Gülistan Teyze, evinin sokak kapısı önündeki eşikte oturuyordu. Uzun süredir onun kapısının önü boştu. Sokak boyunca özellikle bahar yaz aylarında, akşamüzerleri hemen her kapının önünde iki üç kişilik insan grupları olurdu. Günün durumuna göre belli kapıların önündeki yoğunluk artardı. Gülistan Teyze, uzun süreden beri ilk kez görünüyordu. Altı ay, torun bakmıştı büyük şehirde. Şimdi geri dönmüştü. Bu sokakta pek gazete okunmaz; ancak Azize; mahallenin yerel gazetesi gibi çalışır, tüm haberleri kendiliğinden döktürür. Merakınızı sürekli kamçıladığı için hiçbir zaman sıkılmazsınız. Mahalledeki insanlar bir sonraki kapıda kendilerinin de haber olacağını bile bile katlanırlar Azize?ye. Azize, işte şimdi bir demlik çayla Gülistan Teyze?nin yanına geldi. Birkaç komşuyu da çağırmış. Gülistan Teyze ile ilgili bir şeyler duymuştu zaten. Duyduklarını bir de tanıkların önünde duymak istiyordu. Böylece bir sonraki kapıda anlatırken: ?İnanmazsanız filancaya sorun!? diyebilecekti. Azize usta bir röportajcı gibi davranır, karşısındakini ürkütmezdi. İlk çayları doldururken yokladı Gülistan Teyze?yi: ?Eee, Gülistan Teyze, anlat bakalım nasıl geçti torun bakımı?? ?Nasıl olsun be kızım, ana baba gün boyu işyerinde, zavallı torun da kapıları gözlüyor.? ?Hani toruna hep sen bakacaktın?? ?Duramadım be kızım!? ?Yoksa gelin mi?? ?Ağzından yel alsın Azize, gelinim pırlanta pırlanta!? ?Niye geldin o zaman?? Oturanlardan biri araya girdi: ?Kız Azize rahat bırak da kadın bir nefes alsın, çayını içsin. ?Dur Esma, sen karışma!? dedi Gülistan Teyze: ?Özlemişim Azize?nin ahiret sorularını. ??Niye geldim?? diyordun değil mi?? ?Evet?? ?Tatsız bir hırsızlık olayı? Bir de şehir bana göre değil.? ?Ah ah!? dedi Azize, ?Ben olacağım bak sıkılır mıyım?? ?Sen önce çocuklarını evlendir.? dedi Esma. ?Bırak şimdi beni Esma, bak Gülistan Teyze, konuşuyor.? Gülistan Teyze, çayından bir yudum içerek: ?Kızım oralar bize göre değil. Apartman dedikleri kafes, şehir dedikleri kafeslik. İnsanlar ev, iş, ulaşım arasında sıkışıp kalmış. Biz kasabamıza küçük derdik, biz en azından kafeslerimizin önüne çıkabiliyoruz. Onlar hep içerde: ya otobüs ya iş, ya ev? Azize konunun dağıldığını görünce araya girerek: ?Yani şehri, sevmedin diye mi bıraktın torunu?? ?Yok, kızım yok.? ?Eeee?? ?Dedim ya, tatsız bir hırsızlık olayı?? ?Yoksa evde bir şey kayboldu da sana mı kaldı?? ?Yok değil.? ?Vallahi çatlayacağım Gülistan Teyze!? ?Kızım uzun hikâye; ama görüyorum ki anlatmadan senden kurtulamayacağım. Günlerden bir gün torunu uyutmuş, apartmanın daire kapısının önüne çıkmıştım. Biraz sıkıntılı da olsa ışık alan bir yerdi. Hem buraları yâd ediyordum. Bir ara üç dört kişi yukarı katlara çıktı. Benimle pek konuşmadılar. Üzerime alınmadım. Zaten apartmanda günaydını insanların ağzından ancak penseyle alabilirsin. Baktım bu kalabalık bir süre sonra rulo yaptıkları halılarla iniyorlar. Neci olduklarını sordum, servisten geliyorlarmış. Benim gelinin halıları da kirliydi tuttum onları da verdim. ?Eeee!? ?Geliş gidiş baktım üst kattan televizyonlar, çamaşır makinelileri de iniyor. Tekrar sordum, onlar ?teyze servis servis, bizim şirket çok büyük her bir işe koşuyor.? dediler. O günlerde gelinin buzdolabı da karlanıyordu, televizyonu görüntü atlatıyordu, bilgisayarı mikrop kapmıştı. ?Virüs virüs.? dedi Azize. ?Virüsü batsın, o çocuklar da öyle dedi.? ?Sonra?? ?Sonrası, evde ne var ne yok hepsini servise verdim.? ?Peki, gerçekten servis miymiş?? ?Ne servisi kızım?? ?Akşam gelinle oğlum gelince işin aslı ortaya çıktı. O gün bizim apartmanda iki daire soyulmuş. Biri bizimki, biri de üst kattaki. Üst kattakiler bana gülmekten başlarına gelenlere üzülmedi vallahi. Anlayacağın Gülistan Teyzen iyice reklâm oldu şehirde. ?Demek bu yüzden soğudun şehirden.? ?Ah kızım ah, beni Allah korudu, o çocuklar deseydi ki yaşlılara da çekap yapıyoruz ben de gidecektim elden?? ?Kim ne yapsın seni Gülistan Teyzen?? dedi Azize. ?Aman kızım aman, şehirde adama şeytanın pabucunu ters giydirirler. Ben eskiden beri bu eşikte otururum. Eskiden beri karşımdaki yoldan şehir otobüsleri geçer. Otobüsteki insanlar özlemle bana doğru bakarlar. Ben hep onları duvar dibindeki akşamsefalarına bakıyor zannederdim, meğer onlar benim akşam sefama bakıyorlarmış. Şehir mi aman aman?? Azize alacağını almıştı. Boş bardakları toplayıp kalktı. Kendi evine doğru ilerlerken sokak boyunca kapı önlerinde üçerli beşerli oturan grupların yanında duraklıyordu. Bir tek ?Yazıyor yazıyor, Gülistan Teyze?nin şehir cefasını yazıyor.? diye bağırması eksikti.
Bu yazı 522 kere okundu.
|