Taşkın da arkadaşı Okay gibi kendine kümesten bir horoz seçmişti. Horozuna Tombik adını vermişti. Tombik o kadar aç gözlüydü ki Taşkın bahçedeki solucanları daha tamamen çıkarmadan bir ucundan yakalayıp gagasıyla çekiyordu. Bazen tam çekerken ortasından kopan solucanın devamını çıkarmak için pençeleriyle toprağı eşeliyordu. Tombik bu iştahlı tutumuyla Taşkın ın gözündeki yerini perçinliyordu. Ona göre Tombik Okay ın horozu Çitlenbik i her durumda yenerdi. Okay ve Taşkın ın ortak arkadaşı Işın bu horoz işine pek karışmadı. Arkadaşlarıyla birlikte bu bakım fasıllarının çoğunda bulunmasına rağmen hiçbir zaman benim de bir horozum olsun demedi. Köpeği Çomar onun vaktini yeterince alıyordu. Boz renkli bir çoban köpeğiydi Çomar. Işın ın babası onu kasaba civarındaki koyun ağıllarından birinden almıştı. Işınlar onu aldığında küçücüktü. Özenli bakımı sayesinde tam bir çoban köpeği olmuştu. Işın da Okay ın dövüş eğitiminden etkilenip Çomar a polis köpeği eğitimi vermeye başladı. Akşamüzeri kasabalının koyunları köy merasından sürü halinde evlerine dönerdi. Çomar, fare görmüş kedi gibi bir anda kendinden geçer, dağınık haldeki sürüyü toparlardı. Okay, Taşkın ve Işın bu güzel hareketi izlemek için neredeyse her akşamüzeri Çomar ı sürünün karşısına çıkarırlardı. Her çocuk kendi ilgi alanında görünse de aralarında içten içe bir rekabet vardı. Bu rekabette kızıştıkça kızışıyordu. Özellikle Okay ve Taşkın arasındaki horoz rekabeti? Üç arkadaş bir gün yine Un Tepe ye kayak yapmaya gitmişleri. Çomar da çoğu zaman olduğu gibi çocukların yanındaydı. Çocuklar pistten aşağı kaydıkça o da çocuklarla birlikte tepeden aşağıya koşarak iniyordu. Zavallı köpek Işın a yaranacağım derken ara sıra tepeden aşağıya yuvarlanıyordu. Bu durum Okay ve Taşkın ı çok eğlendiriyordu. Işın sa arkadaşlarının Çomar a çok yüklendiklerini düşünüp onlara içten içe kızıyordu. Arkadaşlarını birkaç kez uyarmasına rağmen sonuç alamayınca ikisini de kendi haline bıraktı. ?Nasıl olsa dönüş yolunda onlardan hırsımı alacak bir şey bulurum.?diye düşündü. Uzun süren kayak faslından sonra üç çocuk bitkin bir halde kasabanın yolunu tuttu. Işın, kasaba yolunda planını uygulamaya koydu. Okay a dönerek: - Senin horoz, tam bir dövüşken değil mi? - Tabii ki akıllım, şüphen mi var? - Şüphem yok; ancak bu işler lafla olmaz. Gerçek dövüşçü kendini karşılaşmada gösterir. Taşkın da söze karışıp: - Işın haklı, tabii ki bir horoza dövüşken demekle o horoz dövüşken olmaz. Mesela benim Tombik, hem iri hem dövüşken. Benim olduğum ortamlarda Çitlenbik in lafını bile ettirmem. - Ettirmezsin demek. - Ne sandın ya! Senin zayıf, çelimsiz Çitlenbik de horoz mu be! - Ne yani ben Çikçi yi Lâçin e boşa mı verdim? - O senin kafasızlığın akıllım! - Sensin kafasız, bi kere benim horozum tam bir dövüşken. Işın ın ateşlediği fitil tutuşmuştu. Bu