Özlem YILDIZ 2009-08-10
Tesekkur
Merhaba Nadire Hanım,
Öncelikle güzel sözleriniz için teşekkür ederim. Aynı konunun etrafında dönen öykülerin iki özelliği olabiliyor. Birincisi yazan kişinin bir konuyu enine boyuna düşünmesini sağlıyor. İkincisi yazan kişiyi tekrara düşürebiliyor. Taklit zaten olumsuz bir şey. Hele insanın kendini taklit etmesi sermayeden yediğinin işaretidir. Ben iki durum arasında gidip geliyorum. Ağırlık birinci durumda oluyorsa ne ala…
Not: Köşemizi zenginleştiren şiiriniz için de ayrıca teşekkür ederim.
nadire 2009-08-06
siz nası isterseniz..
selam
çiçekleri konuşturarak öyküleştirmek gerçekten büyük maharet ister. çiçek duyarlılığını yakalayabilmek ister.
sevgili özlem yıldızın bu çiçeklerle ilgili dördüncü öyküsünde hem ahenge hemde duygusal etkileşime ulaşmış görüyorum. onun çiçek duyarlığını yansıttığı bu dört öyküde bir hal vardır. buda özlemin öykülerini bir basamak yukarı çıkarmıştır.
yer yer çiçekten ruha, ruhtan çiçeğe geçiş yaparak
okuyucuyu düşünmeye sürüklüyor.
dil adını verdiğimiz o büyük atmosferin içinde kendine özgü bir dille olay anlatıyor özlem. çünki çiçek dili olay dilidir.
çiçeklerin akşamlarını
akşamların çiçekleri aydınlatır
çiçeklerin adlarını
birbirlerine benzemezlikleri
adlandırır.
biri alır bir güneşi
öbürüne yıldız sunar,
biri öbürünü yağmurlandırır.
bir başkası bir güzelliği,
akıl almaz çalımıyla,
karanlıklandırır.
bir düğünü aklandırır biri,
biri bir yalanı silerken,
biri bir ölümü anılandırır.
biri bekler sabahları,
biri gündüz diye çıldırır
bir başkası aydınlığı akşamlandırır.
biri bağlar bahçeler içinde nazlı,
biri kendi kendine doğurur bayırlarda,
biri kayalıkları ayaklandırır.
pencereden bakar biri,
biri el sürdürmez kimseye,
biri kendini ağaçlandırır.
biri ordusunu yayar birdenbire,
tarlalara öbek öbek,
kanlandırır.
biri şarkılarla gözleri besler,
yeşillikleri ve sevgileri,
umutlandırır.
çiçekleri hep bekler gibidir,
oysa hiç beklemezler,
biri arılandırır biri kuşlandırır
biri tek başına yürür yazgısında
biri sepetlerde demet demet
ününü kaldırımlandırır.
biri vazolandırır kendini salonlarda,
biri kurur bir kitabın içinde,
biride bir kafes arkasında saksılandırır.
çiçekler bir şölen yaşamda,
renklerin en büyük orkestrası,
dursuz duraksız çalar her insanda,
SEVİNCİ, ALDANIYI, ÖLÜMÜ VE YASSI.