Zamanın birinde, zengin bir ülkede eğitim işlerinin iyi gitmediği kanaatine varılır. Bu konuyla ilgili geniş araştırmalar yapılmaya karar verilir. Ülkenin her yanından önemli bilim adamlarının katılacağı bir toplantı düzenlenir. Bu araştırmaya yüklü bir bütçe de ayrılır. Yeter ki eğitimdeki aksaklıklar giderilsin. Bu toplantının ana teması insanın hangi iklimde daha iyi yetişeceğidir. Bilim adamları kısa sürede toplanıp görüşlerini dile getirmeye başlarlar. Bazıları sıcak iklimlerde insanların daha iyi yetişeceğini söyleyip sözlerini sürdürürler. - Arkadaşlar, sıcak iklimlerde insanlar zaten sıcaktan bunalmıştır. Onlar ancak kitaplar ve eğitim sayesinde rahat bir nefes alırlar. Bu şekilde kendilerine güzel bir hayat kurabilirler. Diğer bir grup bilim adamı da: - Efendim olur mu öyle şey? Sıcakta insan mı yetişirmiş? Hurma ağacı mı bu? İnsan yetiştirmek için en uygun bölge soğuk bölgelerdir. Özellikle de kutup bölgeleri. Burada çocuklar pek dışarı çıkamazlar, böylelikle ailelerinin, öğretmenlerinin yardımıyla başarıya ulaşırlar. Üçüncü bir grup bilim adamı da: - Ne kutuplar ne çöller. İnsan yetiştirmek için en uygun ortam ılık iklimlerin yaşandığı bölgelerdir. Buralarda hava ne çok sıcak ne çok soğuktur. Bu sayede çocuklar ev, okul, kütüphane arasında rahatlıkla dolaşabilirler. Toplantıda bunların dışında daha birçok görüş dile getirilir. Ancak tartışmalar ilerledikçe en mantıklı görüşlerin yukarıdaki üç görüş olduğuna karar verilir. Bu üç görüş etrafında yeni gruplar oluşturulur. Her bir grup kendi savunduğu iklim bölgesine gidip, iklimlerin insan yetişmesine etkisini yerinde araştıracaktır. Hazırlıklar hızla yapılır. Her gruba bedava termometre dağıtılır. Bu araştırmadan sonra üç iklim bölgesinden biri tercih edilecektir. Ondan sonra da öğrenciler ya o iklim bölgelerine taşınacak ya da her şehirlerde sera misali özel iklim bölgeleri oluşturulacaktır. Günler birbirini kovalar. Araştırmacılar kendi iklim bölgelerine gidip bu işi etraflıca incelerler. Aynı iklimdeki bazı çocukların çok iyi, bazılarının da çok kötü yetiştiğini görürler. Araştırmacılar her üç iklim bölgesinde de bu durumu gözlerler. Her grup, başarısızlığa uğradığını düşünerek geri döner. Ancak toplantı merkezine geldiklerinde görürler ki her üç grup da kendi görüşünü destekleyen bilgilere ulaşamamıştır. Araştırmacılar kendi ararlındaki konuşmada şunları dile getirmekten çekinmezler. Çöl çok sıcaktır, insanı bunaltır; kutuplar soğuktur, insanın hiçbir şey yapası gelmez; ılıman iklimlerse o kadar güzeldir ki orada hiçbir öğrencinin aklına ders gelmez. Araştırma yetkilileri bu kadar bütçeye rağmen bu işten bir sonuç alamamayı kabullenemezler. Bu kez de aynı ekipleri farklı iklim bölgelerine gönderirler. Ayrıca bu sefer termometrelerini de yanlarında götürmelerine izin vermezler. Üç grup araştırmacı aynı heyecan ve farklı bakış açılarıyla söz konusu iklim bölgelerine giderler. Yolculuk sırasında en çok biyologlar konuşur:. - Söğüt ağaçları en iyi nehir boylarında yetişir. Nehrin suyuyla beslenip rüzgarlarla dalga dalga savrulur. Çam ağaçları havadar yerlerde yetişir, soğuk da işlemez onlara. Zeytin ağaçları ise Akdeniz güneşinin altında, süzek topraklarda yetişir. Öyle bir yetişir ki asırlara meydan okur. Çınar ağacı da su kenarlarında yetişir ve o da zamanın karşısında durabilir. Düşündükçe ve konuştukça dalar giderler. İyi de insan en iyi hangi iklimde yetişir. Ah bunu bir bulabilseler hepten rahatlayacaklar. Ya sera misali özel iklim bölgeleri oluşturulacaklar ya da kıtalar arası o iklim bölgelerine öğrenciler taşınacaklar.
Bilim adamları ikinci geziyi kısa sürede tamamlarlar. Bu kez herkes farklı bölgelerden farklı sonuçlarla geldiğini düşünür. Ancak görüşler dönüp dolaşıp bir noktada birleşir. Görülür ki her iklimde iyi yetişen çocuklar da kötü yetişen çocuklar da vardır. Anlaşılır ki insan yetiştirmenin iklimle bağlantısı yok denecek kadar azdır. Bu görüşler açıklandıkça araştırmanın masraflarının boşa gitmeyeceğine dair ümitler de artar. Çünkü araştırmacılar, tartışma ilerledikçe insanın hangi iklimde daha iyi yetişeceği konusunda ortak sonuca doğru giderler. Bir süre sonra tüm bilim adamları o eşsiz iklimi bulmuş olmanın coşkusuyla toplantıyı şu cümleyle kapatırlar. ?Sevgi, insanların rahatça serpilip yeşerebilecekleri tek iklimdir.?
Bu yazı 2329 kere okundu.
|