Nilay Öğretmen, haberleştiği öğrenci velisi ile giyim mağazasının önünde buluştu. Orta yaşlı velinin yanında sarı saçlı bir kız çocuğu da vardı. Selamlaşma faslından sonra üç kişi giyim mağazasına girdi. Tezgahtarın yardımıyla boy boy önlüklerden birini seçip küçük kıza giydirdiler. İlk giydiği önlük, çocuğun üzerine uygun olmasına rağmen annesi: ?Bir büyüğünü alalım, birkaç yıl daha giysin!? dedi. Önlüğün kollarının sarktığını görünce de: ?Kıvırıveririz canım, ne olacak!? diye söylendi. Olanları yalnızca izlemekle yetinen Nilay Öğretmen: ?Siz bilirsiniz? dedi. ?İsterseniz üzerine tam olanı alın, isterseniz bunu.? Öğrencinin annesi, önlüğün kollarını içeri doğru kıvırırken: ?Bu güzel, hoca hanım. Allah razı olsun!? dedi. ?Bu kız var ya bu kız, ha şu önlük yüzünden okulu bırakacaktı biliyor musunuz?? diye sürdürdü konuşmasını. ?Halbuki ne güzel önlüğü vardı. Neymiş, yamalıymış. Ah ah, şimdiki çocuklar bir alem. Kaç kere söyledim, yamalı giymek ayıp değil; yırtık giymek ayıp!? Nilay Öğretmen, kadının sözleriyle birlikte dalıp gitti. O da şimdiki nesle içerliyordu. Şimdilerde yırtık ya da yamalı giymek söz konusu bile değildi. Yeni nesil, markalı bir kıyafet giyemediği zaman, yamalı ya da yırtık bir şey giymiş gibi kendini aşağılanmış hissediyordu. Ya da reklamlar sayesinde öyle hissettiriliyordu. Nilay Öğretmen, önlüğünün kolları kıvrılmış küçük kıza baktı. Düşünceleriyse kendi içine yöneldi. Yıllar önce ayrıldığı köyündeydi şimdi. Beşinci sınıftaydı. O yıl kendisine ablasından kalan önlüğü hatırladı. Karlı bir pazar günü, annesi önlüğünü yıkamıştı. Gün boyu kurumayan önlüğü sobanın başına asmıştı. Annesi, sabah kalktığında önlüğün eski halinde olmadığını gördü. Güzelim önlüğün ön tarafında kocaman bir yanık izi oluşmuştu. Nilay ın annesi çocuklar uyanana kadar eski, ağarmış önlüklerden bir parça keserek yanık önlüğü onarmıştı. Zayıf, çelimsiz bir kız olan Nilay, annesinin zoruyla birkaç lokma atıştırdıktan sonra önlüğünü giyer giymez yamayı fark edince: -Anne bu ne? -Kızım sobada sararmış da? -Anne bunu nasıl giyeceğim? -Ne olacak kızım, yamalı giymek ayıp mı? -Anne? -Kızım sus, baban uyanacak. Bak ne güzel yama yaptım. Zaten beşinci sınıftasın. Sana yedi ay için önlük alamayız. Nilay, çekine çekine giydi önlüğü. Okula gitti. Sanki tüm çocuklar ona bakıyordu. Gözü sürekli önlüğündeki yamadaydı. ?Ne diye yıkadı ki önlüğü.? diye kızıyordu annesine. Bir yandan da yamalı önlükle bir yılı nasıl geçireceğini düşünüyordu. Nilay, o akşam eve geldiğinde, özellikle babası gelene kadar önlüğü üzerinden çıkarmadı. Yamalı önlüğü o da görsün istiyordu. Değirmende bütün gün çuval indirip kaldırmaktan yorgun düşen babası, Nilay ın yamalı önlüğünü görecek durumda değildi. Zaten Nilay dışında daha beş çocuğu vardı. Nilay, bir gün babasına: -Baba, bana yeni önlük alamaz mıyız? -Kızım önlüğün var işte! -Ama yamalı! -Kızım ne olmuş yamalıysa? Ayıptır, ayıp! Ne zamandan beri yamalı giymekten utanır oldunuz? Vallahi istersen okulu bırak, sana altı ay için yeni önlük alacak durumum yok. Sen bilirsin, dedi. Nilay ister istemez okula yamalı önlükle devam etti. Bir gün sınıf öğretmenleri, komşu köye gezi düzenleyeceğini söyledi. Bu tip geziler daha önce de olmuştu. Öğrenciler bu gezilere