Sevdiremedim kimseye kendimi. Sözde ben de çiçeğim. Ancak çocuklar bile korkar benden. İnce dikenlerim ellerine battı mı bir daha sokulmazlar yanıma. Gelinlerim küçümser beni. Onlar papatya, gül, karanfil. Ben kaynanadili. Onlar akşamsefasıyla boy ölçüşür sefada, ben kurak günlere su depolarım içimde. Onlar buket buket elden ele gezer, beni bir Allah?ın kulu koparıp da hediye etmez. İlle hediye edileceksem valizleriyle oğul oğul gezen bir ana gibi saksımla gönderilirim insanlara. Ben a?dan z?ye ana iken birden kaynana oluveririm. Sonra da kaynanadili? Hiçbir çiçek benim kadar adından çekmemiştir. Hiçbir çiçeğin tomurcuğu koparılıp da başka bir çiçeğin yanına verilmemiştir. Bir tek küstüm çiçeğini kendime yakın görüyorum. O da alıngan bir şey. Elinizi uzatsanız küsüveriyor. Bende o yok. Kolay kolay küsmem. Neden küsecekmişim. Oğlumu hepten mi kaybedeyim? Varın koparın dallarımı, ben de çiçeğim, ben de açarım zamanı gelince. Bazen düşünüyorum da ?Gelin,? diyorum ?o da gelincik hali geride kalınca kanana olmayacak mı? O zaman eskiden küçümseyerek baktığı kaynanadiline daha anlayışla yaklaşmayacak mı? Güzelim dilinin dikenlendiğini hissetmeyecek mi? Ayrılıklar, yokluklar, yanlışlıklar onun dilinde diken diken uzamayacak mı? Belki de bana o zaman hak verecek. Neden içimde su depoladığımı, neden diken diken konuştuğumu anlayacak. Çöllerde güneş ve kuraklık, kayaları bile parçalarken oralarda kaynanadili ayakta durabilir. Orada gelincikler açmaz, hanımeli çiçekleri balkonlara dolanmaz. İçimdeki şelaleler ayakta tutar beni. Diken diken konuşurum sakınmadan. O zaman hiç kimse bir fesleğeni koparıp kulağına takar gibi koparamaz beni. Ancak kenardan bakar ve hayret eder bana. Elini uzatamaz. Ben gelecek kuraklığı düşünüp içimde biriken şelaleri düşünürüm. Vakti gelince gelinlere inat açarım. Kaynanadili olsam da?
Bu yazı 431 kere okundu.
|