Duyuru | Foto Galeri | Video | Sitene Ekle | Arsiv | Iletisim | Anasayfam Yap | Sık Kullanilanlara Ekle
22 Mayıs 2012 Salı

Haber Ara

Canlı Yayın

Soma'yı Canlı Yayında İzleyin

Gazeteler

Genel Editör

..Hafit UYAR.
Mehmet dedeyi düşünüyorum!

Yazarlarımız

İsmail ERGÜN
KÖMÜRÜN (LİNYİT'İN) GELECEĞİ HAKKINDA ÖNERİLER
Oktay ÇABUK
AKHİSAR SÜPER LİG DE, SOMA…
Şeref ÖKSÜM
BİZ BÜYÜDÜK VE KİRLENDİ DÜNYA !
Recep GÖLÜKCÜ
Arkadaşlarınıza hayır demeyi bilin
M.Ali ÖZTÜRK
SOMA ÇAĞRI FM’LE 29. PROGRAM
Mustafa Küçükkayapalı
BAZEN ÖZELEŞTİRİ GEREKİR –II /2 (SİYASET)

DİLE KOLAY 2

Özlem YILDIZ
         DİLE KOLAY 2

?Yerin altındaydık. Mesaimizin bitmesi çok yakındı. Bizler yeni bir sarma atmadan biraz daha deştik dağı. Yoksa Gamsız Çavuşun susacağı yoktu. Sabahtan beri sıkıştırmıştı bizi. Bizler de ister istemez sarıldık kazmalara. O ara tepeden, önce birkaç kömür parçası düştü. Ardından tavan kopuverdi sanki. Bir arkadaşımız bu çöküntünün altında kaldı. Alnımızdaki fenerleri doğrulttuğumuzda kayaların arasında elini gördük. Belli belirsiz kımıldıyordu eli. Telaşla bir yandan tavanı kolaçan ediyorduk, bir yandan da kömür yığınını deşiyorduk. Bir süre sonra arkadaşımızı çıkardık. Sizlere ömür tabii. Ben on sekizinde ya var ya yoktum. Gamsız Çavuş onu bir battaniyeye sardı ve uzaklaştı yanımızdan. Uzaklaşırken de sert bir sesle: ?Kömüre devam!? diye bağırdı. Bu sesle yeniden işimize koyulduk. Ömrümüz varmış yaşadık. Yer altında yirmi beş yıl, dile kolay.?
Oysa şimdi susuyor Musa Amca. Ben bu suskunluğu okumaya çalışırken oğlum -suyu sevmiş olacak ki- yeniden atlıyor havuza. Bende aynı telaş. Bir çırpıda çıkarıyoruam havuzdan onu. Akşam olmak üzere. Kuru kıyafetimiz de kalmadı. Musa Amca, bastonuna basa basa doğruluyor. ?Kalk kalk!? diyor. ?Bize gidiyoruz.? Ben bu söz üzerine oğlumun elinden tutup yaşlı adamın peşine takılıyorum. Köyün içlerine doğru sıkı bir yokuştan ilerliyoruz. Darkale nin sokakları da köyün adından aşağı kalmaz. İki kişi yan yana zor yürür. Saçaklar birbirine yaslanmış, yerler taş döşeli. Sokaklarda tek bir otomobil yok. O kadar ilginç ki sokaklar birçok yerde bazı evlerin alt katlarından geçiyor. İçinden sokak geçen evlere ilk kez rastlıyorum. Yaşlı adam bildik adımlarla ilerliyor. Ben oğlumun elini sıkı sıkı kavrıyorum. Neme lazım, yan taraf uçurum.
Musa Amca, iki katlı bir evin önünde duruyor. Bu evin içinden de sokak geçiyor. Cebinden çıkardığı büyük bir anahtarla açıyor kapıyı. Kapının çok kullanılmamış olmaktan kaynaklanan gıcırtısı, Musa Amca nın yalnızlığını ele veriyor. Biz içeri adım atınca biraz daha canlanıyor yaşlı adam. Belli ki konuklarına dinç görünmek istiyor. Ahşap bir sandığın önünde duruyor. Sandığın üzerindeki eşyaları kaldırıp aralıyor sandığın kapağını. Kapakta da aynı yalnızlık gıcırtısı?
Oğlum, titremeye başladı. Bense meraklı gözlerle Musa Amca yı izliyorum. Bir sandık dolusu çocuk kıyafeti? ?Al!? diyor. ?Giydir çocuğu.? Hemen bir iki kıyafet alıp giydiriyorum titrek ufaklığa. Yaşlı adam devam ediyor: ?Hava serin, altlarda kazak da var.? El yordamıyla el örgüsü bir kazak çıkarıyorum sandıktan. Kazağa dikkatli baktığımı görünce: ?Rahmetli örmüştü.? diyor. ?Biricik oğlumuza. Onu toprağa verince bir daha çocuğumuz olmadı nedense. Öylece kaldı tüm bu eşyalar. Ne çok kavga ettik eşimle bu sandık yüzünden. Ben At şu eşyaları! dedikçe o eski fotoğraflara bakar gibi bakar