Okay, elinde civciv olduğu halde avluya girdi. Dedesi avludaki çiçekliğin çitini onarıyordu. Dedesine yaklaşıp: -Kolay gelsin, dedi. -Sağ ol evlat. Dedesi işinden başını kaldırmayınca ona biraz daha sokulup: - Dede bak, diyerek elindeki civcivi gösterdi. -Oğlum o da ne? -Civciv. -Nereden çıktı şimdi bu? -Cikçi ile değiştirdim. -Hani sen Cikçi yi çok seviyordun? -Dede, ne zamandır ona bakıyordum, biraz da başka bir hayvanla ilgilenmek istedim. -Kimden aldın onu? -Laçin den. -Desene uyanık Laçin kandırdı seni. -Hayır dede, ben onu kandırdım. Bu çok başarılı bir horoz olacak. -Tamam evlat anlaşıldı da sen bunu nasıl bakacağını biliyor musun? -Bilmiyorum. -Daha geçen hafta civcivleri çıkan bir anaç tavuk var. On tane civciviyle avluda gezinip duruyor. İstersen seninkini de onun peşine takalım. Eğer kabul ederse rahat edersin. -Tamam dede, deneyelim. Dedesi ve Okay ellerlindeki civcivle avlunun diğer köşesinde civcivlerini doyurmaya çalışan anaç tavuğun yanına yaklaştılar. Dedesi, bu arada depodan aldığı bir avuç buğdayı anaç tavuğun önüne serpti. Tavuk, gluk gluk sesleriyle tüm civcivlerini etrafına topladı. Dedesi, civcivi alıp yere bıraktı. Anaç tavuk, durumu fark edince küçücük civcivi sert bir gaga darbesiyle altına aldı Tozu dumana kattı. Zavallı civciv neye uğradığını şaşırdı. Okay, fırlayıp civcivi aldı. Dedesi şaşkınlıkla: -Hayret yahu! Eskiden ne çok yapardık bu işi. Ne aksi çıktı şu tavuk. Bırak oğlum, bırak. Civcive yazık edeceğiz. -Bu yöntem tutmadı dede! -Bizde yöntem çok. Şimdi ikinci yöntemi deneyeceğiz. -Neymiş o? -Civcivi senin peşine takmak. -Bu yöntem tutar dede. Ancak senin de katkın lazım. -Neymiş o katkı? -Yeni bir kümes. -Desene ikinci bir kafes macerası? Okay, sitemle: -Dede? -Tamam tamam, kümesten kolay ne var? Hem bak çiçekliğin çitinden artan teller de var. Bu teli depodaki sandıklardan birinin önüne gerdik mi tamamdır. Okay, civcivi boş bir tütün küfesinin altına yerleştirdi. Tekir, civcive yaklaşmak için fırsat kolluyordu. Bu yüzden küfenin üzerine büyük bir taş koydu. Ardından dedesiyle birlikte depoya girerken Tekir e dönüp: -Akılsız kedi, bu senin dişinin kovuğunu bile doldurmaz. Çok biliyorsan tavanda gezinip duran farelerden birini yakala da görelim senin kediliğini. Şimdi depodaydılar. Boy boy sandıklar, tütün balyaları, eski küfeler, buğday dolu çuvallar... Dedesi: -Bu civciv dövüşkendi, değil mi? -Evet dede. -Desene ona özel bakım gerekecek. Mesela yeri geniş olmalı. -Sen bilirsin dede. -Yükü bana atma evlat. Hem sen bülbül, horoz derken bir gün eve yarış atıyla gelirsen şaşırmam. -Aman be dede! Bu konuşmalar sırasında dedesi büyük bir sandığı yerinden çıkarmaya çalışıyordu. Okay, da bir köşesinden tutunca koca sandık meydana çıktı. Sandığı avluya taşıdılar. Dedesi çiçekliğin yanındaki çit telini, sandığın açık yüzüne çıtalar yardımıyla gerdi. Bu kümese de tıpkı kafese yaptığı gibi tünek, yemlik ve suluk da yerleştirdi. En son da özene bezene bir kapı yapıp Okay a döndü. -Bak evlat, benden bu kadar, artık civciv de kümes de senin. -Dedem benim! Sağ ol, ellerine sağlık! Taşkın ve Işın bir gün sonra sabırsızlıkla Okay a uğradılar. Okay, kümesin önünde dalgın bir halde civcivi izliyordu. Taşkın, arkadaşını dalgın görünce: -Ne o Okay, yoksa pişman mısın? - Niye pişman olayım ki! Baksana kümes bile yaptık. -Niye pişman olmayasın ki? Gül gibi Cikçi yi verdin de tavuk mu horoz mu olacağı belirsiz bir civciv aldın. -Laçin i sen de duydun, eğer bu civciv tavuk olursa ya da iyi cins bir horoz olmazsa anlaşma bozulacak. -Neyse seni daha fazla üzmeyeyim. -Üzülecek bir şey yok Taşkın, sen kendine bak. Okay, akşam yattığında Cikçi yi düşünüyordu. ?Acaba Taşkın haklı mıydı? Yoksa kıskançlığından mı öyle konuşuyordu. Şu günler çabucak geçiverse ne olurdu sanki. Adı bile olmayan bu civciv birden büyüyüverseydi. İşte o zaman görürdüm Taşkı ı da Işın ı da.? Yorgunlukla uykuya daldı Okay. Düşünde horozuyla konuştu durdu. Dördüncü Bölümün Sonu
Bu yazı 458 kere okundu.
|