işi biraz daha körüklemek için araya girerek: - Arkadaşlar tamam tamam, hemen birbirinizi suçlamayın. Bu işin daha kolay bir yolu var. Yarın horozlarınızı alır çayıra gideriz, orada kozlarınızı paylaşırsınız. Bu fikri Okay da Taşkın da kabul etti. Aksi halde korkmuş sayılacaklardı. Çayır, kasabanın hemen üst tarafındaydı. Orası çocukların Kırkpınar ı gibiydi. Bir yanda şırıl şırıl akan bir dere, onun kıyısında dizi dizi kavaklar, söğüt ağaçları, böğürtlenler; diğer yanda boylu boyunca uzanan pamuk, tütün, mısır tarlaları? Kasaba çocukları için çok güzel bir oyun alanıydı burası. Güreş mi yapılacak, futbol mu oynanacak hemen çayıra? Bir gün sonra Okay Çitlenbik i, Taşkın da Tombik i almış bir halde çayırın yolunu tuttular. Işın ve Çomar da yanlarındaydı. Çayıra vardıklarında Okay da Taşkın da heyecanlıydı. Horozlarının nasıl dövüştüklerini ilk kez göreceklerdi. Üç çocuk çimenlerin üzerinde bir daire oluşturacak şekilde dizilip horozları ortaya bıraktılar. Horozlar ilkin birbirlerine yönelmekten çok çimlerin arasında böcek aradılar. Ancak bir süre sonra Tombik Çitlenbik i gözüne kestirdi. Hemen boyun tüylerini kabartıp Çitlenbik in küçük ibiğini yakaladı. Ardından geniş kanatlarından da destek alarak ona iki mahmuz patlattı. Çitlenbik savruldu. Ancak bu şaşkınlığı uzun sürmedi. Hemen savunma pozisyonuna geçti. O da Tombik e dönerek boyun tüylerini kabarttı. Artık iki horoz da güdümlü birer füze gibi birbirine odaklanmıştı. İkisi de hırsla birbirine bakıyor, başlarını aynı anda bir aşağı bir yukarı hareket ettiriyorlardı. İkinci saldırı da Tombik ten geldi. Çitlenbik in ibiğini yakaladı. Yine sert bir mahmuz darbesi, yine aynı sonuç: Çitlenbik yerde. Çitlenbik bu kez düştüğü yerden daha bir hırsla kalktı. Tombik in ibiğini yakaladı. Ardından gelen iki mahmuz darbesi Tombik i yere serdi. Çocukların heyecanı dövüşün durumuna göre değişiyordu. Işın sa rahattı. Onun bu maçta kaybedecek bir şeyi yoktu. Horoz dövüşü yarım saat kadar sürdü. Maçın sonlarına doğru Tombik gagasını iyice açtı, sivri dilini çıkardı. Çitlenbik maça ısınmıştı. Tombik, Çitlnebik ten birkaç enerjik darbe daha alınca çareyi kaçmakta buldu. Dövüşü Çitlenbik kazandı. Okay sevinçle Çitlenbik i kucakladı. Tombik ise çayırın bir köşesine doğru kaçıyordu. Yakalanacak gibi değildi. Işın arkadaşına yardım(!) etmek için Çomar ı göreve çağırdı. Işın ın ?Yakala Çomar!? demesiyle köpek hemen Tombik in peşine düştü. Zaten yorgun olan horozu kısa sürede ön ayaklarının altına aldı. Derken çocuklar evlerinin yolunu tuttu. Okay mutluydu. Ancak bu horoz dövüşünü sevmemişti. Bu dövüşte kazanan da kaybeden de kan içinde kalıyordu. Okay, Kahraman horozu Çitlenbik le, eve dönerken bir daha horoz dövüştürmeme kararı da aldı. Taşkın ise yeni maçların hayalini kuruyordu. Altıncı Bölümün Sonu
Bu yazı 541 kere okundu.
|