dururdu bunlara. En son kendisi de geçen yıl bu dünyadan göçünce bu sandık, ikisinin emaneti olarak kaldı bana.? dedi. Ardından sandığı biraz daha karıştırıp bir defter çıkardı altlardan. ?Bu ne?? diye sorduğumda: ?Bir madencinin anıları, merak edersin her halde!? diye yanıtladı. Heyecanla sarıldım deftere. O, titrek elleriyle defteri bana uzatırken temkinliydi. ?Bak,? dedi. ?bunu sana veriyorum; ancak ben ölünceye kadar okumayacaksın.? Ardından sürdürdü konuşmasını: ?Bu akşam buradasınız, sizi salmam, misafirim olacaksınız.?
Ben bir anlık duraklamadan sonra ister istemez kabul ettim öneriyi. Gecenin bu saatinde böyle ıslak ıslak yola düşmeye de gerek yoktu. Musa Amca, mutfağa geçti. Dünden kaldığını söylediği makarnanın yanına bir de tarhana çorbası yaptı. Aralarda bir yerde de: ?Bizim rahmetli minik de tarhanayı çok severdi.? dedi.
Oğlum -günün yorgunluğundan olacak- uyuklamaya başlamıştı. Ben, uykusunu bölerek birkaç kaşık tarhana çorbası verdim. ?Baba doydum.? diyene kadar. Sonra da onu Musa Amca nın gösterdiği yere yatırdım.
Musa Amca, pencereden yıldızları gözlemeye başladı. Gökte beliren dolunayın ışığı, karşı tepenin eteğindeki mezarlığı aydınlatıyordu. Ben: ?Niye böyle dalıp gittiniz?? diye sordum. Pek oralı olmadı. Dalgınlığı sürüyordu. Hele dolunay yükseldikten sonra gözlerini kısarak bir şeyleri görebiliyormuşçasına mezarlığa  odaklanmıştı. Bir ara benim sohbet ısrarımdan sıkılıp: ?Bana sorma!?dedi. ?Defter sana yeter.? Ardından ekledi. ?Yirmi beş yıl yer altında, dile kolay, ömrümüz varmış yaşadık.?
Bir süre sonra odasına çekilip yattı. Ben onun ayrıldığı yere oturdum. Mezarlık tam karşıda. Her şey karışık geliyor miyop gözlerime. Ancak bazı mezar taşları erken ölümler gibi öne çıkıyor. Bu karamsarlıktan kurtulmak için uzanıyorum oğlumun yanına. Durup durup öksürüyor. ?Hasta olmasa bari.? derken sızmış kalmışım.
Rüyamda madenciyim. Kazmamın sapı meşeden. Bir iki kavak sapı kırdıktan sonra işi öğrenmişim. En çok kömürü ben çıkarıyorum. Musa ve Rıza en yakın arkadaşlarım. Başımızda da Gamsız Çavuş var. Bizden çok yaşlı. Çok ölüm görmüş ocakta. Kanıksamış artık ölümleri. Belki de bize öyle geliyor. O gün de yoğun çalışmıştık. Bizi sıkıştırıp durmuştu. Mesai bitimine yakın bir iki vagon daha doldurabilmek için sallıyorduk kazmaları. O ara küçük bir kömür parçası düştü kafama. Sonra da arkası geldi. Ne olduğunu anlamadan bütün ocak üstümdeydi. Son bir iki nefes, o kadar. Beni çıkardıklarında iş işten geçmişti. Tozlu bir battaniyeye sardılar beni. Burnum artık battaniyedeki kesif kömür kokusunu almaktan çok uzaktı. Battaniyeden çıkmak istiyordum; ancak battaniye bir kefen gibi sarmış beni. Vücudumda eski hareketliliğinden eser yok. Gamsız Çavuş, bildik bir hareketle sırtladı beni. Ne olduğunu anlamaya çalışan arkadaşlarıma da ?Kömüre devam!? diye bağırdı. Ben bunu da duyamadım tabii. Sonra da gözünden iki damla yaş süzüldü ocağın zifiri karanlık tabanına. Bunu yalnız ben değil arkadaşlarım da göremedi.
O sırada oğlum: ?Baba, çişim var.? diye uyandırdı beni. (Rüyada bile rahat yok.) Ter içindeyim. Sabah olalı çok olmuş. Çay, çoktan demlenmiş. Musa Amca giriyor kapıdan biz tuvaletten çıkarken. Bahçeden yeşillik getirmeye gitmiş, iki de köy yumurtası almış komşulardan. Hemen yapıyoruz kahvaltıyı. Ardından yola koyuluyoruz. Oğlum yine: ?Hıp tıs, hıp tıs!? diyor ön tekerleğe baka baka.


