Okay, bir akşamüzeri arkadaşlarıyla kasaba meydanında dolaşırken bir dükkânın içerisinden gelen sesler dikkatlerini çekti. Dükkânın puslu camlarına yaklaştıklarında horoz dövüştürüldüğünü görüp içeriyi izlemeye koyuldular. Kalabalığın ortasında yarım metre kumaşla çevrilmiş yuvarlak bir ring vardı. İki horoz, kıyasıya dövüşüyordu. Çocuklar boks maçını andıran bu görüntü karşısında hayretler içerisinde kaldılar. Horozlar önce birbirlerinin ibiklerini yakalıyor, ardından mahmuz darbelerini indiriyorlardı. Dövüşün ilerleyen dakikalarında iki horoz da kan içinde kalmıştı. Birazdan horozlardan biri daha fazla dayanamayıp kaçacaktı. Kendini kaybetmiş izleyiciler destekledikleri horozun kazanmasını beklerken bağırıyorlardı. -Hadi oğlum, bitir işini! -Hadi aslanım, az kaldı! Gerçekten de bir süre sonra horozlardan biri ringten kaçtı. Maçı Lâçin adındaki kişinin horozu kazandı. Derken paralar el değiştirdi. Çocuklar eve geç kaldıklarından oradan uzaklaştılar. Daha önce bahçelerindeki horozların da dövüştüğü olurdu. Böylesini ilk kez izlemişlerdi. Dövüş sonunda Lâçin in horozunu kucaklaması gözlerinin önünden gitmiyordu. Bu olay geldi geçti. Okay, Taşkın ve Işın güzel bir bahar gününde evlerinin yanındaki arsada bilye oynuyorlardı. Bu sırada Cikçi nin şakımaları her yana yayılıyordu. Çocuklar bilye oynamaya dalmışken horoz dövüşünde gördükleri Lâçin, o sokaktan geçiyordu. Ağır adımlarla ilerleyen adam, ağaçta asılı kafesten gelen sesinin etkisiyle durakladı. Yol kenarında bulunan sütun başından yapılmış taşa oturarak onu dinlemeye başladı. Lâçin, orta yaşlarda hayvan delisi biriydi. Özellikle dövüş horozlarıyla ilgileniyordu. Ekmeğini bu işlerden çıkarıyordu. Ülkenin her yerinden onun horozlarının dövüşünü izlemeye gelenler oluyordu. Onun kuluçkalarından çıkan horozlar ülke çapında başarılara imza atıyordu. Cikçi yi hayranlıkla dinleyen Lâçin, bir süre sonra bilye oynayan çocuklara seslendi: -Oğlum bakar mısınız? -Efendim, amca? -Bu kuş kimin? -Cikçi mi? -Adı her neyse? -Benim, dedi Okay. -Onu satmayı düşünür müsün? -Hayır, kesinlikle satmam. Lâçin ?hımm? deyip konuşmasını sürdürdü: -O zaman cicivle değişelim. -Anlamadım? -Geçen akşam kulübün camından dövüş yapan horozumu merakla izlediğinizi gördüm. Benim horozlarımın nasıl dövüştüğünü gözlerinizle gördünüz. İşte o horozlardan birinin yavrusunu sana verebilirim. -Cikçi ye karşılık bir civciv, öyle mi? -Onlar sıradan civciv değil. Bunu geçen akşam gördünüz. Belki sen horozdan anlamadığın için böyle konuşuyorsun. O yavrular için bir araba parası bile teklif edenler oluyor. Okay, bir süre daha devam eden bu konuşmanın ardından arkadaşları Taşkın ve Işın ın da ısrarıyla takası kabul etti. Lâçin, daha sonra sorun çıkmaması için: -Bak Okay, iyi düşün. Değiş tokuş olduktan sonra geri dönüş yok. Ancak civciv büyür de dediğim gibi gerçek bir dövüş horozu çıkmazsa o zaman Çikçi yi sana geri veririm. Okay, önce kararsız günler geçirdi. Cikçi ye çok bağlıydı. Bunun yanında çocuk ruhu seyrettiği vurdulu-kırdılı filmlerin de etkisiyle şampiyon bir horoza sahip olmak istiyordu. Seyrettikleri horoz dövüşünden sonra evlerindeki sıradan horozu Taşkın ın horozuyla dövüştürmüştü. Okay ın horozu birkaç darbede yere yıkılmış, dövüşü kaybetmişti. Okay biraz da bu yenilginin hırsıyla kararını verdi. Çikçi yi Lâçin in vereceği civcivle değiştirecekti. Bir gün, akşamüzeri kafese elini uzatıp Çikçi yi aldı. Taşkın ve Işın la birlikte Lâçin in evinin yolunu tuttular. Lâçin in evine vardıklarında onu kümesteki tavuk ve horozlara yem verirken buldular. Okay ı ve özellikle de onun avucundaki Çikçi yi görünce çok sevindi. Okay a dönerek: -Kararını verdin mi evlat? -Evet. -Dönüş yok, öyle mi? Okay; Taşkın ve Işın la bakışıp daha kesin bir tavırla: -Evet, dedi. Hep birlikte kapısı avluya açılan bir depoya girdiler. Burada kuluçkadan yakın zamanda çıkmış civcivler annelerinin etrafında geziniyorlardı. Tavuk yerde bir şey bulduğu anda gluk gluk sesiyle tüm civcivleri başına topluyordu. Lâçin, Okay a dönerek: -Bu civcivlerden istediğini seçebilirsin. Ancak benim önerime uyarsan daha iyi olur. Çünkü sen dövüşken bir tavuk da seçebilirsin. Eğer böyle bir şey olursa tüm hayallerin suya düşer. Okay, seçimi Lâçin e bıraktı. Lâçin, civcivlere yaklaşıp göğsünde siyah bir benek olanını yakaladı. Bu sırada anaç tavuk tüylerini kabartıp Lâçin e saldırdı. Lâçin sert bir sesle tavuğu uzaklaştırdı. Ardından civcivi yüzüne yaklaşarak onunla vedalaştı. Civcivi vermek istemiyor gibi bir hali vardı. Bu arada Okay da elindeki Çikçi ye son kez bakıyordu. Lâçin, kirişe asılı kafesi uzanıp aldı. Çocuklara dönüp: -Bu kafeste usta bir kanarya vardı, ötmekten çatladı, onun ölümünden sonra bir daha kuş besleyemedim. Ta ki Çikçi nin sesini duyana kadar, dedi. -Çocuklar bu sözleri şaşkınlıkla dinlediler. Taşkın, Işın ın kulağına, ?Atıyor!? diye fısıldadı. Okay, Çikçi yi son bir kez öpüp kafesin içine bıraktı. Ardından Lâçin e dönerek: -Ara sıra ziyaret edebilirim değil mi? -Ne demek her zaman? Lâçin de aynı üzüntülü tavırlarla civcivi Okay a verdi. Üç çocuk ellerinde civciv olduğu halde evlerinin yolunu tuttular. Sevinmekten çok merak içindeydiler. Acaba bu civciv şampiyon bir dövüş horozu olabilecek miydi? Üçüncü Bölümün Sonu
Bu yazı 529 kere okundu.
|