Küçük pencereden sızan ay ışığı odanın ortasındaki beşiği aydınlatıyordu. Beşikteki bebek, gözlerini bir açıyor bir kapatıyordu. Beşiği sallayan Neriman, uykulu gözlerini ovuşturup ninni söylüyordu. ? Dandini dandini dastana Danalar girmiş bostana? Bir süre sonra beşikteki bebek gözlerini kapatıp uykuya daldı. Neriman da sobanın yanına kıvrılıverdi. O da beşikteki bebek gibi uykusuzdu. İki gecedir ateşlenen bebeğiyle sabahlara kadar uğraşmıştı. Eşi olacak Rasim, ona yardım edeceğine: ?Ağlatıp durma şu çocuğu!? deyip durmuştu. Neriman sa içinden: ?Yokluğun gözü kör olsun, doktora çıkabilseydik düzeliverecekti yavrum.? diyordu. Bunları ancak içinden söyleyebiliyordu. Dışından söylese kocasının vereceği cevap belliydi. Neriman ne zaman kocasına sitem etmeye kalksa: ?Bunları bana kaçarken düşünecektin. Bana varırken işim olmadığını da çalışmayı sevmediğimi de biliyordun.? cümlelerini duyuyordu. Neriman, sobanın başında uykuya dalar dalmaz bir rüya gördü. Rüyasında üçüncü sınıftan terk ettiği lisesindeydi. Okulun konferans salonunda kendisine bir başarı plaketi veriliyordu. Öğretmenleri ondan övgüyle söz ediyor, arkadaşları biraz da kıskanarak onu alkışlıyorlardı. O, rüyasının peşinden giderken birden evin ahşap kapısı tekmelendi. Neriman bu sesi hiç yadırgamadan fırlayıp kapıyı açtı. Biliyordu ki biraz oyalansa kapıya ikinci tekme gelecek ve beşikteki Merve uyanacaktı. ?Nerdesin kız niye geç açıyorsun kapıyı?? ?Olur mu canım, hemen açtım ya!? ?Sana kaç kez söyledim, bana laf yetiştirme be kadın! Anlamıyor musun, sen cevap verdikçe cinlerim tepeme çıkıyor.? ?Tamam Rasim hemen kızma.? ?Bak hâlâ üsteliyorsun, kızarım kızmam, sana ne?? Neriman bu tartışmaların sonunun olmadığını biliyordu. Çok zor olmamıştı Rasim i tanıması. Evlendikten birkaç yıl sonra onun gerçek yüzünü görmüştü. Rasim, Neriman ın kalbini kırıyor, ona hakaret ediyor bunlar da yetmezmiş gibi ara sıra o güzel yüzüne bir tokat indiriveriyordu. Oysa Neriman için onu uzaktan sevmek ne güzeldi. Rasim le ilgili ne hayalleri vardı. Onunla bir aile kurmak ne güzel olacaktı! Rasim için değil okulu bırakmak ömrünü bile bir kenara bırakabilirdi. Ne olmuştu bu adama? Nasıl da bu kadar değişebilmişti. Neriman a karşı konuşurken hiç mi utanç duymuyordu? Hatta bir seferinde kundaktaki masumu göstererek: ?Bir oğlan bile doğuramadın, senin kadınlığın bu kadar işte!? diye söylenmişti. Neriman annesine, babasına ve özellikle de kendisine kızıyordu. Annesine kızıyordu; çünkü annesi her zaman arkadaşlarını suçlamıştı. Annesi arkadaşları için: ?Bu soysuzlar kızımı yakacak.? diyordu. Arkadaşlarının Neriman ı ayarttığını düşündüğünden hepsiyle tek tek konuşup her birinin kalbini kırmış ve onları tehdit etmişti. Bu durum Neriman ı arkadaşlarının gözünde alçaltmakla kalmamış onu annesinden de uzaklaştırmıştı. Babasına kızıyordu çünkü; o da Neriman ı anlamak için çaba harcamamıştı. Bir seferinde Neriman, Mine, Rasim yolda yürüyorlardı. Neriman ve Rasim el eleydi. Çocuğunu bu halde gören baba önce kızına sonra kızının arkadaşı Mine ye okkalı birer tokat vurmuştu. Rasim kaçmasa ona ne yapacaktı kim bilir? Bu tokat Neriman ın hayatındaki ilk tokattı. Ancak son tokat olmayacaktı. Neriman, kendisine kızıyordu; çünkü anne babasının hatasına ömrünü mahvederek tepki göstermişti. Gençlikte hayat bozuk para gibi görünür insanın gözüne. Onu harcamak için hiç tereddüt etmez insan. Neriman da gençti, seviyordu. Rasim den başka hiçbir şey umurunda değildi. Bu yüzden bozuk para gibi harcadı hayatını. Ancak sıkıntıyla geçen günler ona hayatın bozuk para olmadığını gösterdi. Hayat bütün bir paraydı ve sokak sokak gezseniz de onu bozduracak dükkan bulamazdınız. Onu sizden veya sizin izin verdiğiniz kişilerden başkası bozamazdı. Neriman, Rasim gelir gelmez ona bir sofra hazırlamıştı. Kaşık çatal sesleri arasında düşünmeye devam ediyordu. ?Ne arkadaşlarım, ne Rasim; beni bir tek ailem küstürmeden önce bağrına basabilirdi. Belki o zaman hayatımı harcamama engel olabilirlerdi. Şimdi rüzgârın önündeki bir yaprak gibi Rasim in ağzından çıkan her sözle savruluyor hayatım. Oysa yarım bıraktığım lisem bir ağaç yapacaktı beni. Öyle bir ağaç ki rüzgârlarla savrulmak bir yana rüzgâr estikçe kökleri daha da sağlamlaşan ve her dalından sevgi meyvesi veren bir ağaç... Rasim, Neriman ın daldığını görünce: ?Var sende bir hâl, bütün akşam uyuduğun yetmezmiş gibi nereye daldın gene?? Neriman kararını vermişti, bu sıkıntıdan mutlaka bir çıkış yolu bulacaktı. Lisedeki öğretmeni Ayla Hanım, vedalaşırken: ?Ne zaman olsa beklerim.? dememiş miydi? Tekrar başlamak için biraz geçti; ancak hâlâ hayatta olduğuna göre her şeye yeniden başlamak imkansız değildi Rasim: ?Sana söylüyorum kız, nereye daldın? Duymuyor musun, artık iyice sağır oldun.? Neriman boş tabaklarla dolu sofrayı kaldırırken kararlı bir ses tonuyla ?Hiç, hiçbir yere dalmadım, aksine bir yerlerden çıkıyorum.? Dedi.
Bu yazı 861 kere okundu.
|