Bu tavan arasında ne zamandan beri durduğumu unuttum. Ne yaşadığım belli, ne yaşamadığım. Oysa ne güzel sesim vardı benim. Televizyonun olmadığı zamanlarda insanların göz bebeğiydim, daha doğrusu kulaklarının bebeği. Benden neler dinlemediler ki: türküler, haberler, arkası yarınlar? İnsanlar önemli haberlerde bir anaç tavuğun başına toplanan civcivler gibi toplanırlardı başıma. Kimi de ?Arkası Yarın?lara kaptırırdı kendini. Onlara görsel bir şey sunamazdım. Herkes hayallerini kendi renkleriyle boyardı. Beni tütün tarlalarına da götürürler, yüksek bir yere asıp dinlerlerdi. Kırk dereceyi bulan sıcakta, insanları benim türkülerim serinletirdi. Açma kapama düğmelerimdeki kemikleşmiş katran izleri o günlerden kalma. Sonra sesim yetmez oldu insanlara. İşin içine televizyon girdi. Artık seslerin yanında siyah beyaz da olsa görüntüler vardı. Beni hemen evin en az kullanılan odasına kaldırdılar. Oturma odasının en önemli sakini(gürültücüsü) televizyon oluverdi. Evin yaşlıları bir süre daha beni dinlemeye devam ettiler. Kimileri çekindi televizyondan. ?Tövbe tövbe!? diyerek yüzünü kapattı. Sonra onlar da beyaz camın büyüsüne kapılıp beni tavan arasına kaldırdılar. Tavan arasında ince, sinsi bir toz gün be gün içime işledi. Şimdi düğmemi çevirseniz belki de çalışırım. Hemen bir ?Arkası Yarın? başlar. Tavan kapısı küt diye çarpar önce, sonra fareler cirit atar. Onların vik vik seslerini duyarsınız boğuşurken. Bir de kiremitleri yalayıp geçen rüzgârın uğultusunu? Artık, benim sunacağım program ancak böyle bir şey olur. Çünkü onlarca yıldır yaşadıklarımın arkası da önü de bu. Bir gün, aşağıdaki odalarda bir şarkı çalmaya başladı. ?Eski radyolar gibi çatıya saklanmış aşk.? Bu şarkıyı duyunca ?İşte? dedim. ?Tam da beni anlatıyor.? Ah neler vermezdim bu şarkıyı hoparlörümden bir kez çalabilmek için. Ne kadar iyi olurdu. Hoparlörümdeki tüm tozlar silinirdi. O anda tavan kapısı bir kez daha çarptı. Ne hayal kaldı, ne bir şey. Oradan oraya koşup duran fareler dışında her şey silindi. Korkuyorum, bir gün bu fareler tüm kablolarını kemirecek. İşte o zaman gerçekten ölmüş olacağım. ?Şimdi yaşıyor musun ki?? Ne yalan söyleyeyim. Benimkini bir dinlenme olarak düşünün. Yıllar süren uzun bir uyku. Dedim ya belki bir gün tavan kapısı aralanır da aşağılardaki evin içine kuruluveririm. Günlerden bir gün aşağıdaki seslere kulak kesildim. Küçük kız, annesi ile konuşup duruyordu. Küçük kız beni aile resimlerinin olduğu fotoğrafların birinde gördüğünü söylüyordu. Televizyondaki o içli şarkıyı duyunca dayanamayıp tavana çıkıp benim izimi sürecek oldu. Annesi: Kızım kaç yıl oldu, şimdiye radyo mu kalır? Fareler onu iyice kemirmiştir. Ben yine de bakacağım. Kızım anlamıyor musun, toza bulandığına değmeyecek. Anne lütfen, dedemin radyosunu çok merak ediyorum. Hem belki de çalışır. Kızın annesi: ?Hem belki de çalışır.? sözünden sonra dalıp gitti. Ne kadar dinlerlerdi o eski radyoyu. Daha tütün tarlasına varmadan at arabasında açarlardı onu. Sesi netti. At arabasının sesini bastırırdı. En güzel istasyonları çekmesiyle ne kadar övünürlerdi. Oysa şimdi kızına çalışamayacağını söylüyordu. Anne, şu merdiveni tutuver. Kızım sen de az inat değilsin. Anne merdiveni tutar mısın, düşeceğim. Kız, inatla merdivenden çıkıp tavan kapısını araladı. Küçük bir radyo ararken karşısında limon sandığını andıran bedenimle karşılaştı. Beni kucakladığı gibi aşağıya indirdi. Kızım üstün başın toz oldu, hemen avluya çıkar şu radyoyu! Küçük Kız: Tamam anne, korkma temizlerim, dedikten sonra beni avlunun ortasına çıkardı. Kasabanın hiç eksik olmayan rüzgârı üzerimdeki kaba tozu aldı. Pil yuvalarım boştu. Kız, hemen yakındaki bakkala gidip pil aldı. Geldiğinde annesini elinde bir bezle benim üzerimdeki tozu silerken buldu. Sanki annesi benim değil de kendi anılarının tozunu siliyordu. Kız, pilleri özenle yerleştirdi. Düğmem açılınca yarım kalan şarkıyı çalmaya başladım. ?Lale devri çocuklarıyız biz, zamanımız geçmiş.? Beni dinleyen insanlar şarkının etkisi ile dalmışken sunucu onları uyandırdı. ?Sizin için seçtiklerimizi dinlediniz. Şimdi sırada Arkası Yarın var. Yarın aynı saatte görüşmek üzere hoşça kalın!? Küçük kız beni kapatacak olunca annesi: Kızım dur bakalım, ?Arkası Yarın?ı dinleyelim. Aman anne, bir alemsin. Dün ne olduğunu bilmiyorsun ki? Olsun kızım. En azından bugün olanları dinleyip yarın ne olacağını tahmin etmeye çalışırım. Tamam anne, ancak dinledikten sonra radyoyu benim odama getireceksin. O gün geniş avlulunun ortasındaki dut ağacının altında inledim durdum. Sonra da çocuk odasına kaldırdılar beni. Yeni yerimden memnunum. Ne de olsa hayatın içindeyim.
Bu yazı 759 kere okundu.
|