Elime bir şaplak vurdu, tuğla düştü sandım.? ?Demek alıştın.? ?Hem de nasıl, ancak annemle ablam?? ?Onlara ne oldu?? ?Ne olacak, akşam tuğla tozlarına bulanmış kırmızı yüzümle eve geldiğimde evde cingar kopardı. Aynen şu diyaloglar yaşanırdı. Bunu o kadar çok dinledim ki şimdi bile bir tiyatro repliği gibi tekrarlayabilirim.? Ben kapıdan bir kedi gibi içeri süzülünce annem ve ablam gözyaşlarını koyverip babama: ?Rasim, yazık değil mi bu çocuğa!? ?Baba, lütfen öldüreceksin kardeşimi!? ?Karışmayın! Öğrensin hayatı. Ben onu okutmak için âlemin çiftliklerinde tavuk boku temizlerken o, okuldan kaçsın!? ?Baba, dersini almıştır, yeter!? Böyle durumlarda ben boynumu büker susardım. Annemle ablam beni o halde gördükçe hüngür hüngür ağlarlardı. ?Sonra yine sabah olurdu değil mi?? ?Hızlı gitme hocam, en heyecanlı yerine geldik. Tüm bu tartışmaların ardından ben duşa girerdim. Hayat dersinden üzerime sinenlerden kurtulur yeni bir hayata yelken açardım. Annem: ?Çık oğlum, çık da bir nefes al.? derdi. ?Ben hiç çalışmamış gibi hafiflemiş bir halde Çamlık gazinosunun yolunu tutardım. O günlerde bir sevgilim vardı: Nihal. O da annemle ablam gibi sulu göz. Ben Çamlık ta bir masaya oturur oturmaz o bir köşeden çıkıverirdi. O an her şey dururdu. Ne sıcak tuğlalar, ne fırın, ne Yanık Kazım, ne babam... Kendimi hayat dersinin teneffüsünde hissederdim. Nihal benim çabama hayrandı. Bir gün tuttu yaralı elimi öptü. İnan elim yine yandı; ancak başka türlü. O böyle yaptıkça ben yaralı kollarımı bir bayrak gibi masanın üzerinde dalgalandırırdım. Sonra hayatın giriş zili çalardı. O evine giderdi, ben evime... Akşam yemeğimi uykulu uykulu yer, sızardım. ?Sonra sabah olurdu. Ben istemesem de çavuş adımı okurdu. Hınçla fırına dalar işe başlardım. Nihal i düşündükçe o fırının ısısı elimi öptüğündeki ısıya dönüverirdi. Çocuk yüreğimi şiirlerdeki pervanelere benzetirdim.? Ahmet önündeki çaydan bir yudum alıp: ?Soğumuş.? dedi. Rıza, ötelerde gezinen garsona dönerek: ?Oğlum, iki çay daha kap getir bize, sıcak olsun!? deyip Ahmet e döndü. ?Desene, baban sana güzel bir ders vermiş.? ?Bırak abi ya, ne dersi! İnan şimdi bile bir araya gediğimizde bana Seni oraya göndermeseydim okumazdın. diyor. Ben de sırf incinmesin diye: Haklısın baba. diyorum. Ancak biliyorum ki ben o fabrikaya gitmesem de okuyacaktım.? ?Fabrikanın yanında tren yolu vardı. Paydosa yakın saatte geçen bir tren vardı. O zamanlar o trenin sesini duyunca rahatlardım. Şimdi babama haklısın diyorum; ancak ne zaman bir tren sesi duysam irkiliyorum.? ?Neden?? ?Tren, raylardan değil de çocuk yüreğimin üstünden geçmiş gibi oluyor.?
Bu yazı 584 kere okundu.
|