Bir hafta sonra tekrar geldim Darkale ye. Bu kez oğlumu getirmedim, geçen sefer başıma bir sürü iş açtı diye. Her zamanki gibi önce kahveye çıktım. Kahveci de alışmış bana, sormadan getirdi çayımı. Ben merakla: ?Musa Amca indi mi bugün?? dedim. Mezarlığı göstererek: ?Geçen hafta sizden sonra öldü.? dedi. İçim bir tuhaf oldu. Koca çınara ilişti gözüm. Rüzgâr sertleşince bir yaprak koptu çınardan. Savrula savrukla masama kadar geldi. Ben kahvecinin ardından: ?Bir çay daha getir!? diye bağırdım. Musa Amca masadaymış da: ?Yirmi beş yıl dile kolay, buraya kadarmış.? diyecekmiş gibi.
Ardından çınar yaprağını Musa Amca nın anı defterinin yıpranmış sayfalarının içine yerleştirip ilk sayfadan başladım okumaya. İlk cümle: ?Dile kolay.?



Bu yazı 658 kere okundu.

YORUMLAR

Özlem YILDIZ 2009-04-08
Tesekkur
Sevgili Boran,

Güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Zaten yazan kişi okuduklarından, yaşadıkların ve gözlemlediklerinden beslenir. Soma da üçüncü yılım, dediğiniz gibi yereli yansıtan yazılar yazmakta belki ağırdan gidiyorum; ancak bu sürecin doğal akışı içerisinde gelişmesi daha güzel. Size aynı sayfadaki İçimdeki Umut (http://www.soma.gen.tr/yazar_detay.php?id=89) yazısını da okumanızı öneriyorum. Ayrıca güzel düşünceniz için de teşekkür ederim.

Boran 2009-04-07
Kömür kokusu...
Sevgili yazar,son yazınızı okudum.Ne güzel öykücükler-anılar,yazmışsınız.Etkili,sürükleyici...Acaba diyorum,sizler Soma'mızın bu güzelim ''kömür kokularını"öykü-roman" olarak;yereli yazsanız ne güzel olur.Teşekkürler,ellerinize sağlık.Hoşça kalın...

SON YAZILARI

Zamane Yağmurları Şehirdeki Çapa Sesi Paraşütsüz Atlayışlar Zeytin Ağaçları Ne Söyler Bir Kayıp Denizci Naciye Evren'de Söyleşi Darkale Bisiklet Turu Bölüm-IV Darkale’de Kahvaltı Darkale Bisiklet Turu III Bölüm- Köy İzlenimleri Darkale Bisiklet Turu Bölüm-II Yolculuk Darkale Bisiklet Turu Bölüm-I Toplanma Yeri

Canlı İletişim

Gazetemizle Canlı Görüş

Üye Girişi

Yeni Uyelik        Şifre Unuttum ?

e-Gazete

ANKET

Sizce Soma İl olmalı mı?
Evet
Hayır
Kararsızım
Sonuçlar

Çok Okunanlar

Çıkar Amaçlı Suç Örgütüne Darbe Dev İhalenin Tarihi 28 Ağustos CHP'li Kadınlar Genel Başkan Kılıçdaroğlu İle Buluştu Coşku Meydana Sığmadı Önce Çarptı Sonra Kaçtı Demir Exsport-Fernas'tan Eğitime Tam Destek Yavru Yılan, kediye Yem Oldu Yunuslar Soma Sokaklarına Çıkmayı Bekliyor Emniyet Müdürü Kara Manisa'ya Tayin Oldu Atatürk Stadyumu Işıklandırıldı

HABER YORUMLARI

chp den 1 mayıs'a büyük destek CHP'li Ören, İşçi Bayramını İşçilerle Birlikte Kutladı
KAYSU-AAYSU Soma Belediyesinden Zam Yağmuru
hayırlı olsun Fen Lisesine Müdür ataması yapıldı
başarıların devamını dileriz Ekol'de KPSS hazırlıkları başladı
Tebrik Turgutalp İlköğretim okulu resim sergisi açılışı
Tamer Hedef 12 bin üye
NİCE 166. YIL DÖNÜMLERİNE Polis Teşkilatı 166 yaşında
TAZİYE Kaymakam Abdülkadir Karataş’ın annesi vefat etti
yakışmıyor En çok Kitap okuyan öğrenciler ödüllendirildi
BAŞARILAR Huzurevispor Kaymakamlık kupasına hazırlanıyor

YAZAR YORUMLARI

teşekkür BAYRAMOĞLU BAYRAMI YA SABIR..... BU NASIL BİR SİGARA YASAĞI ZİHNİYETİDİR Başkan sizin oyunuzun rengide hayır sanırım BOZACININ ŞAHİDİ ŞIRACI! oofff ooffffffff ASİYE (SPOR) NASIL KURTULUR? Teşekkür genç adam Pencereden Bakmak gerçekten büyük insansın Pencereden Bakmak teşekkürler BİR BÜYÜK BAŞARIM, BİR BÜYÜK GİRİŞİM! büyüksün şeref abi HER EVİN ÖNÜNE BİR TAS SU LÜTFEN ! ELİNE SAĞLIK M.ALİ ABİ 10 HAYAT DERSİ teşekkürler MERALARIMIZI TARLAYA ÇEVİREREK YOK EDİYORUZ!

Nöbetçi Eczaneler

Hava Durumu