi”
Bu yazı 185 kere okundu.
|