Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; pireler berber, develer tellal iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken bir aile ve bu ailenin Ahmet adında bir çocuğu varmış. Bu aile apartmanlar arasında sıkışmış bir dairecikte yaşarmış. Bu dairenin arka penceresi otoparka bakarmış. Günlerden bir gün, hiç kar yağmayan bu şehre iki karış kar yağmış. Bu kar yağışını ilk olarak Ahmet in babası görmüş. Ahmet in babası bu işe çok şaşırmış. Pencerenin önünde öylece kalmış. Perdeyi açıp açıp karlara bakmış. Sonra da bu güzel haberi oğluyla paylaşmak istemiş. Kendi odasında uyuyan oğlunun yanına gidip: -Oğluşum, oğluşum hadi kalk!demiş. Yaa baba, daha uyuyacağım! demiş oğlu. -Oğluşum kalk, sana bir sürprizim var. -Ne o baba araba mı aldın? -Hayır çocuğum, bizim arabamız zaten var. Bu daha güzel bir şey. -Ya uyuyacağım, demiş Ahmet. Babası Ahmet i kucaklayıp camın önüne getirmiş. Perdeyi açıp da karları gören Ahmet: -Aaa baba, sen buz dolabı almışsın, hem de kocaman! -Oğlum ne buz dolabı? -Dev buzdolabı baba. Hani yemekler dolaba sığmıyordu ya! -Oğlum bu kar, demiş babası. -Hadi baba, durmayalım, yemekleri dışarı çıkaralım. -Oğlum, duymuyorsun galiba. -Sağ ol baba. Yemeklerimiz artık hiç bozulmayacak. -Ahmet! diye bağırmış babası. Beni duymuyor musun? Ben buzdolabı falan almadım, şehrimize kar yağdı, demiş. -Bana ne, dev buzdolabı işte, bana ne! demiş Ahmet. Babası uzun bir tartışmadan sonra Ahmet i kar yağdığına ikna etmiş. Ahmet ve babası giyinip evlerinin yanındaki okulun bahçesine gitmişler. Orada kartopu oynamışlar. Ayrıca güzel bir kardan adam yapmışlar. Önce karları toplayıp kardan adamın gövdesini yapmışlar. Sonra da yuvarlak bir kar yığınıyla kardan adamın başını yapmışlar. Babası, cebinde getirdiği havucu çıkarıp kardan adama burun yapmış. Ayrıca çakıl taşlarından da iki göz yapmışlar ona. Tam eve dönecekleri sırada Ahmet: -Baba, kardan adam üşüyecek, deyip atkısını çıkarmaya çalışmış. -Oğlum, atkını çıkarma üşürsün demiş babası, -Baba; ben eve gidiyorum, kardan adam burada kalacak. Onun atkıya daha çok ihtiyacı var, demiş Ahmet. -Babası bakmış olacak gibi değil, atkıyı kardan adamın boynuna dolamış. Ardından evlerine gelmişler. Karlarla oynamaktan yorgun düşen Ahmet, o gece herkesten önce uyumuş. Sabah da herkesten önce kalkıp pencereden bakmış. Etrafta hiç kar yokmuş. Hemen babasının yanına gidip: -Babişko, babişko hadi kalk, demiş. -Ne oldu oğlum; sabah sabah ne bu telaşın, demiş babası. -Hadi kalk baba, dev buzdolabını ne yaptın? -Ne buz dolabı oğlum? -Karlar baba. Karlar yok. Hepsi gitmiş. -Oğlum erimiştir. -Bana ne, ben karları istiyorum. -Oğlum karlar havalar ısınınca erir gider, demiş. Babası, yattığı yerden Ahmet i teselli edemeyince kalkıp çocuğuyla birlikte pencereden bakmış. Gerçekten de dünkü kardan eser kalmamış. Ahmet in ısrarıyla okulun bahçesine gitmişler. Ahmet, bahçeye girince kardan adamın yerinde duran havuç ve atkıya bakıp: -Kardan adam kaçmış baba! -Oğlum ne kaçması? -Kötü kardan adam. Bir de ona atkımı bırakmıştım. O ise beni bırakıp gitti, diye başlamış ağlamaya. -Oğlum ağlama, kardan adam bir yere kaçmadı. Su oldu. Hava ısınınca karlar erir, dedim ya! -Bana ne, niye erittin? -Oğlum ben mi erittim? -Ben kardan adamımı istiyorum, diye tutturmuş Ahmet. Babası sinirlenmeye başlamış. Ahmet i de alıp eve gelmiş. Ahmet eve gelene kadar ağlamış. Ahmet in babası, onları kapıda karşılayan eşi Mualla Hanıma: -Güzelim bana yardım et. Ahmet e bir şey söyle, ne zamandır ağlıyor, demiş. -Ağlarım tabi anne, babam karları eritmiş. -Oğlum karları güneş eritti, baban ne yapsın? -Karları geri getirsin anne! Bir süre bu konuşma sürmüş. Sonra, babası Ahmet i o halde bırakıp bir toplantıya gitmiş. Bununla birlikte birkaç işle daha uğraşınca eve ancak akşama doğru dönmüş. Akşam eve geldiğinde Ahmet yine ağlamaya başlamış. -Kardan adamı isterim, diyormuş. Başka bir şey demiyormuş. Ahmet in babası da artık bu işten iyice sıkılmaya başlamış. Tam bu sırada imdadına eşi Mualla Hanım yetişip: -Aklıma güzel bir fikir geldi, deyince Ahmet in gözleri parlamış. -Ne geldi, demiş Ahmet ve babası bir ağızdan. -Buzlukta demiş, Mualla hanım hani buzlukta kar var ya onunla parmak kardan adam yapabiliriz. -Yaşasın, demiş Ahmet. Hep birlikte buzluktaki karlardan küçük bir kardan adam yapmışlar. Gözlerini çiğdemden, ağzını leblebiden, burnunu da kibrit çöpünden yapmışlar. Kardan adamı bir çay tabağına yerleştirip tekrar buzluğa koymuşlar. Artık, Ahmet ne zaman kardan adamı sevmek istese buzluğu açıp oradaki parmak kardan adamı seviyormuş. Ayrıca her seferinde annesine ve babasına kendisine erimeyen kardan adam yaptıkları için teşekkür ediyormuş. Ardından yatağına gidip mışıl mışıl uyuyormuş.
Bu yazı 836 kere okundu.
|