her zamankinden daha özenli giyinerek hazırlanırlardı. Öğretmenleri de onları bu konuda uyarırdı. Komşu köydeki meslektaşına üstü başı pis öğrencilerle gitmek istemezdi. Nilay, annesine yeni önlük aldıramayacağını anlamıştı. Bir gün, geçen yıl okulu bitiren komşu kızları Nermin de yeni bir önlük olduğunu duydu. Nermin, okumak istediği halde ailesi tarafından okutulmayan bir kızdı. Okul hayatının tek hatırası olan önlüğünü bir genç kızın gelinliğini saklaması gibi saklıyordu. Okulunun yarım kalması onu bencil, içe kapanık yapmıştı. Nilay, bir okul çıkışı Nermin e uğradı. Ona komşu köye gezi yapılacağını söyleyip önlüğünü bir günlüğüne istedi. Nermin, Nilay ın haline biraz da acıyarak önlüğü gezide kullanılmak üzere verdi. Yeni önlüğü giyen Nılay ın kendine güveni geldi. Gezi sırasında cıvıl cıvıldı. Herkes kendisini görsün istiyordu. Artık insanlar onun yamalı önlüğüne değil de yüzüne bakıyorlardı ya da Nilay a öyle geliyordu. Gezi çok iyi geçti. Nilay, kendi köylerine döner dönmez önlüğü vermek istemedi. Zaten ilk birkaç gün Nermin le de karşılaşmamıştı. Bir hafta boyunca giydi bu yeni önlüğü. Sonra bir gün Nermin le karşılaştı. -Nilay, önlüğü sevdin galiba! -Ya şey, benim önlüğüm kirliydi de? -Hadi neyse! Yalnız, yarın bana teslim et önlümü, tamam mı? Tamam diyemedi Nilay, döndü gitti. Bir gün sonra önlük elinde tekrar Nermin in kapısındaydı. Kafasına koymuştu. Bu güzel önlüğü Nermin den isteyecekti. Nermin paracı, cimri bir kızdı. Nilay a önlüğü ancak on liraya satabileceğini söyledi. Nilay on lirayı hayatta bulamazdı. Ancak beş lira verebileceğini söyledi. Nilay beş, Nermin on dedi kaldı. Birkaç gün geçmesine rağmen bu pazarlıkta bir değişiklik olmadı. Nilay eski önlüğü kullanmak zorunda kaldı. Nermin tüm aksiliğine rağmen komşu köye yapılan gezilerde önlüğünü Nilay dan esirgemiyordu. Nilay da bu gezi fırsatlarında her seferinde önlüğü en az bir hafta giyiyor, sonra utana sıkıla yamalı önlüğüne dönüyordu. ?Hoca Hanım, daldınız.?dedi öğrencinin annesi. Nilay Öğretmen toparlanıp çocuğu süzdü. Önlük üzerine biraz büyüktü. Nilay Öğretmen, düşlerinden uyanmışçasına ayağa kalkarak: ?Şey? dedi. ?Aslında üzerine tam oturanı alsak daha iyi olacak. Baksanıza bu, yerlere kadar sarkmış.? Çocuğun yüzünde bir aydınlanma olurken annesi: ?Ama hoca hanım ya iki sene sonra?? dedi. Nilay Öğretmen: ?Siz onu merak etmeyin. Eğer iki yıl sonra bu önlük kızınıza küçük gelirse ona bir tane daha alırım. Nilay Öğretmen in ısrarcı tavrı karşısında ses çıkarmadı kadın. Küçük kızının omzunu çekiştirip: ?Bak gördün mü, yamalı önlüğü giymedin. Bizi hoca hanıma rezil ettin. Ne varmış yamalı önlük giymekte?? diye fısıldıyordu. Küçük kız ise onu duymuyordu. Gözleri ışıl ışıl, Nilay Öğretmen e bakıyordu. Nilay Öğretmen yine daldı. O, yamalı önlükte ne olduğunu çok iyi biliyordu. Çocukluğundaki o yama, önlüğüne değil de ruhuna yapılmıştı sanki. Kızın annesine: ?Annesi, çocuğu rahat bırak, vardır onun da bir bildiği.? dedi. Ardından kapının önünde vedalaşıp ayrıldılar. Nilay Öğretmen, en son arkasına baktığında küçük kız poşeti taşımaya çalışıyor, annesi de yere sürten poşeti çocuğun elinden almak istiyordu. Çocuk sıkıca kavradığı yeni önlüğü bırakacak gibi görünmüyordu.
Bu yazı 862 kere okundu.
|