İnşaat ustası Gencer in eşi Asude Hanım, misafirlikteydi. Aslında pek adeti değildi ev gezmeleri. Oğlu Kaya, rahat vermiyordu çünkü. Gittiği evlerde, kırmadık vitrin, yırtmadık kitap bırakmamıştı. Ev sahipleri ?Olsun? diyordu. ?çocuk o, böyle böyle büyüyecek.? Sadece sorunları büyüdü Kaya nın. Günden güne azaldı gelen gideni Asude Hanım ın. Sonunda komşu sohbetleri bile bahçe duvarını aşamaz oldu. Kaya, okullarda da barınamamıştı. Üç dört okuldan atıldıktan sonra yalvar yakar bir okula yerleştirilmişti. Asude Hanım, Kaya nın okulu nasıl gidiyor diye soranlara: ?Vallahi okulu iyi gidiyor. Bir de özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde destek eğitimine başladı, öğretmenleri; sabır, tekrar; sabır, tekrar ? yakında okumayı sökecek.? diyorlar. ?Hayırlısı? deyip geçiyordu soruyu soranlar. Asude Hanım: ?Okusun yeter. Kendi kendine yetebilsin, kimseye muhtaç olmadan yaşasın. Yükseklerde gözüm yok.? diyordu. Biliyordu fazlasının olmayacağını. O ateşli hastalık yapacağını yapmıştı Kaya sına. Oysa adı gibi bir çocuktu Kaya. Akranlarından önce yürümüş, akranlarından önce konuşmuştu. Asude Hanım: ?O ateşli hastalık olmasa tüm bu sorunlar da olmayacaktı.? diyordu dertlendikçe. Kaya, ilkokul birde harfleri ters yazdıkça, heceleri yanlış okudukça dertlenmişti Asude Hanım. Dertlenmekle kalmamış ellerine ellerine vurmuştu Kaya nın. Sonra ellerine vurmaları sinirini geçirmez olunca önce poposuna çimdikler atmış, en sonunda da yüzüne şaplatmıştı tokatları. Sinirden köpürmüş bir halde: ?Öğreneceksin!? demişti. ?Öğreneceksin.?? Öğrenemedi Kaya. O, öğrenemedikçe Asude Hanım, hedef küçülttü. Okumadan geçmişti artık. ?Anne? yazsın yeter, diyordu. Komşuları: ?Kızım Asude, beterin beteri var. Bak seninki hiç değilse konuşuyor, çocuklarının söyleyeceği bir kelimeye canlarını verecek anneler var. Sıkma bu kadar kendini. Hem kendine hem çocuğa yazık ediyorsun!? diyorlardı. Böyle durumlarda alttan almıyordu Asude Hanım, ?Hep mi ben olacağım başında, ben göçüp gidince ne olacak?? Asude Hanım, son günlerde biraz toparlanmıştı. İşte şimdi gezmekteydi. ?Bir akşam çıkın gelin.? demişti arkadaşı Neriman. Israr etmese geleceği yoktu. Ancak bilirdi Neriman ı, gelmese sürükleyerek getirirdi kendisini. Daha ilk çaylar içilmişti ki bir kitapla koştu geldi Neriman ın kızı Neşe. Halının ortasındaki motifin üzerinde durdu. Birinci sınıftaydı. İki aydır okula gitmesine rağmen okumayı sökmüştü. Neriman, Neşe yi kitapla görünce: ?Bırak kızım şimdi kitabı.? diye tersledi kızını. Oysa Neşe yi o alıştırmıştı gelenlerin önünde okumaya. Neşe, elindeki kitapla ?Ali ata bak.? demedik komşu bırakmamıştı. Bu kez sırf arkadaşı Asude üzülmesin diye: ?Okuma kızım.? diye bağırıyordu. Asude Hanım, arkadaşına dönerek: ?Rahat bırak kızı Neriman. Ben böyle şeylere alışkınım. Okusun çocuk, engel olma.? dedi. Ardından Neşe ye dönerek: ?Oku kızım, bakma sen annene!? diye üsteledi. Kaya bir köşeye sinmiş olanları izliyordu. Yalnız o mu? Asude Hanım da Neşe ye odaklanmıştı. Neşe okudukça Asude Hanım, koltuğunda kayboldu. Dalgınlıkla dudaklarını ısırdı. Sonra kendini toparlayıp: ?Aferin kızım sana, aferin!? diyebildi. Ardından bir sessizlik oldu. Kimse ne diyeceğini bilemedi. Kaya: ?Sıra bende.? dedi. Asude Hanım: ?Ne sırası?? dercesine oğluna baktı. Oğlu, Neşe nin elinden kitabı aldı. Sayfaya göz gezdirip bir yerinden okumaya başladı. ?An?.ne se?.ni se?.vi?.yo?.rum.? ? Asude Hanım, koyverdi gözyaşlarını. Kaya, bir yandan okuyor, bir yandan da seviniyordu. En son, okumayı öğrendiği gün okul merdivenlerini üçer üçer inerken bu kadar sevinmişti.
Bu yazı 566 kere okundu.
|