Okay, civcive gözü gibi bakıyordu. Gündüzleri evin bitişiğindeki arsaya çıkarıp ona yem veriyordu. Civciv günden güne büyüyordu. Okay, bu güzel horoza Çitlenbik adını vermişti. Çitlenbik in küçük gövdesi artık iki elin yumruğu kadar olmuştu. Uzun bacakları, etsiz ibiği, şahin bakışlı gözleri, onun aslını ele veriyordu. Lâçin yanılmayacaktı. Çitlenbik iyi bir dövüş horozu olacaktı. Bir gün Okay ın babası, damızlık olarak besledikleri boğalara yedirmek için iki çuval besi yemi getirdi. Okay, babası konuşurken duymuştu. Bu yemi yiyen boğalar birkaç ayda gelişiyormuş. Bu cümleyi kafasında evirip çeviren Okay ın aklına bir fikir geldi. Bu yemi horozuna yedirebilirdi. Güneşli bir günde Okay kimseye görünmeden depoya girip iki avuç yemi ceplerine doldurdu. Ardından Çitlenbik i alıp arsaya çıktı. Çitlenbik iyice aç olduğundan hemen yemleri gagalamaya başladı. Ancak yemlerin taneleri büyüktü. Onları gagasıyla kavrayamıyordu. Okay, hemen içeri girip bir kap aldı. Kabın içine tulumbadan biraz su doldurdu. Ardından arsaya çıktı. Yemleri kaba boşalttı. Yemler kısa sürede yumuşayıp dağılıverdi. Çitlenbik kısa sürede bir kap dolusu yemi afiyetle yedi. Gagasının kıyısındaki yemlerden kurtulmak için gagasını toprağa sürtüyordu. Okay ın keyfine diyecek yoktu. Artık onun horozu da boğa gibi güçlü olacaktı. Yalnızca besi yemi mi? Okay, Çitlenbik için böcekler yakalıyor, arsanın kıyısındaki nemli topraktan solucanlar çıkarıyordu. Çitlenbik, bu değişik mönülere hiçbir zaman hayır demiyordu. Yeter ki gagasıyla kavrayabilsin, yeter ki yutabilsin! Okay Çitlenbik i ara sıra da yaz boyu gidip geldikleri tütün tarlasına da götürüyordu. Horozu at arabasında koltuğunun altına alır, tarlaya kadar onun şahin gözlerine, gagasına, güneşte ışıl ışıl parlayan tüylerine bakardı. Tarlaya vardıklarında Okay, bir yandan tütün kırar, bir yandan da karıklar arasında gezinen Çitlenbik i izlerdi. Çitlenbik yediği tırtıllarla hem karnını doyuruyor hem de tütünleri bu zararlılardan korumuş oluyordu. Öğle sıcağı bastırınca Çitlenbik asırlık meşe ağacının gölgesine kaçardı. Okay da bu sıralarda onun yanına gelirdi. Bu şekilde geçen birkaç ayın ardından Çitlenbik iyice kendini göstermeye başladı. Okay bir sabah kalktığında Çitlenbik in olduğu depodan bir ses geldiğini duydu. ?Üüü?? Okay, deponun penceresine koştu. Çitlenbik in önce kanat çırpıyor, ardından üüü deyip kalıyordu. Okay, bir akşam önce televizyonda polis köpeklerinin nasıl eğitildiğini izlemişti. Polisler bir kollarına kalın kumaştan yapılmış kılıf geçirip köpekleri kızdırıyorlardı. Köpekler bu öfkeyle eğitimcinin kolunu öyle güçlü kavrıyorlardı ki kolla birlikte havaya bile kalkıyordu. Okay bu derslerden etkilenip Çitlenbik i aynı yöntemle eğitmeye karar verdi. Evdeki eski ceketlerden birini de yanına aldı. Horoz koltuğunun altında olduğu halde kaç gündür görüşemediği Taşkın ve Işın ın yanına gitti. Taşkın da evindeki kümesinin başındaydı. O da evdeki horozlardan birini sahiplenmişti. Kendi horozunu Çitlenbik le dövüştürmek için can atıyordu. Okay, onlara biraz sonra Çitlenbik e vereceği dövüş derslerinden bahsedince ikisi de şaşırdı: - Oğlum ne eğitimi, dedi Taşkın? - Akşam televizyonda izledim polisler köpeklerini eğitiyorlardı. - Eee ne olmuş? - Ben de Çitlenbik i eğiteceğim. - Sen de bi acayipsin Okay. Horozu önce boğa sanıp besi yemi yedirdin, şimdi de ona köpek terbiyesi vereceksin. Hayvan ne olacağını şaşıracak. Sen en iyisi onu köyün çobanına teslim et, o senden iyi bakar ona. - Siz beni izleyecek misiniz izlemeyecek misiniz? İlk Dersler
Taşkın elindeki buğdayı kümese savurup: - Tamam tamam, geliyorum, dedi. Işın da peşlerine takıldı. Üç çocuk Okayların arsasına çıktı. Okay, önce Çitlenbik i yere bıraktı. Sonra hemen az önce arsaya getirdiği eski ceketi koluna doladı. Arkadaşlarının da yardımıyla koluna doladığı ceketi bir iple sağlamlaştırdı. Okay, ceketi sardığı koluyla Çitlenbik in göğsüne hafiften vurmaya başladı. Çitlenbik oralı olmadı. Geriye çekildi. Çocuklar dersin başarısız olacağını düşünüp gülüşmeye başladılar. - Oğlum rahat bırak şu hayvanı, köpek mi bu? Okay, ısrarcıydı. Arkadaşlarını duymuyordu. Çitlenbik, bir süre sonra bu işe sinirlendi. Boynundaki tüyleri kabartıp başını Okay ın koluyla bir indirip kaldırmaya başladı. Bu sırada çocuklar da gülmeyi bıraktılar. Gözleri horozdaydı. Çitlenbik ani bir hareketle düşmanı gagasıyla yakaladı. Hemen ardından ayaklarıyla iki mahmuz savurdu. Horozun hareketleri gayet sertti. Okay, dövüş inandırıcı olsun diye ara sıra Çitlenbik i çok sert bir şekilde itiyordu. Horoz, önce sendeliyor sonra kendini korumaya alıyordu. Okay saldırı anından çok horozunun tüylerini kabartıp da kolunu izlemesini hayran olmuştu. Boynundaki tüyler kirpinin dikenleri gibiydi. Bir süre sonra ders bitti. Taşkın ve Işın ın söyleyecek sözü kalmamıştı. İkisi de hayretler içerisindeydi. Okay ın Çitlenbik i dinlendirmesi gerekiyordu. Önce kolundaki ceketi çıkardı. Sonra Çitlenbik in kafasını kıvırıp kanadının altına koydu. Horozu otuz saniye kadar böyle tutunca horoz derin bir uykuya daldı. Çitlenbik i uyur halde evin çatısına dayalı ahşap merdivenin basamaklarından birine yerleştirdi. Okay, arsada bir yandan bilye oynuyor bir yandan da Çitlenbik i gözlüyordu. Arkadaşları Okay ın yaptıklarına akıl sır erdirmeyi bırakmış, en azından bilye oyununu kazanmaya çalışıyorlardı. Beşinci Bölümün Sonu
Bu yazı 502 kere okundu.
|